Dolar (USD)
17.9573
Euro (EUR)
18.3233
Gram Altın
1030.63
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

13 Eylül 2021

İki kere ikinin dört etmesi gibi...

Değerli okurlarım, son dönemde, muhafazakar kesim dahil birçok kesimin yaşantılarında büyük rahatlama oldu. Artık geçmişteki gibi, insanlar düşüncesinden, kıyafetinden dolayı itilip kakılmıyorlar...

Eğer bugün birileri, biz yaşantımızda özgür değiliz diyorlarsa, onların özgürlük tanımlarında bir yanlışlık vardır. Ya da, onların özgürlük dediği şey, başkalarının yaşam alanlarına girmek demektir.

Burada tuhaf olan nedir biliyor musunuz? Her defasında, özgürlüklerden dem vuranların, söz konusu muhafazakarlar olduğunda, bütün söylemlerini unutmalarıdır.

28 Şubat hortlatılmaya çalışılıyor...

Değerli okurlar, bu memlekette, Diyanet İşleri Başkanı'nın, Yeni Yargıtay Binasının açılışında dua etmesi, eleştiri konusu oldu.

Peki, o dua neden eleştirildi? Neden olacak... Diyanet İşleri Başkanı'nın dua etmesi, laikliğe aykırı görüldüğü için...

Hatırlayın... 28 Şubat'ın Zalimleri ne diyorlardı? "Dine ait olan ne varsa, Kamusal alana giremez... Eğer dinini yaşamak istiyorsan, bizim alanımızın dışına çık..."

Hoş, bugün söylenenler, bunlardan çok farklı değil... Ha bu söylemlerin hayatımıza etki etmemesinin nedeni, söyleyenlerin gücü elinde bulundurmamasıdır.

Bak buraya yazıyorum... Ellerine en ufak bir güç geçirsinler, o karanlık günleri tekrar yaşatırlar...

Küçük bir hafıza tazelemesi...

Efendim, 28 Şubat Zulmünün zirve yaptığı dönemde, bir teyzemiz pasaport yenilemeye gidiyor. Bu yenileme esnasında da kendisinden fotoğraf isteniyor. Hem de başı açık fotoğraf...

Başı açık fotoğraf talebini, teyzemiz kabul etmiyor. Pasaportu yenileyecek memur ısrar ediyor. Teyzemiz yine kabul etmiyor.

En sonunda, memur -"Başınızı yarısına kadar açıp fotoğraf çekilemez misiniz?" diyor. O teklife, teyzemiz şu ibretlik cevabı veriyor: -"Ben başımı açacaksam, o pasaportu almam..."

Bu kararlı duruşu gören memur, çaresiz pasaportu yenilemek zorunda kalıyor. Tabi, başörtülü fotoğrafla...

Hafıza tazelemesi yapacağımız ikinci olayda, bir Askeri sınav mülakatında yaşanıyor. O mülakatta, "Denize Atatürk'le, Muhammed düşse hangisini kurtarırsın?" diye soruluyor.

Evet, o dönemde zulüm işte bu kadar zirve yapmıştı. Ne diyelim, o günler gitsin gitsin de, geri gelmesin...