Dolar (USD)
18.464
Euro (EUR)
17.8395
Gram Altın
968.63
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

06 Ağustos 2014

Ekmek mi Özgürlük mü?

'Bizden özgürlük değil, ekmek istiyorlar, ekmek!.." diye haykırıyordu Mussolini..Ve sonra "İnan, itaat et ve savaş" diyerek bitirmişti sözlerini. Yani önce ekmek diyordu.. Hitler' de önce ekmek diyen diktatörlerden. Bunlara göre insan,evlerinin önünde bağlı duran birer köpekten farksızdı.İnsanı köpek yerine koyan diktatörlerdi bunlar. Acıktığında ekmek verilen ancak karşılığında sonsuz bağlılık ve itaat beklenen.. Bilirsiniz tek parti dönemi zihniyeti de önce ekmek demişti. Dönemin İslam alimlerinden Said Nursi(r.a) bu zihniyete olan tepkisini şu ifadelerle göstermişti."Ekmeksiz yaşarım ancak hürriyetsiz yaşayamam.' Kendi ideolojilerine bağlı, bağımlı, itaatkar birer vatandaş yaratmanın bir başka yolu 'ekmek..'İtaat edin, sadık kalın, ve canınız pahasına savaşın, gerekirse de ölün...Bu yüzdendir ki otoriter zihniyetler önce ekmek der.Bu bakımdan tarih önce ekmek diyenlerin hazin öyküleriyle doludur. Çünkü önce ekmek demek bir bakıma "size özgürlük yok" demek anlamına gelmektedir.

Bugün Cemaat, CHP, MHP ve bileşenleri sembolik bir aday etrafında önce "ekmek" diyorlar. Sevgi ekmek için, bolluğu ekmek için, iman-ı ekmel, ihsan-ı ekmel gibi laflar işin süslü tarafı. Oysa bu, özgürlüklerden mahrum bırakılacak bir halk anlamına gelmektedir. Çünkü buradaki 'ekmek'ten kasıt Ekmeleddin değildir; statükodur, resmi ideolojidir, farklılıklara şans tanımayan, itaatkar, uysal, tekçi bir yapının devamıdır. Kısacası eski Türkiye'dir. Bugün karşımızda yıllardır dindar ailelerin çocuklarını mağdur eden, farklı dilleri yasaklayan, darbelerle ülkenin her bakımdan geriletilmesinde rol oynayan, otoriter laikçi tutumlarıyla, Müslüman insanları türlü zulümlere maruz bırakan, çağdaşlık, ilericilik adı altında da Anadolu insanını aşağılayan bir yapının adayı var. İlaveten, zamanında bu zihniyetin karşısında dimdik duran Said Nursi'ye bile aldırmadan tersi istikamette yol tutan bir cemaat... Ve cemaat bu yapının yanında gösterdiği üstün performansla halk nezdindeki itibarını artık sıfırlamıştır. Bugün hiçbir vicdan sahibi insan bu olan bitenleri bir sivil toplum yada dini bir cemaat penceresinden bakamaz.

10 Ağustos'ta ellerini ovuşturarak bekleyen, önce "ekmek"çilerle, önce özgürlük diyen cesur siyasetçilerin, hak, hukuk ve insan diyen insanların mücadelesine tanıklık edeceğiz. Bilirsiniz özgürlüğün tadını alanlar özgürlüğe, statükodan, tekçi yapılardan faydalananlar da statükoya doğru koşarlar. İnsanlar özgürleştikçe hayatlarının bir anlamı olur, insan özgürleştikçe, duru bir zihinle piyasayı da doğalıyla yürütme imkanına sahip olur. Ekmek diyenler, ekmeğe muhtaç bırakılanlar, tekçi ideolojilerine kul köle olunmasını isteyenlerin ülkesinde insanlar kendi özgür iradelerini ortaya koyma imkanlarından yoksun bırakılırlar. Asıl fakirleşme, yoksullaşma ve insan itibarını yitirme budur. Hatırlayınız Kürt sorununda önce ekmek (güya demokrasi) diyenlerin asıl amacı barış sürecinin bozulması idi. Oysa bu süreçte önce barış ve özgürlük diyenler kazandı.

Ülke Kürt sorununda atılan cesur özgürlükçü adımlarla gün geçtikçe çehresi değişti/değişiyor. İnsan hakları alanında attığı özgürlükçü adımlarla gün geçtikçe gelişiyor. Dış siyasette önce mağdur edilen halklar diyerek güttüğü siyasetle de gün geçtikçe itibarı arttı/artıyor. Her geçen gün büyüyen, gelişen ve itibarı artan Türkiye gerçeğinin ardında yatan sır; önce özgürlük ve insan diyen bir hizmet anlayışıdır. Anadolu insanı artık 'ekmek' demenin ne anlama geldiğini çok ama çok iyi biliyor. Bu bakımdan yıllardır kendilerini onurlu hissettiren bir siyasetçiye oy veriyor. Ve özgürlüklerine sahip çıkıyor. Çünkü insanlar artık kendilerini itaatkar sıradan halk yığınları olarak görmek istemiyor. Bu ülkenin saygın, onurlu, özgür birer vatandaşları olarak görmek istiyorlar. 10 Ağustos işte bu "ekmek "diyen katı, otoriter, tekçi eski Türkiye zihniyeti ile özgürlüklerin tesis edildiği insanın kendini güvende, huzurlu ve özgür hissedeceği adil bir ülkede yaşamak isteyenlerin mücadelesinin tarihi olacaktır. Görünen köy kılavuz istemez derler. Seçimlerin sonucu belli. Tayyip Erdoğan bugüne kadar halk lehine gösterdiği gayretlerinin mükafatını kuşkusuz alacaktır. Allah aşkına, bu insanlar kendilerine Kemalist, ilerlemeci, çağdaş, pozitivist aydınlar gibi hakir görmeyen aksine "kardeşlerim" diye hitap eden ve "sizi Allah için seviyorum" diyen bir başbakana oy vermeyecekler de kime verecekler?

Kısacası, bu ülke, üzerinde yaşayan insanların -rengine, ırkına, diline ve inancına bakılmaksızın- her türlü haklarını rahatlıkla kullanabildiği ve herkesin özgürce yaşayabildiği ve mutlu olabildiği bir ülke olduğunda bir anlamı olacak. Önemli olan burada yaşayan insanların "insanca" yaşayabilecekleri, kendilerini buraya ait hissedebilecekleri bir hukukun inşa edilmesidir. Alevinin, Kürdün, Türkün, dindarın, ateistin, solcunun, Ermeninin, Süryani'nin, Yahudi'nin ve Hıristiyan'ın bir arada özgürce yaşayabildiği tüm haklarına kavuşabildiği bir ülke ancak kıymetli olur. Değerli olan insandır. Değer olan özgürlüktür, haktır, hukuktur, ahlaktır, vicdandır. Hiç kimse hem sorumluluk hem de umutsuzluk hissine aynı anda kapılamaz" der Saint Exupery. Bu anlamda sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Ve umutluyuz. İnsanın değerlerine saygı duyulacağı özgürlükçü, vicdan sahibi insanların yeni Türkiye'sine hoş geldiniz. 19.yüzyıl bataklığından kurtulamayan eski Türkiye'nin devri artık kapanmıştır.Şimdiden hayırlı olsun...

twitter.com/sivildemokrat

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement