Dolar (USD)
16.7832
Euro (EUR)
17.4971
Gram Altın
976.05
BIST 100
2443.77
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

11 Haziran 2015

Erbakan Hoca'nın 7 Haziran yorumu!

7 Haziran seçimleri sonrasında AK Parti teşkilatlarındaki tartışmaları ibretle ve de hayretle izliyorum. "Adaylar yanlış seçildi? Genel başkan değişmeli mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan meydanlara çıkmasa sonuç daha mı iyi olurdu?" Ve benzeri birçok saçma sapan sorular üzerinden havanda su dövülüyor.

Bu ve benzeri sorularla seçimler öncesinde bir araya gelen "şer ittifakı"nın ekmeğine yağ süren dostlara, Rahmetli Erbakan Hoca'dan aldığım bir dersi aktarmak istiyorum. 16 Ocak 1998 tarihinde Refah Partisi kapatılmış, herkes merakla Rahmetli Erbakan Hoca'nın ne tepki vereceğini bekliyordu. Nihayet Erbakan kameraların karşısına geçiyor ve şu tarihi cümleyi kullanıyordu; "Bu alınmış olan karar, tarihin akışı içerisinde basit bir noktadıru2026 u2026Buradan bir tek sonuç çıkar o da Refah inancının tek başına iktidarı."

O günlerde 23 yaşında, Milli Gazete'de çalışan genç bir muhabirdim. Erbakan Hoca'nın bu sözlerine acayip içerlemiş, "yapılan onca Bizans oyununa karşı böyle mi tavır alınır!" diyerek kızmıştım. Daha da ilerisini söyleyeyim, gözlerimden yaş bile gelmişti. Hoca'nın "Buradan Refah inancının tek başına iktidarı çıkar" sözü 2002'de hayata geçmiş ve Refah kadrolarında yer alan isimler tek başına iktidar koltuğuna oturmuştu. Yaşadığım her sıkıntıda Erbakan Hoca'nın "tarihin akışı içerisinde basit bir nokta" söylemi adeta hayat felsefesi oldu bu fakir için.
TARİHTE BASİT BİR NOKTA!
7 Haziran seçimlerinin de tarihin akışı içerisinde basit bir nokta olduğunu unutmayalım. Unutmayalım ki "dava ehli" olduğunu iddia eden her bir fert maraton koşucusudur. Nihai hedef dünyanın dört bir tarafında akan mazlum kanının durdurulması ise bu kanı akıtanlar elbette ki her fırsatta değişik engeller koyacaktır önünüze. Engel var diyerek mağlubiyetlere bahane aramak yerine, engelleri aşmak için bin bir plan yapıp hayata geçirmektir asıl olan.

Peki "basit bir nokta" da olsa 7 Haziran'dan ders çıkartmayalım mı?

Önce işe tespitlerle başlayalım. Bu seçimin galibi HDP'dir, Mağlubu ise CHP. Kazanamayanı da AK Parti ve MHP. Aslına bakarsanız 7 Haziran'da sandıkta hezimet yaşayan tek kişi, "zafer naraları" atan Kemal Kılıçdaroğlu'dur.

AK PARTİ ALT KADROSU

"Kazanamayan AK Parti"de ise en büyük sorumlu ne genel başkan Ahmet Davutoğlu ne de meydanlara çıkan Tayyip Bey. Alt kadro da en az bu isimler kadar sorumlu. Yani alt kadro Ahmet Hoca'nın onda biri kadar çalışsa inanın sonuçlar böyle olmazdı.
AK Parti teşkilatları, 2002'den bu yana Tayyip Erdoğan'ın meydan performansı ve eski Türkiye'nin kadim hataları (Erdoğan'ın vekilliğinin önü kesilmesi, Başörtüsü yasağı, 367 kararı, Gezi Parkı ayaklanması ve 17/25 Darbe operasyonları) ile bir biri ardına gelen seçim zaferleri yaşayarak rehavete kapıldı. Nasıl olsa Tayyip Erdoğan meydanlara çıkar oyları silip süpürür mantığı, açıkça dillendirilmese de davranışlara tam manasıyla sirayet etmişti. Bu tavır 7 Haziran'da "korkulan" durumu ortaya çıkardı ve AK Parti 13 yıllık iktidarını kaybetti.

SORUMLU KİM?

Bir diğer husus da Refah, Fazilet ve AK Parti, İstanbul'daki başarısıyla seçimleri sürklase eder ve iktidar koltuğuna otururdu. Ama bu seçimde AK Parti İstanbul'da beklediği oyların en az 5 puan altında bir sonuçla karşılaştı. Özellikle İstanbul'da seçim pusulalarındaki kargaşa çok büyük bir hataydı. YSK'nın hazırladığı pusulalara AK Parti adına "olur" veren isimler bir an önce kendilerini sorgulamalı.

Hadi bu isimler atladı diyelim, İstanbul teşkilatı seçimden birkaç gün önce her türlü uyarı mekanizmasını çalıştırmalıydı. Ama beyzadeler, seçim günü saat 11'de uyanabildi ve uyarı mesajları yağdırmaya başladı. O arada yapılan hata çoktan yapılmıştı zaten.

Evet geçersiz oylardan iktidar çıkmazdı. Ama o kaybolan bir oy, ekmek veya ciklet aldığınızda bakkalın para üstü olarak verdiği 50 kuruşun yere düşmesi gibi bir durum değil midir? Büyüklerin bize öğrettiği nedir; o 50 kuruşu eğilip almazsan Allah paranın bereketini alır ve büyük paraların da elinden gider. Zayi olan bir oya bile böyle bakmak gerekmez miydi?

Bu rehavetle ve yapılan hatalarla ilgili kendine hesap sorması gereken en önemli kişiler; Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ve İstanbul eski İl Başkanı Aziz Babuşcu ile mevcut başkan Selim Temurci'dir.
Bir parantez de aday adaylarına açmak gerekir.

Aday listesinde kendini göremeyen her isim seçimler öncesinde "listeler çok kötü herkesi küstürdüler" yaygarası kopardı. Listeye sen girince "on numara beş yıldız", giremeyince "herkesi küstürdüler" anlayışı da en az teşkilat rehaveti kadar seçim başarısızlığına yol açtı.

GELELİM EN ÖNEMLİ MESELEYE!

Ey dostlar, bir insanı zelil duruma düşüren en önemli haslet "enaniyet"dir. Daha dün dünyanın dört bir kıtasında "hizmet" yarışı sürdüren ve her sözü bütün iktidarlar tarafından neredeyse "emir" kabul edilen Fettullah Gülen'i, toplumun büyük bir çoğunluğu karşısında "itibarsız" hale getiren "enaniyet"i değil mi?

Gülen, içindeki "enaniyet"e hakim olabilse o beddua saçmalığına kalkışır mıydı? Eminim bugün sorsanız "dilim kopsaydı da o cümleleri sarf etmeseydim" diyordur. Tabi hatasını gördüğü için değil, yenilgisindeki mihenk taşı olduğu için. "Enaniyeti"ni yenebilse samimi pişmanlığını dile getirir, yaşanan kavga da çoktan son bulurdu.

Neyse konumuza dönelim. "Enaniyet"in 7 Haziran'la ne ilgili var?

AK Partili belediye başkanlarının önemli bir bölümü, il/ilçe başkanlarının önemli bir bölümü, milletvekillerinin önemli bir sayısı ve de birkaç bakan da bu hastalığa düçar oldu. Emin olun "şer ittifakı"nın, "diktatör" dediği Tayyip Erdoğan ve genel başkan Ahmet Hoca kadar bu isimler de mütevazı olabilse yüzde 50 oy çok rahat alınırdı.
Yani AK Partiye gönül veren dostlar, genel başkan kim olmalı sorgulaması yapmaktansa, içinizdeki enaniyeti yenin ve kuracağınız cümlelere "suç bende" diyerek başlayınu2026
Saygılarımlau2026

 
TDV sağ
Advertisement Advertisement