Milat Web

17 Nisan 2017

Deniz bitti, kaybettiniz!

Bu referandum diğer seçimlere ve halk oylamalarına benzemiyordu. Milletin, en az iki yüz yıllık döngüyü kırarak bunu kendi lehine çevirip çeviremeyeceğin oyladık.

Türkiye siyasetini, Tanzimat'tan bu yana iki tarihsel blokun gerilimi domine ediyor; 'Batıcılar' ve 'Anadolucular-yerliler!' Bu blokların çatışmasında yerlilerin iktidara getirdiği evlatları hep askeri ve sivil bürokrasinin çabalarıyla alaşağı edildi. Menderes, Demirel, Özal ve rahmetli Erbakan'ın "iktidar"da iken 'muktedir' olamamalarını, askeri vesayetin gölgesi altında nasıl sıkıştırıldığını hatırlayın.

***

Seçim kronolojisini takip ettiğimizde de millet ile Batıcı blok arasındaki gerilimi ve zıtlaşmayı çok rahat görebiliriz. Muhtıra ve darbe girişimlerini saymadan sadece 'başarılı' olmuş darbe sonuçlarına bakarak bile bu gerilimin sosyolojisini izlemek mümkün:

-1960'ta, 'batıcı blok' asker ve medya eliyle Menderes ve DP'ye karşı 1960 darbesini gerçekleştirdi. Ancak 'Yerli-Anadolucu blok' dediğimiz blok olan millet, ilk seçimde DP'nin devamı AP'yi iktidara taşıdı. Halk inadına, darbeyle idam edilen Menderes'in devamı olan Demirel'i başa getirdi. Bu, darbecilere "Buraya kadar. Ben yöneticimi kendim seçerim. Hadi kışlana dön" mesajıydı.

-Demirel Başbakan iken bu kez Kenan Evren 1980 darbesini gerçekleştirdi. NATO destekli darbenin ardından yapılan ilk iş olarak Türkiye yıllardır onaylamadığı Yunanistan'ın NATO'ya dönüşünü onayladı. Ardından yapılan ilk seçimlerde daha önce MSP'den milletvekili adaylığı bulunan ve AP iktidarında Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar Vekilliği yapmış olan Turgut Özal'ın ANAP'ını iktidara getirdi. Yerliler bir kez daha darbeci Batıcılara en net şekilde mesajını vermişti.

-28 Şubat 1997'de ordu, medya, bürokrasi ve iş adamları eliyle kotarılan post-modern darbe ise rahmetli Erbakan'ı siyaseten öldürmeye yönelikti. Partisi kapatıldı, kendisi siyasi yasaklı hale getirildi. Başörtülü öğrenciler ve İHL mezunları üniversiteye alınmadı. Ardından millet, 2002 seçimlerinde yıllarca Erbakan'la birlikte siyaset yapan Recep Tayyip Erdoğan'ı ve partisi AK Parti'yi iktidara getirdi.

Her defasında milletin mesajı netti: İrademe dokunma!

***

Sadece son yüz yıla baktığımızda bile Cumhuriyet'in askeri ve sivil elitlerinin çocuklarının egemen olduğu bürokrasinin, yani 'Batıcı blok'un, milletin evlatlarına yani 'Anadolucu yerlilere' 'iktidarı' vermemek için 'darbe' dahil yapmadığı pisliğin kalmadığını görüyoruz.

Ama eni sonu dört yıl boyunca sandığı bekleyen "Derin Anadolu" dediğimiz tarihsel blok, iktidarları belirleyen ana unsur. Fakat 'Batıcılar' hiçbir zaman milletin evlatlarını 'iktidara' layık görmedi.

"Muhtar bile olamaz" diye manşet attıkları Recep Tayyip Erdoğan'ın son 15 yıllık siyasi macerasını Cumhurbaşkanlığı ile taçlandırması bile millet düşmanı Batıcı bloku frenleyemedi.

***

Gezi kalkışması, 17-25 Aralık yargısal darbe girişimi, 'Kobani' bahaneli iç savaş çıkartmayı hedefleyen kalkışma, Çukur terörü ve 'özerklik' kalkışması ile başaramadıklarını en son 15 Temmuz'da milleti tanklarla ikiye biçtikleri hain darbe girişimiyle başarmak istediler.

Olmadı, ilk defa millet 100 yıllık suskunluğunu bozarak Erdoğan'ı, Abdülhamit'in, Menderes'in, Özal'ın, Erbakan'ın 'ıssızlığına' terk etmediu2026

İşte dün millet, artık kendi seçtiği evladının bir kez daha 'Batıcı Blok'un alçak girişimleri ile iktidardan indirilmemesi için sandığa gitti ve iradesini sandığa vurdu!

Bu sonuç, milletin siyasallaşması, çevreden gelip merkeze oturması ve kendi kurduğu sistemi kurumsallaştırması anlamına geliyor.

Bu sonuç, en az iki yüzyıllık parantezin millet lehine kapatılması anlamına geliyor.

Bu, bir kez daha milleti "denize dökme hedefini" hiçbir zaman yitirmediğini gösteren Batıcı Blok'a atılmış son şamardır!

Allah milletimizden razı olsunu2026

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement