Dolar (USD)
18.8208
Euro (EUR)
20.5032
Gram Altın
1158.55
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

22 Kasım 2016

Dolar tutulmuyor, ne yapmalı?

Dolar, ABD seçimlerinden çıkan "beklenmedik" sonucun ve ABD'nin parayı çekmek için "yüksek faiz" politikasına yönelmesinin belirleyici etkisiyle bütün dünyada yükseldi.

Biz de bu durumdan ziyadesiyle etkilendik.

Dolar, 3.40'larda, "fırsat alımları" için 3.25-3.30 aralığına dikkat çekiliyor, yukarıda ise 3.50'nin üzeri var.

Bu tırmanış bir takım olumsuz sonuçları beraberinde getirdi haliyle.

Mesela;

1 -Enerjide neredeyse tamamen dışa bağımlı bir ülke olarak maliyetlerimiz arttı. Bu büyük ihtimalle "Aralık

2016 zammı" demek. Yeni yıla girmeden Birçok alanda zam.

2-Faiz artışı arzu edilmez, bu olmamalı ama olmaz değil, bu şartlarda orta vadede gerçekleşebilir. Bu da başta inşaat olmak üzere birçok sektörü sıkıntıya sokar.

3-Özel sektörün borcu iyice kabardı. Döviz cinsi borçta ziyadesiyle "cesur" davranan özel sektör, döviz artışından kaynaklanan 100 milyar liralık ek yükü nasıl karşılayacak, taahhütlerini nasıl yerine getirecek, burası net değil.

4-Sıkıntı, özel sektörde işçi çıkartmaları beraberinde getirir mi? Devlet, istihdam yükünün azalması için tedbirler aldı amau2026 Burada da belirsizlik var.

NE YAPILABİLİR?

Evet, Dolar artışından en fazla etkilenen ülkeler arasındayız. Bakan Nihat Zeybekçi "Dolara müdahale etmenin yanlış olduğunu" söylese de Ekonomik Koordinasyon Kurulu, "gerekli müdahalelerin yapılmasını" karara bağladı.

Peki, neler yapılabilir?

Piyasaya Dolar sürmek, bu tür durumlarda denenmiş ama pek de olumlu sonuç vermemiş bir yöntem.

"TL'yi cazip kılmak için faizleri arttırmak" da, hükümetin inşaat sektörü ve diğerlerini canlandırmak için ortaya koyduğu çabaları büyük ölçüde boşa çıkartır.

Yabancı sermaye akışında durum ne olur belirsiz.

Sayın Nurettin Canikli öncülüğündeki "Körfez Sermayesi'ni çekme hamleleri"nin aslında ne kadar etkili olduğunu bilemiyoruz.

"Yatırımı Teşvik Paketi" Körfez Sermayesi'nin Türkiye'ye akmasını vaat ediyordu.

Bazı Körfez devleri, Türkiye'ye yatırımları arttıracaklarını vaat etti ama bu vaatler, küresel ekonomik dalgalanmadan ne kadar etkilenir, meçhul.

PEKİ BİZ NE YAPALIM?

Dünya ekonomisinin ve özellikle de bizim gibi "gelişen ülkelerin" çok zorlu bir süreçten geçtiği ortada.

Dolar artışı ihracatımıza bir miktar yarayabilir ama ihracatı ithalattan beslenen bir ekonomi olarak, bu işin karı zararından çok daha az olur.

Bu durumda, yapılması gereken ne olabilir?

Belli.

Öncelikle:

1- masrafları kısacağız!..

2-Özellikle, ithalatımızı arttıran tüketimi frenleyeceğiz.

3- "Ye, iç, israf etme!" hükmüne daha sıkı sarılacağız.

4- İş adamlarımız, esnaflarımız "fantezi" işlere girmeyecek, önümüzü görene kadar "Yiyiniz içiniz israf etmeyiniz"le birlikte "Yiyiniz, içiniz, masraf etmeyiniz!" diyeceğiz.

5-Bankalardan kredi çekerek borçlanmayı düşünenler dikkatli olsunlar, kimileri büyük reklam kampanyalarıyla "faiz indiriminden" filan bahsediyor ama bunlar adamın ocağına incir ağacı dikerler aman dikkat.

(Esnaf komşumuz "iş büyütecem" diye bankadan kredi çekmiş, işler biraz ters gidince de batma noktasına gelmiş.

Tek evini satışa çıkarttı, satabilse çığ gibi büyüyen borcunun dörtte birini karşılamıyor, adamcağız kalp krizi geçirdi, banka da eşini sıkıştırıyor!..

Bu işlerden aman uzak durun!..)

6- Kredi kartı harcamalarına da dikkat, çılgınca "akıllı cep telefonu" satın alıyoruz, iletişime müthiş para harcıyoruz, en büyük iletişim firmasının abone sayısı düşmüş ama karı yüzde 300 artmış, vurdukça vuruyor adamlar, biz de çılgınlar gibi tüketici!

7- Enerji maliyetleri artacak demiştik; toplu vasıtalarla ulaşabileceğimiz yerlere "hele tek başınayken" otomobille gitmek bizim için lüks. Kış kapıda, doğalgaz tüketimini düşürmek için de ek tedbirler almakta fayda var.

8- Sigaraya harcanan paralar muazzam, bırak şu pisliği!

9- Bizde acayip ilaç tüketimi var, antibiyotik tüketiminde dünya birincisiymişiz.

Nezlede bile antibiyotik alıyoruz hiçbir faydasının olmadığını bildiğimiz halde.

İlaç için devletin harcadığı para son beş yılda neredeyse ikiye katlanmış; 14 milyar liradan 24 milyar liraya, bunun büyük bir bölümü gereksiz tüketim olmalı, hastalıklar son beş yılda ikiye katlanmadıysa eğer! Demek ki, bu alanda da israfımız çok. Frene basacağız, hekimlerimiz de öyle leblebi yazar gibi antibiyotik yazmayacak!

Evetu2026

Alabileceğimiz tedbirlerden bir kaçını sıraladık

Devamını siz getiriniz lütfen.

"Ayak-yorgan" dengesini aman ihmal etmeyelim.

Etraf günlük gülistanlık değil ve olmayacak.

Otogaza da zam geliyor nitekim!

ELİNİZDE PARA VARSA

Vatandaş neler yapmalı?

Uzmanlarla görüşüyoruz.

Genellikle "Dolar 3.50'ye kadar gidebilir, bir iki hafta içinde biraz mola verecek, ama 3.20'nin altı artık çok zor." diyorlar.

Elinde para olanlar için, pozisyon muhafazasını tavsiye ediyorlar.

Aşırı tüketimi kıs, riski azalt.

Kulağının üstüne yat!..

FETÖ MAĞDURLARI!

Malu00fbm, gizlimiz saklımız yok.

Köşesinden faal cep numarasını veren ilk köşe yazarı olarak ünlenmiş durumdayız.

Biz böyle rahat takılınca, FETÖ mensupluğundan açığa alınanlar ve hapse atılanların yakınları gece gündüz beni aradılar, arıyorlar.

Bugüne kadaru2026

"Haksız yere FETÖ'cü olarak damgalandıklarını" söyleyenlerin başvurularını aldık.

"Haksızlığa uğrayan bir kişi bile olsa göz yumulamaz!" ruhuyla Külliye'ye taşıdık.

"İtiraz Masası"ndaki itirazlara eklettik.

Bugüne kadar yüzlerce başvuru oldu bendenize, bunlardan sadece biri "gerçekten haksızlığa uğramış" çıktı ve görevine iade edildi.

Bunca çabadan sonra şunu gördüm ki, FETÖ'den atılanların çoğu harbi FETÖ bağlantılı.

Öyle "Efendim Bank Asya'da hesabım olduğu için güme gittim. Aha, bak, 15 Temmuz gecesinde meydanlarda idim" yollu savunmaların çok da fazla yerinde olmadığı ortada.

Yine de gözden kaçmış mağdurlar olabilir ama geniş çaplı mağduriyet ortamı yok.

Durum budur efendim.

Karışmam dedi!..

SELAMİ ŞAHİN "MAYOLU" GELİNİNE SAHİP Mİ ÇIKTI?

Ödül törenindeki topluluğun önünde acayip "mayosuyla" boy gösteren gelini hakkında sorulara muhatap olan ünlü şarkıcı Selami Şahin, "Ben İstanbul'a geldiğimde 16 yaşımdaydım. Oğlum 31 yaşında. Bu yaştaki insanların nasıl giyineceklerine, kimle evleneceklerine ben karışmam!" dedi.

Israrlı sorulara hep bu civarlarda cevaplar verdi.

Magazin basınındaki haberlere baktıku2026

Diyorlar ki;

"Selami Şahin gelininin arkasında durdu!"

Hayıru2026

Hiç de öyle olmadı!

Selami Şahin, gelininin bu haline destek vermiş olsaydı "Karışmam!" demezdi, memnuniyet dile getirirdi.

Sevgi dolu ifadeler kullanırdı.

"Binlerce kişinin önüne" neredeyse çıplak çıkan bir gelin figürünün "müstakbel kayın peder"in hoşuna gitmediği açık

Manzara, gelin bacaklarına "zum" yapan magazin medyası için güzel.

"Aile" için kötü!..

 
Sol suryapı