Dolar (USD)
17.953
Euro (EUR)
18.3098
Gram Altın
1031.77
BIST 100
2795.06
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

22 May 2021

Emirliklerin Babası: Zayid'u-l Khaiyr

Yıllarca bize bu memlekette, Dubai’yi Emirlikler diye yutturdular. Hep Dubai’yi anlattılar.

Dubai’nin, Birleşik Arap Emirlikleri Devletini oluşturan yedi Emirlikten yani Abu Dabi, Şarca, Fuceyra, Ummul Kuveyn, Acman ve Re’sul Hayma’dan sadece biri olduğunu bize unutturdular.

Hâlbuki bir Abu Dabi vardır ki, Emirliklerin anasıdır başıdır; başkentidir.

Hele hele Abu Dabi’yi var eden, Emirlikleri kuran bir araya getiren, gün yüzüne çıkaran, dünyanın gündemine taşıyan, ‘Birinci Dünya Devleti’ yapan, yaptıklarıyla insanların, mazlumların, muhtaçların gönlünde taht kuran Şeyh Zaidi; ‘Zayid Babayı’ hiç anlatmadılar.

Arapların Zayid’ül Khair ‘ Hayır İşlerinin Zayidi’ diye tanıdığı Şeyh Zayidi anlamadan, yaptıklarına bakmadan Birleşik Arap Emirlikleri yapısını çözmenin, sırrına vakıf olmanın mümkün olmadığı kimsenin aklının ucundan geçmedi.

Yıllarca Arap Emirliğini yazanlar Arap Emirliklerini bize, sanatçıların Dubai’deki ışıltılı yaşantıları penceresinden anlattıkları için, bugün; Arap Emirliklerinde olan bitenlere anlam vermekte zorlanıyoruz.

Arap Emirliklerinde yöneticilerin elinde birer sihirli değnek var zannediyoruz.

Ama durum pek de öyle değil.

Hâlbuki orada bir Abu Dabi vardır ki; Arap Emirliklerinin anasıdır başıdır, Emirlikleri imar iskân eden, iş alanları açan, sakinlerinin ekmeğini suyunu verendir.

Abu Dabi’yi Abu Dabi yapan da, Abu Dabi örneğini tüm emirliklerine, tüm Arap Körfezi’ne yayan da Şey Zayid’dir.

Şeyh Zayid, 1918 de Abu Dabi’de doğdu. Dört kardeşin en küçüğüydü.

Gençlik yıllarında çöllerde şahinle avlanır, ok atar, develere biner, koşu develeri besler, zamanının büyük bölümünü Abu Dabi’ye yakın yeşillikleri bağları bahçeleriyle meşhur; kaynak suların şırıl şırıl aktığı El Ayn şehrinde geçirirdi.

1946’dan 1966’ya kadar Abu Dabi yöneticisi kardeşi Şey Şahbut’un El Ayn bölgesinde temsilcisi olarak görev yaptı.

O, evini herkese açar, herkesle her ortamda oturur, konuşur, sohbet ederdi.

El Ayn’daki görevi süresince şehrin çehresini değiştirdi, bölge insanının gönlünde taht kurdu.

Şeyh Zayid’in 1966 yılında yönetime geldiğinde Abu Dabi’de evler çamurdan veya kıl çadırdandı ve Abu Dabi bir köyden farksızdı.

Yol yoktu, köprü yoktu, hastane yoktu. Bir iki; ilk ve ortaokul ve Lise dışında okul medrese bulmak da mümkün değildi.

1971 yılında yedi Emirliği bir araya getirdi ve Birleşik Arap Emirlikleri Devletini kurdu.

Abu Dabi; Emirliklerin Başkenti, Şeyh Zayid; beş yıllığına ilk Devlet Başkanı ve Dubai Şeyhi Raşid Bin Al Nahayan; Devlet Başkanı Yardımcısı seçildi.

O dönemlerde Arap Körfezi çöllerinde keşfedilen petrolü ‘Kara Altını’ en iyi değerlendiren Şeyh Zayid’di.

Petrol gelirlerinin tümünü alt yapıya, modern şehirleşmeye, yollara, köprülere, okullara, üniversitelere, hastanelere, ülkenin yeşillendirilmesine, çöllerin ıslah edilip tarıma açılmasına, sanayiyi geliştirmeye harcadı

Ve bunları da yaparken çok hızlı davrandı; birçok Asya ülkesinden yüzbinlerce hesaplı iş gücü getirdi.

Bu iş gücünü İngiltere ve Japonya gibi mimarinin ileri olduğu birçok gelişmiş ülkeden binlerce mimar ve mühendisle asrın en büyük yapılaşma furyasının startını verdi

Ve hummalı bir çalışma başladı Emirliklerin tümünde.

Emirliklerde ‘Dönüşümlü Devlet Başkanlığı’ sistemine rağmen Şeyh Zayid’in dışında bu göreve kimse talip olmadı; devlet başkanlığı her defasında yenilendi.

Otuz yılı aşkın bir süre Emirlikler adeta inşaat şantiyesi gibiydi.

Yapılanlar; mimarinin son teknoloji ürünü, en düşük maliyetliydi ve rekor bir hızla yürüyordu.

Emirlikler, kısa bir zamanda; Orta doğu Asya dâhil tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başardı.

Ülkede gümrükler sıfırlanmış, vergiler kaldırılmıştı.

İsteyen her istediğini getirip satma özgürlüğüne sahipti. Paraya bakan kontrol eden yoktu; kimse kimseye sorgu sual sormuyordu. Yapılan her şey anında ve çevrim içiydi.

Dünyada üretilenleri daha ucuza almak için insanlar artık Dubai’ye gider oldu.

Emirlikler; dünyadan herkesin uğrak noktası, ticaretin merkezi, her ülkeden insanın bir buluşma noktası haline geldi biranda.

1980’li yılların ortalarına doğru ülke, komple bir açık pazara dönüşmüş; ticaretin, turizmin merkezi olmuştu artık.

Bu tarihlerde bile Arap Emirlikleri; bölge ülkelerinin tümünü açık ara sollayalı çok olmuştu.

Asya ve Ortadoğu’da ikinci dünya ülkesi olarak tanımlanmayan yegâne ve tek ülkeydi.

Arap Körfez Birliğinin kuruşunda da Şeyh Zayid öncülük etti

1981 Arap Körfezi’nin ilk toplantısı Abu Dabi’de yapıldı, ilk Başkanı olarak Şeyh Zayid seçildi ve ilk Genel Merkezi Abu Dabi’de açıldı.

Şeyh Zayid; Emirliklerle Arap Körfeziyle de kalmadı; dünyanın 51 ülkesinde hayır kurumları, yatırım ve kredi fonları kurdu.

Ve bu ülkelerde 240 proje çerçevesinde deprem, sel ve kuraklık afetinden etkilenenlere yardım eli uzattı; toplu konutlar, okullar, hastaneler ve camiler yaptı.

Kısacası Zayid’ul Khair ‘ Hayır İşlerinin Zaidi’ lakabını fazlasıyla hak etti.

Ve birçok ülkede toplu konut, site, okul, hastane, üniversite, yol, cadde, cami, merkez, tünel gibi 40’dan fazla esere Şeyh Zayid’in adı verildi.

Sadece insanlara kucak açmakla da kalmadı Şeyh Zayid, körfez bölgesinde hayvan koruma merkezlerini ilk kuran kişi oldu.

Şahinleri avlamayı yasakladı, Arap Ceylanını koruma programına aldı, bölgede yabani hayvanlara korumalı doğal yaşam alanları geleneğini ilk o başlattı.

Arap Körfezinde yeşillendirmeye büyük çapta ilk el atan da yine oydu.

Çöllerle kaplı ülkesini ağaçlarla bezedi, döneminde ağaç sayısı 140 milyonu geçti.

2004 yılında vefat ettiğinde Arap Emirlikleri halkı kırk gün yas ilan etti, birçok Arap ülkesi günlerce yas tuttu;

Ortadoğu’dan ve Arap Körfezinden; kumların içinde şaşaalı bir hayat kurmasını bilen ve tüm dünyayı buna özendirmesini başaran bir Lider, bir ‘Baba’ geçti.

Birleşik Arap Emirliklerinin bugün bile birçok noktada Şeyh Zayid çizgisinde kaldığını söylemek yanlış olmaz.

Bu çizgiler de; bizimle onların ortak noktalarındandır.

İki ülke ilişkilerinin yeniden ısınmaya başladığı bu günlerde; Şeyh Zayid’e vurgu yapmanın, ortak noktalar üzerinde yoğunlaşmanın sonuca giden en kısa yol olduğu unutulmamalıdır.