Dolar (USD)
17.9228
Euro (EUR)
18.3199
Gram Altın
1033.77
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

22 Şubat 2021

​Gara Operasyonu'na böyle bakmak lazım

Süleyman Peygamber döneminde yaşanmış bir hadise anlatılır. Bir küçük bebek ve iki kadın Hz. Süleyman’ın huzuruna getirilmişler. Bebeği kucağında tutan kadın da diğeri de annesi olduğunu iddia etmektedirler... Ancak ne bir şahit ne de bir delil vardır.

Hz. Süleyman bir süre düşündükten sonra celladın gelmesini emreder ve kararını açıklar. Bebek tam ortadan ikiye ayrılacak ve her kadına yarısı verilecektir. Herkes şaşkın vaziyettedir...

Bebeği kucağında tutan kadın istemeyerek de olsa ikiye bölünmesi için uzatır bebeği...

Diğer kadın ise yalvarmaya başlar ve yeter ki yaşasın ben hakkımdan vazgeçtim der.

Hz. Süleyman gülümseyerek çocuğun gerçek annesinin yalvaran kadın olduğunu söyler. Bebeğin gerçek sahibini aklınızda tutun zira yazının ilerleyen kısımlarında lazım olacak.

2008 yılında gerçekleşen Aktütün karakolu saldırısını bilmem hatırlar mısınız? FETÖ’nün güçlü olduğu, PKK’nın bölgede at koşturduğu dönemler.

Sayıları 200’den fazla olan terörist grup uçaksavarından roketatarına kadar her türlü teçhizatı karakolun etrafına yığmıştı günlerce katırlarla...

Hem ön hazırlıklarının, hem de saldırı anının videosunu çekip paylaşacak özgüvene sahip oldukları günlerdi...

Karakola çatışmanın sürdüğü ilk dokuz saat boyunca yardım ulaşmamış ve ne yazık ki çok sayıda şehit ve gazimiz olmuştu o acı günde.

PKK’nın sınırlarımız içerisinde bazı bölgeleri kurtarılmış bölge olarak gördüğü, askerin buralara ayak basamayacağını iddia ettiği günler...

Sonrasında yaşanan çözüm süreci ve sürecin bitmesiyle adeta ümüğü sıkılan PKK’nın bugün geldiği nokta...

Bazı olaylar, süreçler ve kazanımlar çerçevesinde değil, anlık getiriler odağında değerlendirirlerse netice pek de hakkaniyetli olmuyor ne yazık ki, Gara operasyonuna da böyle bakmak lazım.

Kendi sınırları içerisinde her gün karakolları basılan, sınırları içinde coğrafi koşullar dolayısıyla birçok bölgeye adım atamayan Türkiye’den, sınır ötesindeki en keskin dağlık bölgelerde operasyon yapabilen Türkiye’ye kolay gelinmedi. Onüç vatandaşımızın kurtarılarak operasyonun bizler için bir müjdeye dönüşmesini çok isterdik ama mümkün olmadı. Rabbim onların da operasyonda şehit olan diğer askerlerimizin de ailelerine sabır versin, mekânları cennettir inşallah...

Gara operasyonu sahada bitti ama etkileri uzun süre konuşulmaya devam edecek. En güvenli olduğunu düşündüğü bölgelerde operasyona maruz kalan PKK, silahsız insanların kafalarına sıkarak aslında kendi sonunun geldiğini haberini veriyor bizlere. Yazımın başında anlattığım hadisedeki gibi, PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin çelik iradesi karşısında parçalanmak üzere olduğunu gören gerçek sahipleri, bu parçalanmayı mümkünse durdurmak, değilse yavaşlatmak için “ durun o bizim çocuğumuz “ demeye başladılar.

Bulgar isyancılar, ittihatçılar, sözde şeriat isteyenler, jöntürkler gibi birbirine benzemezleri Abdülhamid han karşıtlığı idealinde bir araya getirip, iktidarı ele aldıktan sonra koca imparatorluğu 8 yıl içinde tarumar edenler, günümüzde de düne kadar bir birinden nefret eden birçok benzemezi Erdoğan karşıtlığı idealinde, ittifak kisvesi altında bir araya getirdiler, getiriyorlar.

Sözde özgür haberin adresi, özde PKK’nın sesi Medya Haber TV kanalındaki 16 Şubat tarihli Duran Kalkan açıklamasında; PKK’nın ‘’Gara zaferi’’ ifadesi kullanıldıktan sonra muhalefetin ilk defa güçlü bir ses verdiğini ve bu başarısızlıktan Erdoğan’ı sorumlu tuttuğunu belirtiyordu. Gara’nın Ak Parti için sonun başlangıcı olduğu ifade ediliyordu.

Bir sonraki gün ise yine aynı kanalda başka bir programda Pervin Buldan ve Can Dündar boy gösterdiler. Erdoğan’ı başkan olarak kabullenemeyen Dündar, Pervin Buldan’a sayın başkan derken adeta ağzının kenarından salyalar akıyordu. Aynı şeyleri tekrar ederek, muhalefetin Gara operasyonundan dolayı Erdoğan’ı sorumlu tutmasını adeta sevinç çığlıkları ile karşılıyorlardı.

Bunların yanına bir de Kılıçdaroğlu’nun, Akşener’in, Özgür Özel’in açıklamalarını koyunca çocuğun gerçek sahibi ortaya çıkıyor aslında...

Ahdimiz olsun, bu toprakları bir kez daha sahipsiz bırakmanıza izin vermeyeceğiz.

Gençliğin verdiği heyecan ile iktidara karşı gelmenin muhalif hazzını yaşayan bir kısım gençlerimizi de sizlerin ağından söküp alacağız…

Yaşlısıyla, genciyle, askeriyle, polisiyle, öğretmeniyle, mühendisiyle, doktoruyla, işçisiyle, esnafıyla, emekçisiyle, öğrencisiyle önce 2023’e ve sonra diğer hedeflere durmadan koşacağız. Bu sefer siz dağılacaksınız, biz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız hep birlikte büyük Türkiye olacağız…