Dolar (USD)
17.9405
Euro (EUR)
18.3541
Gram Altın
1034.523
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

13 Şubat 2022

Hümayun'dan tarihimize armağan eserler

Tarihimize dair kaleme aldığı eserleriyle tanınan Mustafa Armağan’ın bütün kitapları artık Hümayun Yayınevi’nden çıkıyor.

7-Mustafa Armağan_1b56e34680ba56c88cd49be825ffb9f5.JPG

Mehmet Nuri Yardım

Değerli romancı ve fikir adamı Kemal Tahir, “Biz tarihi çalınmış bir milletiz.” diyordu. Sadece çalınmadı tarihimiz örselendi, yalanlara bulandı, karanlığa itildi. Yıllar boyu nesiller, yanlış bilgilerle kandırıldı. Tarihî hakikatler göz ardı edildi çoğu zaman. “Yalan söyleyen tarih”ler revaçta kaldı uzun süre. Ve sonra gerçekler anlaşılmaya, doğrular bulunmaya ve insanlarımız aydınlatılmaya başlandı. Hakikat güneşi artık doğuyordu. Türkiye’de tarihimizin doğru okunması ve yazılması, ömürlerini bu konulara hasreden yazarlar sayesinde mümkün olmuştur. O yazarlardan biri de şüphesiz Mustafa Armağan’dır.

Mustafa Armağan’a Dair

Şanlıurfalı bir anne-babanın çocuğu olarak 1961 yılında Cizre’de doğan Mustafa Armağan, ilk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra çeşitli yayınevlerinde editör olarak çalıştı. İlim, Risale, İnsan, İz, Ağaç, Etkileşim ve Ketebe Yayınları’nda editör, yayın danışmanı ve yayın yönetmenliği görevlerinde bulundu. İzlenim ve Derin Tarih dergilerini yönetti.

Bugüne kadar 50’ye yakın kitaba imza atmış olan Armağan, özellikle tarih yazıları ve kitaplarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı başardı. Hâlen Akit TV’de “Kayıtdışı Tarih” programını yapmakta, konferanslarının yanısıra Yeni Akit gazetesine haftalık tarih yazıları kaleme almaktadır. TYB ve ESKADER gibi kuruluşlardan ödülleri bulunan yazarımızın yayımlanmış eserleri arasında Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası, Şehir Ey Şehir, Osmanlı, İnsanlığın Son Adası, Kızılelma Peşinde Bir Ömür: Fatih Sultan Mehmed, Küller Altında Yakın Tarih, Tek Parti Devri, Kızıl Pençe, Yavuz Sultan Selim Han, Âsım’ın Nesli, Ayasofya Entrikaları, İnsan Yüzlü Şehirler, Korku Duvarını Yıkmak, Osmanlı’nın Kayıp Atlası, Osmanlı’nın Mahrem Tarihi, Kır Zincirlerini Osmanlı, Ezan Şehidi Menderes de bulunuyor. Mustafa Armağan’ın bütün eserleri, artık yeni kurulan Hümayun Yayınları’ndan çıkacak. Kitaplar çarpıcı kapakları ve düzgün mizanpajları ile okuyucunun ilgisini çekmeyi başarıyor.

10-buyuk osmanli projesi (on yuz)_14f16a3fdb301c7d8c3b5bfefe678f24.jpg

Büyük Osmanlı Projesi

Mustafa Armağan’ın Hümayun’dan her biri ayrı bir araştırma ve inceleme konusu olan yedi eseri yayımlandı. Geniş bir çalışmanın ürünü olan bu kitaplar üzerinde biraz durmak gerekiyor. Dört ayrı bölümden meydana gelen Büyük Osmanlı Projesi’nin daha ilk sayfalarını okumaya başlarken Arif Nihat Asya gibi bir “Bayrak Şairi”nin ‘Mağaradakiler’e dağın yüreğini nasıl sunduğu anlatılıyor. Şiirin yanında inançlı yüreği ve doğru safı tercih etmesiyle gönüllerde taht kuran bahtlı şairimiz Asya’nın “Yoksa şu yaprakta Yavuz / Yoksa şu sayfada Oğuz / Biz de yoğuz, biz de yoğuz.” mısralarıyla nasıl bir medeniyetin mensubu olduğunu gösteriyor. Armağan, yitirdiğimiz muhteşem maziyi, kaybettiğimiz görkemli tarihi şairlerin ışıldaklı şiirleriyle de bize hatırlatıyor, görmemizi sağlıyor. Mesela Ziya Paşa, “Ger Endülüs olmazsa ziyâdâr / Kim Avrupa’yı ederdi bidâr?” mısralaıyla neyi kaybettiğimizi, değerlerimizi nerede arayacağımızı son derece etkili bir şeklide bize söylüyor. “Son söz”ün ilk satırında ihtişamlı saltanatıyla yedi iklim, dört diyarda hükmünü icra eden ve fetihleriyle göz kamaştıran Kanuni Sultan Süleyman’ın kalbe dokunan sözüyle uyanıyoruz: “Ve sen dahi fâni olan nesneye gönül bağlamayasın?”

Armağan’ın kitaplarında tarihî hakikatler, edebiyat neşvesiyle harmanlanıp okuyucuya sunuluyor. Dolayısıyla meraklı okur, edebî bir eseri okurken tarihin gerçeklerini de öğrenmiş ve kavramış oluyor.

11-satilik imparatorluk_2540b74788fe86526447783171bf0bba.jpg

Satılık İmparatorluk

Bir kitap adı olduğu gibi bir tespit, teşhis emareleri görünüyor. Burada Osmanlı mirasının neden ve nasıl satıldığı en ince teferruatıyla gözler önüne seriliyor. Armağan belgelerle hareket ediyor. Öne sürdüklerinin belgesini, vesikasını ortaya koyuyor. Dolayısıyla eserlerde vücut bulan fikirlerin sağlam bir zemini, güçlü bir dayanağı bulunuyor. Kişiler, müesseseler ve kavramlar üzerinde titizlikle durulurken kaybolan değerlerimizin nasıl yeniden ikame edilebileceği yolunda mühim ipuçları da veriliyor.

Bir diğer kitap, Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler adını taşıyor. Gizemli bir isim ve vukufiyetle ele alınmış derin meseleler. Arka kapak yazısından okuyalım: “Bir süredir çıktığı her tarih seferinden göz kamaştırıcı ganimetlerle dönmeyi bilen Mustafa Armağan, ‘Osmanlı Tarihine Maskeler ve Yüzler’ adlı tartışmalara yol açacak kitabında, okuyucusunu tarihin labirentlerinde nefes nefese bir serüvene davet ediyor. Osmanlı tarihindeki tartışmalı alanlara alışık olmadığımız yeni bir bakış açısıyla bakmayı deniyor.”

9-kazim karabekir gozuyle yakin tarihimiz-1_73b7cda319ea1b0e214d751633014da1.jpg

Kâzım Karabekir’in Gözüyle

Kâzım Karabekir, İstiklal Harbi’nin büyük komutanlarından. Doğu Cephesi’nde zafer üstüne zafer kazanarak makûs talihimizi alt eden Paşa, Sevr’i yırtan ilk anlaşmanın altına imza atmış bir öncü. Bir siyaset ve askerî harekât dâhisi olan Karabekir’in gözüyle yakın tarihimize baktığımızda bulutlar üstündeki birçok sisin dağıldığını görebiliyoruz. Mustafa Armağan, 1918-1922 dönemini Karabekir Paşa’nın ağzından ve onun gözü ve gözlemleriyle aktarıyor. Uzun süre susturulan Kâzım Karabekir Paşa’yı konuşturuyor. Okuyucu, bu mümtaz askerin mihmandarlığında tarihimizi sarsan 4 yılın hikâyesini daha iyi anlayabiliyor ve gerçekçi bir şekilde kavrayabiliyor. Paşanın, eserin girişinde okuduğumuz şu sözü oldukça düşündürücüdür: “Vatan çocukları! Daima kendinizden öncekilerin yaşayış tarzını iyi bilin ve onlardan ibret ve örnek alın. İnsanlara hürmet etmek kadar hürmet ettirmek de bir borçtur.”

13-gencler icin abdulhamidin kurtlarla dansi_5207e46fe2859070b19a12180be4d598.jpg

Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı

Daha önce yazarımızın Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı üç cilt hâlinde neşredilmiş ve büyük yankılar uyandırmıştı. Tarih sever okuyucuların eline ulaşan ve büyük bir ilgi ve talep gören eser bir siyasi dehanın çok iyi bir romanı ve serencamı gibidir. Bu eserin “Gençler İçin” versiyonu da bu talep üzerine yapılmış bulunuyor. Etrafı ‘kurtlar’la çevrili olan akıllı, dirayetli ve cesur padişahın, 33 yıl boyunca devlet gemisini nasıl sağ salim bir şekilde sahile kadar yüzdürdüğünün ibretli destanını burada okuyabiliyoruz.

14-icimize acilan kapilar_bc5cd3c3aba509f9d9b389015c754619.jpg

İçimize Açılan Şehirler

Mustafa Armağan bilhassa tarihî şehirleri çok seviyor ve onları anlatmaktan büyük bir haz duyuyor. Kitapta, modernleşme ile birlikte toplum olarak nasıl yeniden ayağa kalkılabileceğinin incelikleri gösteriyor. Yazar, hepimizin yaşadığı şehirleri anlatırken onların da âdeta canlı organizmalar gibi nefes alıp verdiklerini bize olağanüstü bir üslûp ile anlatıyor. Şehir mimarilerinin önemini bize hatırlatan yazar, kaybolan gelenekler ile birlikte söz konusu toplumun da bitiş süreceğine evrilebileceğini ihtar ediyor.

12-avrupanin 50 buyuk yalani_80948c134071e78b78cdb94043eee4ac.jpg

Avrupa’nın 50 Büyük Yalanı

Bu kitap adını okurken gayr-ı ihtiyari Avrupa’nın 500 Büyük Yalanı deyivermiştim. Esasen daha iyi bir araştırma yapılabilirse Batının yüzlerce yalanı söyleyip koruduğunu, hatta zaman içerisinde bunlara kendisinin de inandığını dile getiriyor. Peki hangi yalanlar bunlar? Bir kısmına bakalım: “Rönesans yalanı”, “Sanayi Devrimi’nin gerçek yüzü nedir?”, “Avrupa’da yamyamlığın Karanlık Tarihi” “Matbaanın Mücidi Gutenberg midi?” “Shakespeare gerçekten yaşadı mı?”, “Donkişot Müslüman mıydı?” ve “Neron Roma’yı Gerçekten Yaktı mı?” Her bir başlık kışkırtıcı bir hâlde mevzilenmiş bulunuyor.

Aslında merakımı mucip olacak eserin devamında şu satırlar da bizi uyandırıyor: “Kovboylar zenci miydi?”, “Kovboyla Zenci miydi?”, “Batıda Annelik Bitiyor mu?”, “Galile Bir Efsane mi?”, “Batı’da annelik Bitiyor mu?” , “Galile Bir Efsane miydi?”, “Haritalar Nasıl Yalan Söyler?”.

Kitaptaki bilgiler, önce bizde merak uyandırıyor. Bu tecessüsün ardından şaşırmaya başlıyoruz. Ama hemen ardından düşündürtme fonksiyonu devreye giriyor. Hem de nasıl bir büyük istekle! Artık Batı’nın gerçek yüzünü görebilmenin hüzünlü ve tatlı telâşı içindeyiz. Bu kitabı okurken bugüne kadar üzerinde pek durulmamış mevzuları ise “muhtasar ve müfit” bir şekilde okumuş bulunuyoruz.

Bütün Dertlerin Çözümü

Bir yerde okumuştum. Deniliyor ki: “Bütün dertler okumakla halledilir. “ Hakikaten öyledir. İnsanlar, tarih güneşi doğduktan sonra sadece heybelerini değil yüreklerini de bu ışık donanmasından doldurmalı ve gelecek nesillere sağlam bir zihin, yeni ve doğru bir ilim ile şuurlu bir anlayış bırakmanın sevincini yaşamalıdır.