Dolar (USD)
18.4747
Euro (EUR)
17.8462
Gram Altın
968.801
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

25 Ağustos 2013

Gerici Müslümanlar!

Öyle, hemen başlığa bakıp da hüküm vermeye gerek yok. Ama son zamanlarda İslam dünyasının yaşadıklarını düşünüp de Müslümanlarla gurur duyduğumuzu söylemek de çok kolay değil.

Suriye'nin bir ateş topuna dönüşmesinin ardından Mısır'da oynanan oyunlar Batının demokrasi sınavında kalması dışında İslam dünyasının bölünmüşlüğünü ve kendi çıkarı peşinde koştuğuna net bir delil oldu. Düne kadar yapay da olsa tek çatı altındaymış gibi görünen İslam aleminin esasında bölük pörçük olduğu anlaşıldı.

Eskiden Batı tarihini okurken anlamakta en zorlandığımız konuların başında kendi içlerinde yaptıkları Otuz Yıl savaşları gelirdi. Hıristiyan dünyanın uzun yıllar, mezhep ve menfaat odaklı yaptıkları bu savaşları istihzayla karşılardık. Oysa şimdi Müslüman devletler arasındaki münasebete, geliştirilen politikalara baktığımızda karşımızda hani neredeyse Otuz Yıl savaşlarını geriden takip eden bir durum görürüz. Batının, 17. Yüzyılda yaptığı bu savaşların ortamını 21. yüzyılda olgunlaştırmış, acınası bir Şark dünyasıyla!

1618-1648 yılları arasında yapılan savaşa Avrupalı devletlerin hepsi katılmıştır. Savaşların sebebi bir mezhep çatışması gibi görünse de asıl neden çıkarların çarpışmasıdır. Katolik-Protestan çatışması örtüsü altında kamufle edilmiş savaşlar aslında dini değil siyasi amaçlarla gerçekleşmiştir. Savaşlarda ve savaştan kaynaklanan sorunlardan dolayı yüz binlerce insan hayatını kaybetmiş, kıtlıklar, yağmalar yaşanmıştır.

Bu savaşlarda en büyük zararı Almanya görmüştür. Büyümesi durduğu gibi 19. yüzyılın sonlarına kadar sürecek bir gerileme devresine girmiştir. Fransa ise bölgenin yeni gücü olarak ortaya çıkmıştır. Almanya'nın ortalama bir buçuk asır sürecek gerilemesi, Fransa'yı Avrupa'nın etkin gücü yapmıştır. Savaş sonunda önemli bir değişiklik de İspanya'nın egemenliği altındaki Portekiz'in bağımsızlığını kazanması olmuştur.

Avrupa'nın yaşadığı son din savaşı olan Otuz Yıl Savaşları sonrası Batı dünyası artık tamamen dini değil çıkar merkezli bir politika gözetmeye başlamıştır. Ayrıca bu savaşlar, demokrasiye ebelik yapacak Fransız Devrimi'ne de zemin hazırlamıştır.

Otuz Yıl Savaşları aklımıza aniden ve sebepsiz gelmiş değildir kuşkusuz. Bir, mezhep/din savaşı kritiği yapma arzusuyla bunları yazıyor da değiliz. İslam dünyasının içinde bulunduğu üzücü durum, milletlerin ve dünyanın hafızası olan tarih bilimini bir kez daha harekete geçirmiştir. Tarih bizlere geçmişi, geleceğe ayna olarak kullanmamızı hatırlatmaktadır.

Özelde Ortadoğu, genelde İslam dünyasını ilgilendiren son dönem olayları, geçmişte yaşanmış mezhep kökenli, görünümlü olan çıkar savaşlarını bir kez daha hassasiyetle incelememizi gerekli kılmaktadır. Şimdilerde Müslümanların yaşadığının geçmişte Batının yaşamış olduğundan çok da farklı olmadığı gözükmektedir. Yalnız, Avrupa'nın kendi inisiyatifiyle yaptığı savaşlara karşın İslam dünyasındaki çekişmelere başat olan dış faktörlerden de bahsedilebilir. Kendi içindeki mezhep savaşını bitirmiş Hıristiyan, bu sebeple hiç savaşmamış Yahudi dünyası son gelişmelerle -nedense- yakından ilgilidir. Hatta, belki de en önemli faktörlerdendir?

Müslüman devletlerin ilk başta din, mezhep odaklı görünen çatışma ve taraf olma, strateji belirleme politikaları da aslında kökeninde bir menfaate dayanır. Lakin, inanç paradigmalarının tamamıyla saf dışı bırakıldığını söylemek de doğru değildir. Mezhepsel, etnik, milli ve ekonomik çıkarlar uygulanan politikanın ana faktörünü oluşturur. Başta da söylediğimiz gibi aslında tablo, Batının Otuz Yıl Savaşlarında çizdiğinden çok da farklı değil gibidiru2026

Avrupa'nın, bu savaşlar sonrası aralarındaki ayrılıkları ortadan kaldırarak ortak dış düşman oluşturma, sarsılan ekonomilerini düzeltme siyasetleri onları palazlandıran unsurlardan oldu şüphesiz. Kendi içlerindeki savaşların kendilerini yok etmekten başka bir işe yaramadığını fark etmişlerdi çünkü.

Halbuki, İslam dünyasının, iç çatışma ve ayrılıkların hiçbir zaman menfaatlerine olamayacağını anlaması için bu tür savaşları tecrübe etmesine gerek yok. Tarihin bereketli kucağı bizleri aydınlatmak için hep açık zaten. Yıllardır süren gizli/açık savaşların on yıllarca sürebilecek görünür savaşlara, dolayısıyla da yıkımlara yol açmaması için tarihten ders çıkarmak yeterliu2026

twitter.com/sabihadogann

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement