TDV Kurban

11 Haziran 2021

​İktidar Savaşı Ve Yerel Muhalefet İlişkisi 2

     Merhum Mehmet Niyazi Özdemir’in “Türk Devlet Felsefesi” isimli kitabında Türk Devletine “baş” olmak için Hakanın kendisini Oğuz Kağan’a soy bağı ile bağlı olduğunu ispatlaması gerektiği ifade edilmektedir ki doğrudur..

  Bununla amaçlanan düşünce, toplumun tamamının bu isim üzerinde uzlaşı sağlamasında “genetik destek” olması fikridir..

   Akıllıca!

Bir milleti Ergenekon’dan çıkaran lidere akraba olmak Türkler arasında elbette revaç bulmalıydı..

      İçerideki muhalefeti adeta ortadan kaldıran bir gelenek..

     Oysa, zamanımızda bu tür bağlar pek az belirleyici olabilmekte.

   Dolayısı ile olanca  hıncı ile iktidar mücadeleleri yaşanmakta, şayet ülkeler Batı demokrasileri gibi yerleşik parti sistemlerini esas almışsa menfaat grupları ilgili partilerce temsil edilebilmektedir..

     Bizim gibi Batı demokrasilerini ithal eden ülkeler ise olgunlaşmamış ya da olgunlaşmasına müsade edilmemiş sancılar çekmektedir!

    Ülkemiz, iktidar-muhalefet ilişkilerini en acı tecrübelerle yaşamış bir demokrasi..

     Dönüşümünü yaşadığı başkanlık sisteminde siyasi istikrar gözetilmekte, iktidarın daha etkin hareket kabiliyeti kazanması esas alınmaktadır.

    Kendince haklıdır!

    Oysa ki bizim geçmiş devlet tecrübeleri, toplumu belli bir üst kimlikli lider etrafında toplayabildiği zamanlarda muhteşem işler çıkardığımıza da tanıktır.

     Batı demokrasileri ile bire bir partileşme ve yönetim organizasyonu bize göre mi sorusunu hiç sorduk mu kendimize?

    Ne gerek var canım!!!

Var işte..

  Toplumsal gerilimi sıfırlamaya çalışmak daha doğru olan yol değil mi?

    Lafı uzatmak mümkün..

Sadede gelelim, bizim siyaset  kurumuna sil baştan ele almamız, revize yapmamız, Batı siyaset kurumlarından ayrışmamız elzemdir..

   1) Toplumsal kesimlerimizin tamamının temsil edildiği bir iktidar modeli düşünülmelidir.

  2) Mevcut başkanlık sistemine iktidarda muhalefet partilerinin de temsil edildiği bir mekanizma getirilmelidir.

  3) Milli varlığı tehdit eden oluşumlara daha baştan tedbir alınarak bölücü ve yıkıcı unsurların palazlanmasına müsade edilmemelidir.

  4) Toplumun seçim ile belirlediği bir “İhtiyar Heyeti” tavsiye niteliğinde kararlar alması ve bağlayıcı olmaması şartı ile oluşturulmalıdır.

    Thomas Moor’un Ütopya’sından daha az ütopya içeren bu önerileri çoğaltmak ve toplumsal gerilimleri ortadan kaldırmaya çalışmak “işinde gücünde olan bir ülke” ortaya çıkarmak için zaruri çabalar olsa gerektir..

Haa!

Bu muhalefet ile bu düşünceler ne kadar mümkün de denilebilir!

İşin berbat tarafı da bu ya!!!

Allah’a emanet olunuz..

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement