Milat Web

01 Kasım 2021

Cennete dört yolcu

Mevlidi nebi gününde, cennete dört güvercin uçtu. Evet biri 5 yaşında Muhammed, biri 9 yaşında Ebu Eyyub Ensari, biri 14 yaşında ilim talebesi Abdus-Selam ve diğeride 17 yaşında Kur'an hafızı Ümit adında bir taze fidan… İlk üçü henüz büluğa ermemiş masum yavrular, diğeri de henüz büluğa ermiş. Üçü aynı anne babanın kuzuları kardeşler. 9 yaşında ki Eyyub ise halalarının oğlu.

Olayın detaylarını basın kısmen yazdığı için o konuya girmemeyeyim. Ancak şunu ifade etmeliyim ki, henüz reşit olmamış ve ehliyetini almamış olan çocuklarımızı, şoförlük hevesinden uzak tutmalıyız. Bu konuda kıvamına gelmiş olan çocuklarımıza, kısa bir zamanda şoförlük öğretebiliriz. Bir iki hafta veya bir ayda halledilecek şoförlük riskine, çocuk yaşta başlanması, büyük felaketlere sebep olabilmektedir.

Anne babalar, hasreti kalmasın diyerek, 10-12 yaşında çocuğun direksiyon başına geçmesine müsaade ederlerse, çocuk 15 yaşına geldiğinde, fırsat bulduğunda aracın kontağını araklayarak, maceralara kalkışabilir. Yüreğindeki hasret ve araç kullanma hazzı onu rahat bırakmayacaktır. Buna bir de tecrübesizlik ve hız tutkusu da eklendiğin de felaket an meselesidir.

O halde çocuklarımızı seviyorsak, onların sorumluluk bilici yeterince gelişmeden, reşit olmadan ve ehliyetlerini de almadan önce, şoförlükten uzak tutalım. Zaman zaman çocuk sürücülerin sebep olduğu felaket haberlerini basından üzülerek izliyoruz. Biz çocuklarımız üzülmesin diye çocuk yaşta onlara araç sürdürürsek, nice ocaklara ateş düşmesine ve nice çocuklar, yaşlılar ve anne babaların üzülmesine sebep oluruz. Bizim çocukların üzülmeme hakları kadar, başka çocuklarında hayatta kalma ve engelsiz yaşama hakları vardır. İşte Şanlıurfa’nınSiverekilçesinde yaşanan bu elim kaza, bizzat sürücü çocukla beraber, iki kardeşi ve kuzeninin hayatına mal oldu.

Evet, ateş düştüğü yeri yakar. Allah (cc) hiç kimseye evlat acısı vermesin. Ancak bu hadisede;özellikle anne babası olmak üzere, tüm ailesinin sabrını takviye edecek ve bir nebze de olsa acılarını hafifletecek yönler var. Bardağın dolu tarafında insanı için için sevindirecek vesileleri buluruz. Bu evlatların; kısa da olsa, aileleri için iftihar tablolarıyla dolu hayatları var. Başlarını yere eğecek bir davranışları olmamış. Daha da sevindirici yanı, masum çocukların anne babaları ve yakınlarına şefaatçi olma müjdeleri…

Bilindiği üzere Resulullah (sav) büluğa ermiş, mükellef çağında vefat edenlerin taziyelerinde, şöyle dua etmiştir. "Allah ecrinizi arttırsın, taziyenin en güzeli kılsın ve ölünüzü bağışlasın." Ama henüz masum olan çocukların taziyesinde duanın son kısmını farklı yapmıştır. "Allah ecrinizi arttırsın, taziyenin en güzeli kılsın,onu size şefaatçi kılsın ve ahiretin zahiresi eylesin." İşte bu duada büyük bir müjde var. Resulullah (sav) büluğ çağına ermeden ölen çocukların, çok özel bir kazanç olduğunu, ahiret sermayesi ve yakınlarına şefaatçi olduklarını net bir şeklide ifade ediyorlar.

“Angarada dayısı var” ifadesini çokça duyarız. Hani bir insanın başkentte bir milletvekili, bir müsteşar, bir genel müdür veya benzeri bir yakını olduğu zaman, onun için bu ifadeyi kullanırlar. Dostlar, Ankara’daki dayımız işimizi görmesi, bize bir fayda sağlaması, dara düştüğümüzde elimizden tutması kesin değildir. Ama henüz büluğ çağına gelmemiş masum yavruların başta anne babası olmak üzere, ailesinden yetmiş hatta daha fazla kimseye şefaat edecekleri kesindir.

Konuyla ilgili bazı müjdeler şöyledir:

“Sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.” (Zumer 39/10)

“Henüz ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu ölen her Müslümanı Allah, çocuklara olan rahmet ve şefkati sebebiyle cennete koyar.” (Buhârî, Cenâiz 6, 91; Müslim, Birr 153)

“Sizden (henüz ergenlik çağına gelmemiş) üç çocuğunu âhirete gönderen her kadın için, bu çocuklar cehenneme karşı mutlaka siper olur.” buyurdu. İçlerinden bir kadın: “Bu durum iki çocuk gönderenler için de geçerli midir?” dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav): “Evet, iki çocuk gönderen için de durum aynıdır.” cevabını verdi. (Buhârî, İlim 36, Cenâiz 6, 91; İ’tisam 9; Müslim, Birr 152)

"Buluğa ermeden ölen çocuklar, cennette çok canlıdırlar, hareketli balık gibidirler. Onlardan birisi ebeveynini karşılar, elbisesinden tutar, Allah kendisiyle birlikte ebeveynini de cennete koyuncaya kadar bırakmaz.” (Câmiü’s-Sağîr, III/2364)

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement