Dolar (USD)
17.9464
Euro (EUR)
18.3388
Gram Altın
1034.134
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

10 Mart 2021

İletişim Başkanı neden hedefte?

Hz. Mevlana zamanında, bir adamın sürekli tavukları çalınıyormuş. Hz. Mevlana’dan yardım istemiş. Hocam, benim tavuklarımı çalan komşularımdan biri ama hangisi bilmiyorum, ne olur bana yardım et...

Mevlana adama şimdi komşularına git, hoca hepinizi yarın sabah namazına bekliyor de demiş. Sabah olmuş, bütün ahali camiye gelmiş ve Hz. Mevlana sabah namazını kıldırdıktan sonra başlamış vaaz vermeye.

Kardeşlerim! Hırsızlık çok kötü bir alışkanlıktır. Öyle adamlar var ki komşusunun tavuğunu çalar, keser, yolar bir de utanmadan kafasında çaldığı tavuğun tüyüyle camiye gelir demiş… Tam da bu sırada adamın biri elini hemen kafasına götürünce de hırsız hemen tespit edilivermiş...

İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun Bey’e ‘’Pergolacı’’ gibi çirkin bir sıfat ile hitap edenleri görünce hep bu fıkra geliyor aklıma.

Tavukları çalan hırsızlar gibi türlü yalanlar ile algı oyunları yapanların başlarındaki tüyü göstermeye başladı, İletişim Başkanlığı... Tüyler gözüktükçe ayarı bozulanlar da seviyesizce saldırmaya başladılar.

Hizmet diye bir derdi olmayan CHP kadrolarının son yıllara kadar yapabildiği en iyi şey algı yönetimi ve yalan manipülasyonları. İletişim Başkanlığı’nın sahada aktif olması ise CHP’nin manevra alanını bir hayli zayıflattı.

Bu nedenle son dönemde kelime oyunlarıyla dezenformasyon yapamayan zihniyet, gün geçtikçe kendini daha gülünç hale getirmeye devam ediyor.

En son Mahir Ünal’ın bir televizyon programında dolu bardak, boş bardak ile verdiği örneği ‘’bizden önce bardak yoktu’’ dedi diyerek piyasa sürenlerin yalanları daha yatsı olmadan ortaya çıktı. Yıllardır Ensar vakfı olayında, bakanın sözünü istedikleri şekilde çevirerek ağızlarına sakız yaptılar...

Doğru çizmeyi giyinceye kadar yalan dünyayı yedi kere dolaşırmış.

Hükümetin en zor işi; icraatın yanı sıra, ortaya çıkacak yalanlara karşı da tedbir almak.

En son Gara Operasyonu vesilesiyle Süleyman Soylu’nun açıklamalarında bu duruma bire bir şahit olduk. O zor mücadele içinde aileleri şehit naaşları ile hızlıca buluştururken bir yandan da “bombalanarak şehit edildiler “ yalanına karşı vücut bütünlüklerinin olduğunu ispat için delil toplamak, acı içinde acı …

Yalan ile mücadele, adeta karanlıkta görünmez bir düşmana karşı yumruk sallamak gibi. Başarılı olmak boşluğa çok yumruk atmaktan ziyade karanlık ortam bırakmamak ve aydınlığı artırmak ile mümkün.

İletişim başkanlığı kurulduğundan beri bu görevi yerine getirmeye çalışıyor.

‘Gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desen iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yapalım geri şunu desen bir Sinan gerek bir de Süleyman.’

Yalanlarını sıralamak ve doğrunun tahtını sallamak için birkaç vasıfsız özgür, engin, faik yeterliyken, doğruyu savunmak için Fahrettinler, Süleymanlar lazım …

Kaşıkçı cinayetinde patlamak üzere olan bombayı Türkiye’nin kucağına bırakarak hem muhalif bir gazeteciden kurtulmuş, hem de Türkiye’nin başını bu konuda Halkbank davası gibi bir belaya sokmayı hedefliyorlardı.

Ama iletişim başkanlığının ve diğer devlet kurumlarının organize atakları ile bomba Amerikalıların ve Suudların kucağında kaldı. O günden beri birbirlerine atmaya çalıştıkları bir boomerang oldu adeta.

Eskiden hizmet etmemelerini, hizmet edenlere attıkları yalanlar ve iftiralar ile örtüyorlardı. En iyi yaptıkları iş olan algı yönetimini eskisi gibi yapamadıkları için Fahrettin Hoca gibiler hedeflerinde ve hep birlikte yükleniyorlar.

Fahrettin Hoca’ya ‘’Pergolacı’’ hitaplarının altında yatan gerçek, bize karşı geleni küçük düşürmek için elimizden geleni yaparız demek aslında. Arkasından geleceklere gözdağı vermek bir açıdan da.

Fahrettin Hoca’yı alkışlıyor ve kafalardaki tüyleri gösterme yönündeki iradesinden dolayı kutluyoruz.