Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

19 Şubat 2022

Doğru mihengini kaybederse…

Değerli okurlarım kelime anlamı evrensel olmasına rağmen, kişiselleştiğinde garabetleri ile kafaların karıştığı ve karıştırıldığı günlerin tam ortasından geçiyoruz.

Hele son günlerde yaşadığımız olayları bu bağlamda ele aldığımızda gerçekten evrensel bir gerçekliğin insan denen yaratık nezdinde nasıl iğfal edildiğini anlamak zor olmayacak.

Nasıl mı?

Örneklerler ele alırsak.

Mesela Yanı başımızdaki, Ukrayna krizi.

Doğrusu nedir dendiğinde ortada dolaşan doğruların hangisi evrensel, bilene aşk olsun.

Veya kendi mesleki alanımdan bir örnek verirsem, pandeminin başından günümüze yaşanmışlıkların evrensel doğru mihenginde en yakınından geçen doğruyu bugün tam bilemiyoruz.

Tüm salgınlarda olduğu gibi buda yakın bir zamanda tarihin tozlu sayfalarının içerisinde kaybolup gidecek ve hatırlayanların hafızasında kaldığı kadar da değer atfedilecek.

Ülkemiz içinden ve dışından siyasi veya sosyal gelişmelerde havada uçuşan doğruların birkaç tanesini hatırlayarak ve hatırlatarak makaleme devam edeyim.

Günümüzde dillere pelesenk olan ülke ekonomisi ile ilgili yazılanlara çizilenlere baktığımızda hangi doğru neye göre neden ve niçin sorularına verilen cevapların evrensel doğru ile yakınlığını veya uzaklığını bir düşünelim.

Evrensel doğrunun kısaca tarifi birçok insan tarafından bilinir.

İki noktayı buluşturan çizginin adı olarak tescillenmesine rağmen sündürüle sündürüle bukalemun haline getirilmişliği her aklıselimin kabulü halini almış durumda.

Biz kendi ülkemizden örneklerle doğruyu iğfal etmenin bedelinden biraz bahsedelim.

Malumunuz ama hatırlamakta fayda var.

Püsküllü belamız olan yalan ve algı, bu iki kelime evrensel doğrunun azılı düşmanı ve aralarındaki açı 180 derece.

Günümüz Türkiye’sinde yalan ve algı, bu iki püsküllü bela, işin tüccarları tarafından yüksek bedelle piyasaya sürülmesine rağmen alıcı kerizlerin mebzul olmasından dolayı da bayağı işe yarıyor.

Bu konu ile ilgili kitaplar basılıyor ve seminerler verilerek keriz sayısı çoğaltılınca ve bu projede başarılı(!) olunca yandı gülüm keten helva.

Sosyal medya yalan, dolan, algı, malgı demeyip yanlışı doğruymuş gibi pazarlayınca gerçekten içler acısı ağlanacak halimize gülüp geçer oluyoruz.

Algıyı yalanla allayıp pullamada özel eğitimli yüzlerce binlerce sahte tüccara ihtiyaç yok.

Üç beş tanesi bile yeterli

Nitekim sosyal medyada, yazılı ve görsel basında bu tüccarların satışa sunduğu yalanla makyajlanmış sahte doğru ve algıyı üreten uzmanlar(!) herzelerini piyasaya sunduğunda balıklama üzerine atlayan troll, bot ve hatta o kadar çok top var ki, insan şaşkınlık içerisinde sadece aman Allah’ım buda mı başımıza gelecekti diyerek hayıflanırken ülkesi adına da üzülüyor.

Aynı geminin yolcuları olarak kader birliği içerisinde yaşadığımızı unutan ve gemiyi batırmaya çalışan yerli azmanların şerri yetmiyormuş gibi, dışardan desteklerle bu yangın körüklenerek üzerine benzin dökülünce olmayacaklarda oluyor.

Aklını kiraya verenlerin acımasız insafına kalmadan, devletini milletini sevenler yerli ve milli duygularını köpürterek bu yangını söndürmeli. Bu hadsizlere varlığını hissettirmeli ve en az onlar kadar da cesur olmalı.

Malum bir söz var.

Namuslular namussuzlar kadar cesur olmalı ki. devletimiz batmasın milletimiz zillete düşmesin.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.