22 Ekim 2021

'Hepimiz Meryemiz' ve Kudüs Dâvası

Filistin, hukuk için insanlığa karşı işlenen suçların artık yaptırımı olmasını, insanlık için gür sada verilmesi gerekliliğini, batı medyası için filtreli bakışını ve devletler için vicdanlarda meşruiyetini yeniden sorgulatan duruş eksikliklerini aşikâr eden bir imtihan oldu. İsrail’in abluka altında tuttuğu Gazze’ye saldırıları, Mescid-i Aksa’nın özel statüsünü ihlâl eden pervasız baskınlar, insan onurunu hiçe sayan hak ihlâlleri sürerken Filistin’in tarihe geçecek onurlu direnişi haksızlıkların, acıların içindeki ışıldayan güzelliklerden. İsrail’in apartheid suçuna, sistematik işgâl politikalarından yıkımlara karşı topyekûn genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla mücadele verilirken gülümseyerek ve izzetle direnen Filistin’in kadınları da tüm dünyaya bir ders veriyor.

**

Kudüslü kadınların bu onurlu direnişini desteklemek için “Hepimiz Meryemiz” dayanışması ile 26 ülkeden katılımla Hepimiz Meryemiz Platformu ve Nisaul Aksa (Aksa Hanımları)Derneği girişimleriyle gerçekleşen Uluslararası Hepimiz Meryemiz Konferansı’nda zulmün onları yıldırmak şöyle dursun, hamdını, izzetini, mücadele şevkini arttırdığı güçlü kadınları ve hikâyelerini dinledik. Her ülkeden Kudüs’ü davâ görenlerin “Kudüs’ün Meryemleri Sönmeyen Kandillerdir.” denilen uluslararası konferans ile İstanbul’da ses verişi her yönüyle ayrı kıymetli idi. 16-17 Ekim’de gerçekleşen konferansa katılan Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Mehmet Kasapoğlu, 2018’de Kudüs’ün İslâm Dünyası Gençlik Başkenti ilânını ve gençlerin Kudüs’ün önemini idrak ederek yetişmesi yolundaki çalışmalarını, müteakiben Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Derya Yanık da İsrail’in Cenevre Sözleşmesi’ni, uluslararası insancıl hukuku ihlâl edişini de vurgulayarak hukuk yönüne de dikkat çekti.

**

Kudüs’ü kırmızı çizgi bilen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan'ın kıymetli eşi Emine Erdoğan Hanımefendinin savaş, çatışma ve işgâl bölgelerinde yaşayan, hakları ihlâl edilen Filistinli çocuklara dair “Üzeri silâh dolu bir İsrail askerinin karşısında, küçücük yumruğunu kaldırmak zorunda kalan kız çocukları, hepimizin kalbini paramparça ediyor.” derken acının boğazında yumru oluşu, durduramadığı gözyaşları esasen birçok sözden daha çok şey anlatıyordu. Filistin direnişinden örneklikle hatırlattığı şu ölçü ise hayatta her alana şamil olması gereken kıymetli bir kılavuz: 

“Zalimle zalimleşmeden Müslümanca ve imânı hep taze tutarak mücadele”.

**

Mescid-i Aksa’nın gönüllü muhafızları olarak bilinen murabıtlardan Hatice Kuveys’in “Kim bize yardım edecek? Kim bu gidişe dur diyecek? Kim Meryemlere kefil olacak? Kim Aksa’nın kandillerini yakacak?” sualleri mesuliyetimizi hatırlatan bir nidâ idi, tüm bu yangının ortasında Cumhurbaşkanımıza yaptığı her şey için teşekkürü de ülkemiz için onurlu bir mutluluktu. Programda dinlediğimiz avukat Hamza Kutayna Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri’nin olduğu gibi orada hukuksuzluğa düçar olan herkesin hak mücadelesinde yanında olmuş kıymetli bir hukukçu. Kendisiyle Kudüs’ü dâva bilen, emeği büyük ve Kudüs Bilinci Derneği Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Emine Çınar Hocamın organizesiyle yaptığımız görüşmede uluslararası alanda hukuk mücadelesi gerekliliğini konuştuğumuz gibi uğradığı hak ihlâllerine rağmen yılgınlığa düşmeyen bir murabıtayı, Aida Hanımı da dinledik, tanıştık, duasını aldık. Kudüs öyle güzel bir dava ki güzel insanlarla da yolunuz kesişiyor, heyecanıyla Kudüs’ten her mazlum coğrafyaya dek koşturan aktivist-yönetmen Tülay Gökçimen, Nisaul Aksa Derneği Başkanı Dilek Tekocak, Hepimiz Meryemiz Platformu Türkiye Başkanı Ayşegül Bayıcı ve daha sayamadığım nice emek verenler, bu güzel insanlardan…

**

Geçen günlerde vefat yıldönümünü idrak ettiğimiz Aliya’nın dediği gibi “Tarihi Allah yazar; biz sadece nerede duracağımıza karar veririz.” Darp edilen bir kızı savunduğu için tutuklanmış olan Filistinli müzisyen Meryem Afifi’nin İsrail kuvvetlerine “ya yanlış taraftaysan” diyerek hakikati anlatırken sadece İsrail askerine değil, zulme sessiz kalan dünyaya da seslenişi gibi, “haklının yanında mısın” diye soran ve o duruşuyla vicdanlar da yargılama başlatan, sorumluluk aşılayan bir buluşma ve duruş idi.

 
Advertisement Advertisement Advertisement