Milat Web

22 Kasım 2021

Gıdayı bir silah olarak kullanacaklar!

İklim sahtekârlığını hala çözemeyenler bu yazının muhatabı değildir. Onlar BM’in, WEF’in ve finans oligarşisinin doğanın kurtarılması için seferber olduklarına inanmaya devam edebilirler.

2015 tarihinde BM iklim değişikliği genel sekreteri ve Paris İklim Anlaşması’nın mimarlarından Christina Figueres, iklim değişikliğiyle mücadelenin bir süreç olduğunu ve dünya ekonomisinin gerekli dönüşümüne tek bir konferans veya anlaşmayla karar verilmeyeceği konusunda uyarıyordu.

Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında Figueres,”İnsanlık tarihinde ilk kez, sanayi devriminden bu yana en az 150 yıldır hüküm süren ekonomik kalkınma modelini belirli bir süre içinde bilinçli olarak değiştirmeyi kendimize görev ediniyoruz” diyordu.

Bu görevi onlara kim verdi bilinmez ancak meselenin iklim değişikliği olmadığı aşikâr.

Şimdi size Kasım 2015’te gerçekleştirilen bir simülasyondan bahsedeceğim. “65 uluslararası politikacı, akademisyen, girişimci ve kanaat önderi dünyanın gelecekteki bir gıda krizine nasıl tepki vereceğini belirlemek için Washington DC'deki Dünya Yaban Hayatı Fonu merkezinde bir araya geldi.

İki gün boyunca katılımcılar 2020’lerde olası bir gıda krizine nasıl yaklaşılması gerektiğini simüle ettiler.

Fiyatları uzun vadeli ortalamanın yüzde 400'üne yaklaşan iki büyük gıda krizi, iklimle ilgili bir dizi aşırı hava olayı, Pakistan ve Ukrayna'da hükümetlerin devrilmesi ve Bangladeş, Myanmar, Çad ve Sudan'daki açlık ve mülteci krizleri gibi sonuçlarla karşılaştılar.

Bunun bir benzerini covid-19 için de yapmışlardı. Mesele şu ki; tarladan mutfağa küresel gıda arzını “yeniden şekillendirmek” için sözde krizleri kullanarak aslında küçük toprak sahiplerinin yerini almak istiyorlar.

Küresel tarım endüstrisi ile bizleri tek gıda seçeneğinin GDO'lar, laboratuvarda yetiştirilen etler olduğu bir dünyaya doğru sürüklüyorlar.

İşin kötü tarafı, bu tür “simülasyonların” uzun süredir öngördüğü “gıda krizleri” bugün hızla gerçeğe dönüşüyor. Yemin kilosu 4, sütün 3 lira olduğu, bahçede domatesin 1,5 markette 10 liradan satıldığı üreticinin ve tüketicinin mağdur edildiği tuhaf bir dönemde yaşıyoruz.

Bize, üretimin düşmesinin nedenini de iklim değişikliği olarak gösteriyorlar.

Birleşik Krallık Lordlar Kamarası Üyesi Zac Goldsmith bakın ne diyor. “Genetik mühendisliği hiçbir zaman dünyayı beslemek ya da çevre sorunlarını çözmekle ilgili olmadı. Her zaman küresel gıda ekonomisinin küçük bir avuç büyük şirket tarafından kontrol edilmesiyle ilgili olmuştur. Bu süreci sorgulamakta yanlış bir şey yok.”

Küreselci yazarlardan Gore Vidal de; “İnsan ırkını korumak için şimdi toplumu yeniden düzenlemek gerekiyor. Bu amaçla, insan nüfusunu kontrol etme, gıdayı yeniden dağıtma, havayı, suyu ve toprağı arındırma ve şehirleri yeniden şekillendirme gücüne sahip bir kurum oluşturulmalıdır” diyor.

Bu tür açıktan ifade edilen çokça tespit bulabilirsiniz. Anlayacağınız insanlık “Yeşil Yeni Düzen'in” despot programıyla karşı karşıya.

Yazar Lenore Newman, gıdanın bir silah olarak kullanıldığını söylüyor. Sömürgecilik tarihine bakıldığında beyaz adam yiyecekleri yerli halka karşı bir silah olarak kullanmaya başladı.

Newman, beyaz adamın, somon dağıtımını nasıl kontrol altına aldığına veya Kanada hükümetinin kırlarda yerli halkı aç bırakmak için bufaloları nasıl yok ettiğine dair örnekler veriyor.

Ayrıca Kanada'nın ilk başbakanı Sir John A. Macdonald'ın yiyecekleri yerli halklara karşı bir silah olarak kullanmakla “övündüğünden” bile bahsediyor.

Bugün gıda krizi ve fahiş fiyatlar üzerinden yapılmak istenen tam olarak budur. Yetersiz gıdadan veya açlıktan ölmek üzere olan zayıflamış bir halkın kolaylıkla boyun eğebileceğini, umutsuzluğun ve açlığın onları dize getireceğini düşünüyorlar.

Bu yüzdendir ki uzunca bir zamandır insanları market raflarına bağımlı hale getirdiler. Anlayacağınız iklim değişikliği gıda krizi ile sonuçlanacak ve en başta dedikleri gibi tüm mesele finans sistemini kendi lehlerine olacak şekilde yeniden kuracaklar.

Yakın bir zamanda Çin, sınırlı raf ömrüne sahip dijital yuanı tanıttı. Zamanında harcamazsanız, para tükeniyor. Diğer taraftan maaşlar veya vergiler olmayacak, biriktirmek ve elde etmek anlamsız olacak ve mülk olmayacak yani sadece kira!

Bu trene binen ülkeler halklarına yazık edecek...

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement