18 Ekim 2021

Cinayet siyaseti

 

Cinayeti, siyaset tarzı kabul ediyorlar…

Darbeleri, katliamları bir ülkeyi ele geçirmede en elverişli aparat görmekteler.

Cinayetler üzerinden işgale zemin hazırlama girişimlerini sürdürüyorlar.

Özellikle 1950’den beri siyasi cinayetlerle sonuç almaya çalıştılar. Üniversiteleri terörize ettiler.

Yalanı ve cinayeti silah olarak kullanıyorlar.

Cinayet ve Hıyanet Platformu, cinayet siyasetine devam ediyor.

Maalesef, kısmen de olsa başarılı oldular.

1980 öncesinde ideolojik sağ-sol ve mezhebi çatışmaları körüklediler, iç savaş denediler.

1980 sonrasında ise etnik terörü milletin başına tebelleş ettiler. Laik-anti laik kutuplaşması için cinayetler işlediler.

1990’lar bu cinayetler serisidir. Özellikle 1990 yılında birer ikişer aylık aralarla işledikleri cinayetlerle ülkeyi kaosun içine ittiler. Muammer Aksoy, Çetin Emeç Turan Dursun ve Bahriye Üçok bu yıl içinde katledildiler. Türkiye, içe döndürülürken, bölgede de kan gövdeyi götürüyordu. 20 Ocak 1990’da Rusya, Azerbaycan’da katliam yapıyordu. 30 Ocak’ta M. Aksoy’un katledilmesiyle Azerbaycan’la Dayanışma Mitingi iptal edildi. Katiller, Cumhurbaşkanı Özal’ı “katil” ilan etmişlerdi. Yılın sonunda ise (17 Ocak 1991) ABD ve iş birlikçileri Irak’ı işgale başladılar. Irak’ın kuzeyini terör örgütlerine tahsis ettiler, PKK’yı Bekaa’dan burnumuzun dibine Kandil’e taşıdılar.

Şimdi aynı planlarla Suriye’nin kuzeyinde devam ediyorlar.

Cinayet siyasetiyle Türkiye’yi ele geçirme planlarını pervasızca telaffuzları ise hâlâ kendilerini ülkenin gerçek sahibi sanmalarından.

Cinayet siyasetini mülteciler üzerinden yürütecekler gibi… Çünkü yıllardır toplumsal kışkırtmanın neticesini bu yılın 10 Ağustos’unda Ankara, Altındağ’da almayı denediler. Cinayet ve yağmalamayı örgütlediler.

Esed’le anlaşıp mültecileri geri göndereceklerini söylemeleri de Esed’i ve yaptıklarını meşru görmelerindendir.

Bunların TÜGVA’ya yaptıklarıyla Esed’in kendi halkına yaptıkları arasında ne fark var? İşgal ve yağma…      

ABD Temsilciler Meclisinin, Ülkü Ocaklarını terörist gösterme girişimiyle 27 Nisan 2007’de e muhtırasında ilahi okuyan çocukları rejim düşmanı gösterenler farklı mı?

                                                         ***

Tasmalarını tutanlardan garanti istiyorlar…

Korkaklar…                                               

ABD’nin Afganistan’dan can havliyle kaçışı köleleri telaşlandırdı.

Kaçışı, pespayeliği perdelemek için sakalı, çarşafı gündeme taşıyorlar. Bunun üzerinden de 28 Şubatçılığı hortlatmaya çalışıyorlar. TÜGVA’ya saldırının arka planında da bu var, doğrudan camiye, Kur’an kurslarına saldıramıyorlar…

ADB garantili cinayet ve hıyanet siyaseti peşindeler.

Çağdaş yaşam için bu olmazsa olmazmış.

2 Ekim 2018’de Cemal Kaşıkçı cinayetini bulunmaz bir fırsat zannettiler. Faillerin bulunması morallerini bozmuştu.

Arayıştalar…

ABD’nin kendilerini yüzüstü bırakılmayacağına dair söz alıyorlar.

Türkiye’nin onlarca yılını heba eden, binlerce insanını öldüren, yatırımları engelleyen bu Cinayet ve Hıyanet Putçuları: “ Biz de vatanseveriz, demokratik ilkelere bağlıyız” demekten de geri durmuyorlar.

Terör uzantılarını “oy” bahanesiyle meşru görüyorlar ama seçmenlerin yarısından fazlasının oyunu almış Cumhurbaşkanı’diktatör ilan ediyor, saygı göstermiyorlar.

Öyle ki 15 Temmuz’da saklandıkları deliklerde Cumhurbaşkanı’nın öldürülme haberini bekleştiler.

Türkiye’nin 25 bölgeye bölünmesi ve devletin niteliklerinin değiştirilmek istenmesi 15 Temmuz’daki işgal planlarının tekrarından başka bir şey değildir.

Bunu anlamak için sahibinin sesi olup kürsülerden kara ağızlarını köpürteten Cinayet ve Hıyanet Putunun müntesiplerine bakmak yeterlidir.

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement