Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

17 Haziran 2021

İnsan ne ister?

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de cennet ve cehennemden bahsederek kullarının cenneti kazandıracak bir hayatı yaşamasını teşvik eder. Furkan Suresinde cehennemi tasvir ettikten hemen sonra sorar:

“De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedilik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükâfat ve yerleşme yurdudur.” (Furkân; 25/15)

Korkunç bir gürültü ve harlama ile alevleri yükselerek yanan, çıkardığı uğultu ve gürültünün insanlara psikolojik anlamda bile yeterli gelebileceği, içerisine düşüverince ebediyyen yok olmayı isteyeceğin cehennem mi, yoksa içlerinden ırmaklar akan, her türden aklınıza gelecek ve gelmeyecek olan nimetlerin barındırıldığı ebedî huzur ve mutluluk yurdu olan cennet mi, Hangisini istiyorsun?

“Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?” (Muhammed; 47/15)

İşte Rabbimiz şu mübarek beyanlarıyla bizleri sürekli uyarıyor, dikkatimizi çekiyor, kendimize gelmemizi, aslımıza dönmemizi, takvayı kuşanıp sâlih amellere yönelmemizi istiyor. Her iki şekilde de kulların karşılaşacakları akıbeti defalarca ve tekrar tekrar ayeti kerimeleriyle haber veriyor. Neticesinde de; “Duanız olmasa, samimiyetiniz olmasa, salih amelleriniz olmasa, ibadet ve güzel kulluğunuz olmasa ne ehemmiyetiniz var?” diye uyarıyor.

“(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak." (Furkân; 25/77)

Görülüyor ki; Allah’ı bırakıp ta başka başka düzmece varlıkları Rab ve ilâh edinenlere; yaratıcıdan ve kitabından uzak gaflet içerisinde ve şuursuzca bir hayat yaşayanlara; nefislerinin tutkularını ve çeşitli fâni varlıkları, nesneleri, izmleri, mâkam-mevkîleri, ideolojileri…

Allah’a kulluktan üstün tutanlara, O’na kulluğu bırakıp kula kul olanlara veciz birer uyarıdır mübarek ayetler.

İnsanlar bu manada özgürlüğü yanlış anlayıp tanılandırmaktadırlar. Gerçek özgürlük, Allah’a kul olup, O’ndan gayrı her şey karşısında özgürleşmektir. Allah’a kulluğu bırakıp nefs ve şeytanların dürtüleri karşısında sınırsız isteklerin peşinde koşmak özgürlük değil, bağımlılıktır. Bu manada sınırsız özgürlük, sınırsız kötülük ve kötülüklere tutsaklık sonucuna götürebilir.

Böyle bir akıbete dûçâr olmaktan Rabbimizin merhametine sığınırız.

İnsanlık, bütün dünyada merhamet, adalet ve hakkaniyet esasları üzerinde bir zemin oluşturmadıkça hem dünyada ve hem de ahirette türlü türlü sıkıntılarla karşılaşmasına şaşırmamak gerekir. Mübarek ayetlerin bize verdiği mesajlardan bunları çıkarmamız mümkündür.

“Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.” (A’raf, 7/182-183)

İnsana düşen, ulaşmak istediğini söylediği hedefe doğru yürümesidir. Ulaşmak için gayret etmesi, fedakârlık yapmasıdır.