Yedi Başak
Diyanet Vakıf

08 Nisan 2021

Dijital Mahremiyet Eğitimi…

Teknolojiyi, akıllı cihazları, dijital ve sanal ortamı kullanan her bir bireyin bir dijital kimliği, dijital vatandaşlığı ve dijital yaşam alanı var. Özellikle internetin yaygınlaşması ve daha ucuz maliyet ile kullanılmasının mümkün olduğu şu günlerde dijital alana dair sosyolojik yeni kavramlar üretilmesi gayet doğal ve belki de bir zaruret hali… 

Cebimizde akıllı telefonlar, koltuk altımızda laptoplar, yol bilgisayarları başta olmak üzere internet tabanlı birçok teknolojik cihazın kullanımın yanı sıra AVM’sinden iş yerlerine, sanal ortamlardan sokak ortamlarına değin her yerde etrafımızda kameralar mevcut iken hayatımızda kendimize özel bilgileri, yaşantımızı özel kılan anları, özel ve gizli bilgilerimizi muhafaza etmemiz ne kadar mümkün? Her gün karşılaştığımız dolandırıcılıklar, istismar vakaları bu dijital ilerlemeyle birlikte ortaya çıkan sorunlar değil mi? Öyleyse kendimize ait özel bilgileri, özel yaşam alanımızı, özel ve gizli olan her şeyi muhafaza etmemiz daha anlamlı bir dönemde değil miyiz? Eğer mahremiyet, mahrumiyetten veya haremden geliyor ise, dijital kimliğimize ait haremimizi diğer insanlardan sakınmamız, mahrum bırakmamız gerekmiyor mu? Buna yönelik bir toplumsal farkındalık, bilinç var mı? 

Sanal dünyada bıraktığımız parmak izlerimiz, ayak izlerimiz silinmez izler bırakıyor ve ilerleyen süreçte başımıza iş açıyor ise, dijital kimliğe sahip her bir bireyin, mahremiyet eğitimi alması gerekmiyor mu? Gerek kendimizi gerek ise sevdiğimiz insanları korumak adına dijital yaşam alanında nerede nasıl davranmamız, hangi güvenlik duvarlarını örmemiz, bu dijital yaşam alanımıza kimleri hangi ölçüde hangi sınırlılıklar dahilinde sokmamız temaları başta olmak üzere birçok alanda eğitim almamız hayati derece de önemli değil mi?

Dijital mahremiyet eğitimi almayan insanlar, dijital ortamın getirdiği bazı risklerle karşı karşıya kaldıklarında bu risklerden ya da tuzaklardan nasıl kurtulacakların yolunu yöntemini bilemediklerinden büyük sıkıntılarla cebelleşebilir, kendilerini veya yakınlarını zor duruma sokabilirler. Dijital mahremiyet eğitimi almamış kişiler, farkında olmadan dijital suçlar dahi işleyebilir, yargılanmaya kadar giden işlere girişebilirler. Bilişim suçlarını azaltmanın yollarından biri bireylere dijital mahremiyet eğitimi vermektir. Dünya Ekonomi Forumu’na göre 21.yüzyılda yaşayan çocukların sahip olmaları gereken 8 önemli dijital beceriler olduğu ve bunlardan birinin de mahremiyet olduğunu biliyor muydunuz? Öyleyse dijital yaşam alanının kullanım yaşı yeni jenerasyonda gittikçe daha da düştüğü ve hatta okul öncesi döneme kadar indiği göz önünde bulundurulduğunda, özel ve önemli bazı dijital verilen kimseyle paylaşılmaması, gizli tutulması gerektiği anlamına gelen mahremiyetin bazı güvenlik risklerini taşıdığı, güvenlik açığı bulunduğu ve bu nedenle henüz otokontrolü sağlayamayan çocuklarımız başta olmak üzere tüm bireylere dijital mahremiyet eğitimi verilmesinin önemi daha da iyi anlaşılır hale gelmiş olmuyor mu?

Dijital mahremiyet, gerçek hayatta ki mahremiyetimizin dijital ortama taşınmasıdır. Dijital ortamda da mahremiyetimizin devam etmesidir. Nasıl ki normal yaşam alanında, gündelik hayatta fiziksel olarak kimsenin temas etmesini istemediğimiz özel bölgelerimiz özel alanlarımız var ise, dijital alanda da kimsenin girmesini istemediğimiz, kimsenin temas kurmasını istemediğimiz, özel alanlarımız olmalı. Olmalı ki, her gün karşılaştığımız sanal evliliklerin, sanal cinsel istismarların, sanal hırsızlıkların, sanal dolandırılmaların başta olmak üzere birçok olumsuz yaşantının önüne geçebilelim. 

Çocuklar için dijital mahremiyet eğitimi öncelikle ve birincil olarak ebeveynlerin sorumluluğundadır. Aile kurumu içerisinde anne ve babalar tarafından ilgisiz bırakılan çocuklar, sosyal ve sanal kimlikler edinmek için dijital yaşam alanlarına girmekte ve bazen tuzaklar bazen riskler nedeni ile mahremiyet ilkelerini ihlal edip kötü alışkanlıklar, kötü yaşantılar ve kötü arkadaşlıklar edinmelerine neden olmaktadır. Çocuğum dijital sayesinde sessiz kalıyor diyen ebeveynler esasında farkında olmadan çocuğunun geleceğini karanlığa ve sessizliğe gömüyor. Çocuklarıyla ilgilenen, onlarla sağlam iletişim kuran ebeveynlerin çocukları dijital ortama çok ihtiyaç duymadıkları ve kullandıkları zamanda ise mümkün mertebe daha dikkatli oldukları gözlenmiş.

Araştıran, keşfeden, öğrenen, iyi bir dijital rol model olan ebeveyn olmaya ne dersiniz?