Dolar (USD)
17.9257
Euro (EUR)
18.3422
Gram Altın
1033.37
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

03 Temmuz 2017

Çoğu gitti azı kaldı

Terörle mücadele konusunda Türkiye gelecekte detayları çok daha iyi anlaşılacak inanılması güç bir mücadele veriyor.

Eskiden "terörle mücadele" dendiğinde sadece Marksist - Leninist, örgütlerin akla geldiği güzel ülkemizde bugün bu olgu zihinlerde çok daha başka şeyler ifade etmekte.

Bir yanda FETÖ, bir yanda PKK, diğer yanda DHKP-C yetmezmiş gibi DEAŞ hatta eş değerleri PYD/YPG anlayacağınız terörün her türlüsü coğrafyamızı dizayn etmek üzere konumlandırılmış ve Türkiye de hepsiyle topyekun mücadele ediyor.

Bahar aylarıyla birlikte biti kanlanan dağ kadrosunun yapılan son operasyonlarla birlikte ne kadar zayıfladığını da hep birlikte izliyoruz aslında.

Geçtiğimiz yıllarda yaz ayları geldiğinde kanlı eylemlerini arttıran böylelikle hem korku yayan hem de sempatizan toplayan terör örgütünün yediği darbeler nedeniyle daha münferit, kalleş, pusuya dayalı nispeten küçük eylemler gerçekleştirdiğini görüyoruz.

İstihbarat birimleri terör örgütünün daha KİŞİSEL, daha MİNİMAL eylemlere yöneleceğini rapor etti. Medyada da yer alan bu bilgiyi doğrular nitelikte eylemler görüyoruz.

Ak Parti'li yerel politikacılara yönelik suikastlar, asker konvoylarına yönelik saldırılar terör örgütünün gerçekten bitme noktasına geldiğinin kanıtı.

Nitekim Van'ın Özalp İlçesi'nde PKK'lı teröristlerce evi basılıp silah zoruyla kaçırılan sonra da katledilen Ak Parti İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi ve bir gece öncesinde de Diyarbakır Lice Ak Parti İlçe Başkan Yardımcısı 34 yaşındaki Orhan Mercan'ın öldürülmesi olayları terör örgütü açısından sonun başlangıcı olarak adlandırılmalıdır.

Her iki olayı gerçekleştiren teröristler de kesinlikle yakalanacak, döktükleri kan yanlarına kar kalmayacaktır.

Zaten siyasetçilere yönelik suikast eylemleri bir terör örgütünün çöküşünün en büyük kanıtıdır. Nitekim siyasileri öldüren bir örgütün kendi tabanına mantıklı bir açıklama yapması zordur.

Terör örgütü de bu açmaz içine düşmüştür.

Siyasilere, ya da terörle mücadele eden ekibin ailesine, yakınlarına yönelik tehditte bulunmak terör örgütünün yapacak fazla da bir şeyinin kalmadığını gösterir.

Asıl mesele terör örgütüne karşı savunma konseptini değiştiren devletin bu yeni stratejiye karşı da yeni bir strateji geliştirip geliştirmeyeceği.

Sorunun çözümü için gerekli adımların atılacağından şüphem yok.

Ancak biz başka bir açıdan da durumu ele almalıyız.

Eli kanlı terör örgütlerinin FETÖ ile ilişkisi gün yüzüne çıkmış durumda. Kendilerini yöneten ÜST AKIL olan FETÖ'ye bağlılıkları kanıtlarıyla biliniyor artık.

Durum böyleyken terör örgütlerinin bağlantılarını çok daha net şekilde ortaya koymak ve bunu da kamuoyuyla paylaşmak daha da önemli hale geliyor.

Bir kesimin ısrarla alaycı üslup kullanarak "her işi FETÖ'ye bağlıyorsunuz" demesinin de altında yatan nedenleri böylece daha iyi anlamış olacağız.

Çoğu gitti azı kaldı. Biraz daha gayret!