Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

09 Ağustos 2021

Enflasyon verileri mercek altında

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Temmuz ayında enflasyon bir önceki aya göre %1,80 oranında, bir önceki yılın aynı ayına göre de %18,95 oranında artış gösterdi.

Aylık bazda en yüksek artışı %5,07 oranında konut grubu gösterirken, gıda ve alkolsüz içecekler %2,77 ile ikinci sırada en yüksek artışı gösteren harcama grubu oldu.

Pandemi sebebiyle uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasıyla açılan lokantalar ve oteller de %2,72 ile en yüksek fiyat artışı gösteren üçüncü ana harcama grubunu oluşturdu.

Kaldı ki gıda ve alkolsüz içecekler gibi bir harcama grubunda artış olurken lokantalarda artış olmaması beklenmezdi.

Yıllık bazda bakıldığında ise gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubu %24,92 ile en yüksek artışı gösteren grup oldu. Birçok kişinin açıklanan enflasyon oranına itiraz ettiği husus da aslında tam olarak burası… Gıda gibi en çok tüketilen alanda yaşanan fiyat artışlarını gören ve hisseden vatandaş fiyatlar genel düzeyinin gıda harcama grubundan düşük olduğunu görünce TÜİK verilerine karşı bir tepki göstermeye başlıyor. Elbette bazı siyasi yorum ve algı oluşturma çabalarının da etkisi olmuyor değil…

Devam edersek… Yıllık bazda ulaştırma grubu %24,62 oranında artış gösterirken, ev eşyası harcama grubu %22,70, lokanta ve oteller %20,63, konut harcama grubu da %19,31 oranında artış göstermiş.

Temmuz ayında bu oranın diğer aylardan ayrışan bir özelliği de elektrik ve doğalgaza yapılan %15 oranında zam oldu tabi…

Ancak gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubunda yaşanan bu derece yüksek bir artış elbette ki birçoğumuzun bütçesini doğrudan etkiliyor.

Konut harcama grubunda kira gibi önemli bir kalemin olduğu düşünülürse enflasyonun hissedilmemesi mümkün değil.

Bu arada belirtilmesi gerekir ki Temmuz ayında endekste kapsanan 415 maddeden 81 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken 50 maddenin ortalama fiyatında herhangi bir değişim olmadı. 284 maddenin ortalama fiyatında ise artış yaşandığı gözlemlenmiştir.

Avrupa İstatistik Kurumu olan EUROSTAT içinde belirtilen ve ilgili uluslararası ve bölgesel standartlarla, Türkiye’nin metodolojisi arasında önemli bir fark yoktur. Bununla birlikte TÜİK verileri EUROSTAT tarafından sıklıkla denetlenmektedir. Bazılarının TÜİK’in verilerle oynadığı yorumu bu denetim ile aslında boşa çıkmaktadır. EUROSTAT gibi bir kurum verilerde yapılacak en ufak bir oynamayı tespit ettiği durumda bunu finans kurumları başta olmak üzere tüm dünya ile paylaşacağını unutmamak gerekir.

Bununla birlikte TÜİK’in bir devlet kurumu olduğu ve çalışanları arasında her siyasi görüşe sahip kişilerin olduğu da düşünülürse bu noktada bile yapılacak en ufak oynamanın anında nasıl ve ne şekilde yapılacağı ifşa olur.

TÜİK’in fiyatları nerelerden aldığı ile ilgili de çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Bu konuda şunu belirtmekte fayda var. Veriler insanların en çok alışveriş yaptığı marketlerden ve iş yerlerinden alınıyor. 81 il merkezinin tamamını da içeren toplam 225 ilçeden fiyat derlenmektedir. Ayda 27 980 işyerinden 550 632 fiyat derlenmekte ve 4 274 kiracı endeks kapsamında takip edilmektedir.

Fiyatlar, vergiler dâhil peşin ödemeler olarak belirlenerek, taksitli satışlar üzerinden fiyatlandırmalar veya anlaşmalı fiyatlar dikkate alınmamaktadır.

Semt pazarları ve market manavlarından alınan taze sebze ve meyve fiyatları ve futbol maçına giriş ücreti, LPG, tüp gaz ve en sık tüketilen ürünlerden seçilmiş 16 gıda ürünü haftada bir kez ve diğer ürünler ayda iki kez derleniyor. Bunların yanında sigara, mücevher (altın), benzin ve mazot fiyatları ise günlük olarak takip edilmektedir.

Bu nedenle TÜİK’in açıkladığı verilerde herhangi bir sapma veya hata olduğunu düşünmemek gerekir.

Daha önce de değindiğim üzere gıda ve alkolsüz içecekler, konut, ev eşyası gibi en önemli ana harcama gruplarında yaşanan fiyat artışı bütçemizi doğrudan etkilediği için bize olduğundan yüksek gelebilir. Ancak yine değindiğim gibi fiyatı artan maddeler olduğu gibi fiyatı düşen maddeler de var. Bununla birlikte her maddenin sepetteki ağırlıkları da aynı değil. Yani her maddenin bütçemiz içindeki payı aynı değil.

Özellikle 2018 ağustos ayında yaşanan kur operasyonu sonrasında enflasyon gündemimizden hiç düşmedi. Tam 2019 sonu 2020 başında düzene giriyorduk ki pandemi süreciyle birlikte tüm dengeler altüst oldu. Yaşanan süreç elbette zor oluyor. Ancak bu süreçte verilere güvensizlik oluşturmak isteyenlerin de manipülasyonlarına inanmamak gerekir.