29 Kasım 2021

​Doların yükselişi ne zaman duracak?

Doların hızlı yükselişi birçok kişiyi tedirgin etti.

IFI Başekonomisti Robin Brooks, doların şu anda gerçek değerinin 9,50 TL olduğunu belirtirken, geçen hafta yaşanan birkaç saat içinde yaşanan hızlı artışı 2018 yılında yaşanan kur saldırısı ile kıyaslıyor.

Peki, TL neden gerçek değerinde değil de daha yukarı bir seviyede?

Bilindiği üzere Türkiye’nin cari açık problemi var. Cari açığı finanse etmek için yurt dışından sıcak para olarak ifade edilen sermaye girişi olması gerekli. Ancak yeterli miktarda döviz girdisi olmadığında veya dolara olan iç talebin artması durumunda yeterli arz olmadığından dolar TL karşısında değer kazanıyor.

TL’de yaşanan değer kaybının manipülasyon kısmı nasıl oluyor?

Tıpkı dövüş filmlerindeki antrenörün “Rakibinin sol bacağı aksıyor. Sürekli oraya çalış” şeklinde verdiği taktik gibi Türkiye’yi belirli bir hizaya getirmek isteyenler, Türkiye’nin cari açık sebebiyle oluşan döviz ihtiyacını bilerek sürekli buradan saldırıyor.

Klasik iktisadi teoriler doğrultusunda Türkiye’nin faiz artırımı yaparak bu açığı finanse etmesi gerektiğini, negatif reel faiz verdikçe döviz çıkışı olacağını elbette Merkez Bankası başkanı da, hükümet de, Merkez Bankası da biliyor. Ancak faiz artışı yaptıkça Türkiye’nin istediği miktarda döviz girişi de olmuyor. Çünkü işin sadece ekonomik kısmı yok siyasi kısmı da var. Okullarda öğretilen gibi liberal iktisadi uygulamalar geçerli değil.

Sıcak paranın girmesi için Suriye, Doğu Akdeniz, Libya, Afrika açılımı, FETÖ, Kavala, daha yüksek faiz oranı vb. Türkiye’den tavizler bekleniyor.

Türkiye vazgeçmeyeceği için de, faiz artırımı yapılsa da tuzlu su içmiş gibi sürekli ihtiyaç duyuluyor ve asla doyuma ulaşılamıyor. Her zaman daha fazlası gerekiyor.

Bunun yanında kısa vadeli sermayenin doğrudan yatırım için uzun vadeli doğrudan yatırım için kredi olarak verilmesi de pek mümkün değil. Üretim ve istihdam oluşturmuyor. Geçici bir rahatlama sağlıyor.

Öncesi ve sonrası

Türkiye yüksek faiz, düşük kur politikasıyla birçok ülke gibi Çin’den ithal ederek enflasyonu baskılamıştı. Ancak her şey o kadar ucuzdu ki üretim yerine azaltıp ithalata odaklanılmıştı. O dönemlerde “başkasının parasıyla yüksek refah sağlanıyor” şeklinde eleştiriliyordu. 2011 yılında 74,4 milyar dolarlık cari açık oldu.

Hedef 2023 stratejisiyle harekete geçildi. Bu politika değişikliği savunma sanayiinde yakalanan başarıyla diğer sektörlere de yayılmaya başladı. 2018 yılının Mayıs ayında 135 milyar TL’lik teşvik paketi açıklanmış ve ithal edilen stratejik ürünlerin yurtiçinde üretilmesi için harekete geçildi.

Bunun yanında cari açığın en önemli kalemlerinden olan enerji giderlerini azaltmak için enerji yatırımları devam ediyor.

Hedefe ulaşmak için politika birliği

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu, 2021 yılının son enflasyon raporu sunumunda “Cari denge sağlandığında kur dengelenecektir” ifadeleriyle aslında Türkiye’nin yeni para politikasını ilan etti. Yine bu doğrultuda perşembe günü BDDK Başkanı Akben ile bir araya gelen Kavcıoğlu, “Türkiye’yi ‘kısır bir döngüde bırakan’ yüksek faiz ve cari açık veren tüketime dayalı büyüme modeli, artık yerini düşük faiz, yüksek istihdam ve üretime dayalı bir büyüme modeli alacağını” belirtti.

Çünkü cari dengeyle döviz cinsinden tasarruflar artacak, böylece kur, faiz oranları ve enflasyon düşecektir.

Neden daha önceden değil de şimdi?

Pandemi sebebiyle Çin’den sağlanan tedarik zinciri kırılınca dünyada tedarik güvenliği kavramı önem kazandı. Bu bağlamda Türkiye’nin jeo -stratejik konumu, uluslararası şirketlerin ülkemizdeki kurulu üretim kapasiteleri, güçlü insan kaynağı ve tedarikçi altyapısıyla yatırımcılara güvenli bir liman sunuyor. Yurtiçi ve sınır ötesi başarılı terörle mücadele operasyonları da uluslararası yatırımcılar için güvenli ortamı sağlıyor.

BAE varlık fonu, IKEA, LPP gibi çokuluslu işletmeler Türkiye’ye yatırım yapmaya odaklandı. Bunların daha fazlası gelecektir.

Nitekim Fitch Ratings’e göre Avrupa’da tedarik zincirlerindeki değişimden en fazla kazanç elde edecek ülkeler arasında Türkiye ilk sırada yer alıyor.

Ne olacak?

Ağustos ayında yıllık 23 milyar dolar olan cari açık, ekim ayında 18,4 milyar dolara düştü. Bu hızla giderse birkaç ay içinde yıllık cari denge sağlanabilir. Kur belli bir seviyede dengelenerek Türkiye ekonomisi için artık problem olmaktan çıkar. Bu süreçten sonra yaşanan her ekonomik büyüme vatandaşa gelir ve refah artışı olarak döner.

Biraz sabrettiğimiz zaman inşallah Türkiye’nin döviz kuru meselesi de çözülmüş olacaktır.

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement