Dolar (USD)
15.92
Euro (EUR)
16.8612
Gram Altın
942.591
BIST 100
2393.61
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

26 Eylül 2016

Ezan

Yazı için bilgisayarın başına oturur oturmaz ezan okunmaya başladı.

Elimdekileri bırakıp ezanı dinledim.

Tesadüf o ya! Müezzinlerden biri daha önce Asya ülkelerinden birinde dinlediğim ezana çok benzeyen bir tonda okuyordu.

Aklıma binbir türlü anı geldi.

En yakın olanı 15 Temmuz gecesi okunan ezandı. Bu millet o gece 100 yıl önce maddeten elinden alınmaya çalışılan İslam sancağını ruhen nasıl da diri tuttuğunu gösterdi.

Ezanla birleşen millet, gavurun planladığı, içimize soktuğu adamlarıyla tamamladığı darbeyi tarih çöplüğüne gönderiverdi.

Ezanın bizler için anlamını düşündüm. Hz. Bilal'in "Haydi Felaha!" demesindeki birleştirici ruhu ve o ruhun bizleri nasıl tek vücut yaptığını düşündüm.

Çelik gibi sağlam, bir vücudun parçalarında olduğu gibi birbiriyle ahenk içinde işleyen bir ümmetin neleri başarabileceğini anladım.

Sonra yine düşündüm, acaba bizler elimizdeki büyük değerin değerini bilmeyerek ezana karşı boçlu muyduk? Ahirette ezan da karşımıza geçip hakkını isteyecek mi?

Öyle ya, dünyanın en doğusundan başlayıp ezan okunan son coğrafyaya bu kadar güçlü bir dinin mensupları nasıl oluyordu da bir türlü kendi arasında bütünlük sağlayamıyordu?

Ve nasıl oluyordu da yüzde 90'ına yakını yaşadıkları yerlerde baskı ve zulüm görmesine rağmen dünyaya "terörist, katil, vahşi" gibi gösteriliyordu?

Müslümanlar bunu haketmiyor. Böyle yaşamayı, böyle iftiralara maruz kalmayı, böyle geri plana itilmeyi gerçekten haketmiyor.

Bizler şimdiye kadar toplumsal DNA'larımızla nasıl oynandığını, bayrağımızı, dinimizi,, birliğimizi bize nasıl unutturduklarını yeni yeni anlıyoruz da, dünyada bunu anlayamayan hatta bizlerin 50 yıl gerisinde olan nice toplumlar uyurgezer halde yaşıyorlar.

"Batı medeniyeti" ifadesini bile doğuya yutturan üst akıl Müslümanları aciz, cahil, sefil, korkak, cani, vahşi kendini ise korkulması gereken, zengin, temiz olarak tanıtıyor.

Bunu öylesine ince işliyor ki bu kara propagandayı yine bize yaptırıyor. Yani onların reklamını kendimize kendimiz yapıyoruz.

Düşünün ki; Emperyalist Batı "darbe nedir?" bilmiyor. Onların darbe diye bir korkusu yok.

Oysa Müslüman Doğu ülkeleri biraz palazlandığında hemen askeri müdahalelerle karşı karşıya kalıyorlar.

Ortada böyle bir gerçek varken Ezan-ı Muhammedi'yi neden kullanamıyoruz?

Onların binlece farklı argümanı varken biz elimizdeki büyük gücün neden farkına varamıyoruz?

Nitekim Osmanlı darbeyi önlemede ve bunun gibi büyük olayların önüne geçmede ezanı etkin olarak kullanmış.

Sultan Ahmet döneminde Sancak açılmak suretiyle insanlar darbe karşısında durmaya çağrılmış yani ezan birleştirici olmuş.

Bugün de İslam dünyası da "Allahu Ekber Eşhedü en La İlahe İllallah Eşhedü enne Muhammeden Resulullah hayyalesselah hayyalel Felah Allahu Ekber La ilahe İllallah" sözleriyle birleşebilir

Ezan bizim birliğimizdir. Ezan bizim birleşeceğimiz yerdir biz İslam dünyası olarak ancak ve ancak ezan çatısı altında birleşiriz başka çatılar aramaya kalkanlar Beyhude çaba içerisindedirler

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement