Dolar (USD)
17.941
Euro (EUR)
18.3177
Gram Altın
1029.41
BIST 100
2795.06
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

03 Temmuz 2022

Hareket ile Bereket!

Trafik iyice sıkışınca radyo kanalları arasında dolaşıp durdum.

Sıkıntımı dağıtacak bir “şarkı, türkü” arıyordum.

Hem enerji versin, hem de çok cıvık olmasın istiyordum.

“O yana da bu yana da salla!” kıvamlı şarkılar gıcık eder beni, buraya kadar da düşürmemek lâzım seviyeyi!

*

Epeyce kanal dolaştım; epeyce şarkı, türkü atladım, birkaç tur attım.

Karşıma çıkan şarkıların yabancı olanları hareketli, canlı, tempolu…

Bizimkilerin çoğu ise bol acılı, dertli, kasvetli…

Zalim güzellerden” bahsediliyor.

Aşka karşılık vermeyen “güzel”, zulmetmekle suçlanıyor!..

Hain, zalim oluyor, “kâfir” bile oluyor güzeller, “pas vermemenin” derecesine göre.

Devamlı isyan…

“Kaderin böylesine yazıklar olsun!”

“Batsın bu dünya!”

“Sende mi Leyla!”

*

Kulakları çınlasın, Devlet’in mühim mevkilerinden birinde görev yapan bir arkadaşım…

“Kasvet yağdırarak üzerime gelen” şarkıları, türküleri “pas” geçerken, aklıma geldi.

Çok ilginç tespitleri var, aktarayım da katılıp katılmamak size kalsın.

Arkadaşım şöyle giriyor söze:

“Dikkat edersen; sağlıksız beslenen, az spor yapan insanların ağırlıkta olduğu toplumların şarkıları ‘kara sevda’, ‘ümitsiz aşk’, ‘zalim felek’, ‘zalim sevgili’ isyanlarıyla doludur.

Dertle, kederle, gamla, isyanla doludur.

Enerjiyi tüketen, insanlığı mutsuzluğa, umutsuzluğa sürükleyen mesajlarla doludur.

Negatif enerjiyle doludur!”

*

Bu böyle midir?

Sağlıksız beslenme, az spor yapma ile “şarkılar, türküler” arasında bağlantı var mıdır?

Sosyal bilimlerde “yüzde yüz” doğruluk var mıdır?

“Pek yoktur” diyorsak, söyledikleri kafamıza yatmasa bile, dinlemeye değer.

Devam etsin arkadaşımız:

“İnsanlar çok küçük yaşlarından itibaren sağlıklı beslenmezler ya da beslenemezlerse ve spor yapmazlarsa…

Bu durum ruhi ve fiziki gelişimlerini olumsuz yönde etkiler…

Sağlıksız beslenen ve hareketsiz yaşam süren bir insanın her iki yönden de sıkıntıya düşme ihtimalinin çok daha büyük olduğunu kabul edersiniz değil mi?”

*

Evet…

Öyle olur.

Beynin mutluluk hormonu salgılama düzeyiyle, beslenme arasında birebir bağlantı var.

Spor yaptığım dönemlerde çok daha mutlu olduğumu, stresimin çoğunu attığımı bilirim.

Devam etsin arkadaşımız hele:

Sadece beslenme ve spor değil; kültür, sanat ve zanaat faaliyetlerinin de insanın ruhi gelişiminde büyük katkıları vardır. Etrafınıza bakın, el emeği, göz nuru gerektiren işlerle meşgul olan insanların çok daha mutlu ve huzurlu olduklarını görürsünüz. Kahvehane köşelerinde, saçma sapan sandalyelerin üzerinde saatlerce oturup kâğıt, taş oynayan, duman üfleyen, sıkıntı püfleyen insanların suratlarından bezginlik akar. Boş vakit, şeytanın çalışma odasıdır!”

Tamam da bunların şarkılarla, türkülerle ne alâkası var?

Dur sabırsızlanma oraya geliyorum…

Şarkılardaki türkülerdeki isyan, aslında insanın manevi boşluğuna isyanı.

Ne bu dünya için ne de ahiret için yaşayan bir insan.

İnancımız her ikisine de dikkat etmeyi emreder.

Dünyada yaptığın işler, ahretindeki durumunu belirleyecek.

Bazı toplumların insan tipi, dünyadan da ahretten de kopuk.

Öylesine yaşıyor.

Vakit geçirmek için yaşıyor!

Aslında hiç yaşamıyor!..

Bazı toplumlarda, ‘Vakit geçmiyor arkadaş!’ şikâyetini sıkça duyarsınız.

Hayat bu kadar kısa iken, vaktin geçmemesinden şikâyetçi olmak da ne demek?

Üzerinde yoğunlaştığınız, yapmaktan haz aldığınız bir işi zamanında yetiştirmek gibi bir hedefiniz varsa, böyle bir derdiniz olur mu?

Vaktin geçmemesinden şikâyet ‘boşluğa’ işaret eder.

İnsan, bir yandan ölümün gelmesinden çok korkar…

Diğer yandan da ölüme yaklaştıran vaktin hızla geçmemesinden şikâyetçi olur!

Saçmalığa bakar mısın?!

Sabırsızlanma lütfen; türkülere, şarkılara geliyorum…

Sağlıklı beslenemeyen, spor yapmayan insanların çoğunlukta olduğu toplumlardan girmiştim söze.

Benim teorim, ister kız ister darıl…

Böyle toplumlarda ‘güzellerin’ oranı çok daha az olur.

Dikkat edin, beslenmeye, spora önem veren toplumlarda ‘güzel’ oranı çok daha fazladır.

Toplumların genetik mirasları elbette önemlidir ama insanlar sağlıklı beslendikçe, spor yaptıkça nesiller boyunca değişimler olur. Dikkat ediyorsundur; zeytinyağı, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin olduğu yörelerde, çocukların ve gençlerin fiziki gelişimleri farklıdır. Şöyle bir bak, görürsün!

Şimdiii…

Bir yerde, ‘güzel oranı’ fazla olursa, ne olur?

Olmazsa ne olur?

Ben ‘olmazsa’ ya cevap vereyim:

Az sayıdaki güzel için, birileri birbirlerini yer.

Kimileri, güzele ilgisinin karşılığını alabilir, çoğu da alamaz.

İlgisine karşılık görmeyen de…

Derdini şarkılara, türkülere döker.

Sonunda da…

İş ‘Seni gidi zalim güzel!’ meselesine varır!

Kardeş, bu sağlıklı, hareketli yaşam meselesi çok önemli.

Hareket, bereket.

Dikkat edersen, Dünyaya hükmeden devletler, büyük güçler okyanusların, büyük denizlerin kıyısında kurulmuşlardır.

Okyanus, deniz hareket ve bereket demektir.

Denizci olmak, karacı olmaktan çok daha zordur.

Çok daha fazla teknik bilgi ister, beceri ister.

Uzağa gitmeye gerek yok, Osmanlı ne zaman engin denizlere açılmıştır, o zaman çok büyük devlet olmuştur.

Okyanuslar, denizler, büyük nehirler…

Hareket demektir, bereket demektir.

Sağlıklı ürünler demektir.

Buraların etraflarındaki toplumların şarkılarında, türkülerinde isyandan ziyade hareket ve bereket vardır.

Enerji vardır.

Yaşama sevinci vardır.

Durgun sular kir tutar, akan sular temizlenir.

Enerji üretir.

Bizler, denizlerde, çılgın nehirlerde olmalıyız!..

Bu hantal, bezgin, üzgün, süzgün ruh halinden kurtulmalıyız!

*

Trafik sıkışıklığında radyonun atlayıp durduğu şarkıları, türküleri geçerken…

“Sen çok yaşa arkadaşım!” diye gülümsedim.

Amma tuhaf, hatta “saçma” lâflar etmiş değil mi?

Şarkılarla, türkülerin ruhuyla…

Sağlıklı beslenmenin, spor yapmanın, hareket ve bereketin ne alâkası var?!