21 Ekim 2021

'Bunları hep REİS'ezarar vermek için yapıyorlar!'

Galiba paranoyak olduk!..

Niçin mi?

Anlatayım:

7 Haziran Seçimleri öncesi.

Bir çevirmeye takıldık.

Evraklarımız istendi, filan.

İndik.

Bir beyefendi bağırıyor:

“Bunları hep REİS’e zarar vermek için yapıyorlar!”

İlgimi çekti,

“Hayırdır, niçin böyle düşündünüz?” diye sordum

Beyefendi çok sinirlenmiş:

“Arkadaş, bu nedir ya,hiçbir zaman olmadığı kadar çevirme var.

Tam da seçime gidiyoruz.

Şakır şakır ceza kesiliyor!”

 

Birçok şey söyledi beyefendi.

“İzlerin birbirine karıştığından”bile bahsetti.

“Bunu en üsttekiler söylüyor!” dedi.

Beyefendiyi sakinleştirmek istedim.

“Her yapılandan böyle sonuçlar çıkartmaya meyledecek olursak, günün birinde ‘paranoyak’ olmaz mıyız?” dedim.

“Aldanmaktan iyidir!” diye fırçaladı beni.

“Neyse” dedim.

“Hayırlısı olsun” diyerek yoluma devam ettim.

*

Çevirmelerin yoğunlaşmasını  böylesine“olmayacak” şeylere yoran beyefendinin “uç misal” olduğunu düşünüyordum ki…

Aynı şeylerin pekçok vatandaş tarafından söylendiğini gördüm.

“Birileri Reis’in zeminini kaydırmak, oy kaybettirmek istiyor!”dendiğini çok duydum.

“Galiba hep birlikte paranoyak oluyoruz!” dedim.

*

Birçok misali var.

Bazı kadın programlarının, bazı sözde yerli dizilerin filan “özellikle kurgulandığını” söyleyenler de çıkıyor mesela…

Bunlar aslında bir merkezden yönetiliyorlarmış.

Amaçları da, kültürümüzü, ailemizi, zeminimizi kaydırmakmış.

Beyinlere ince ince mesaj gönderiyorlarmış.

Bazı çirkinliklere alıştırmak, “kanıksatmak” istiyorlarmış!..

Hani…

Birçoklarında, gerçekten  de insanı öfkeden köpürten manzaralar görünce, bazı vatandaşlar ister istemez böyle düşünüyor.

Ortadaki iki çocuğun babasının “beş erkekten hangisi” olduğunu, o erkekler ve “Anne”nin de hazır bulundukları ortamlarda tespit etmeye çalışmak…

Ve haftalar boyunca “DNA sonuçları, azzzz sonra!” muhabbetini sürdürmek gibi durumlar, “normal” mi?

Kimileri, “Değil, hiç değil! Bir iki olsa haydi, bu ne böyle… Dizilerdeki, programlardaki hallere bakın! Ne normali… Plân bu efendim,plân!.” diyor.

Kimileri de…

“Gayet normal, bunlar rating işi, izleyicisi varsa, üretim de olur!”diyerek bu hallere açıklama getiriyor.

*

Bilemiyorum, herhalde “bu işler büyük bir plânın parçaları” diyenlerin, “paranoyaya sürüklendiklerini” düşünmek gerekecek!

*

 

Hatırlarsınız…

Mutlaka hatırlarsınız, nasıl unutabilirsiniz ki?

Geçenlerde, bir profesör “6 aylık ya da bir aylık bebeklere kızamık ya da hepatit B gibi aşılar yerine COVİD 19 Aşısı yapıldığını, bebeklere yapılan bu aşılarda hiçbir yan etki olmadığını, hatta antikor sağlandığını iddia etmiş ve bu konudaki sonuçların yakında ünlü bir tıp dergisinde yayınlanacağını” duyurmuştu!..

Bebeklere yanlışlıkla COVİD aşısı yapılıyormuş!

Yanlışlıkla COVİD aşısı yapılan bebeklere dair sonuçlar da ünlü bir tıp dergisinde yayınlanacakmış!

Bakanlık, bir açıklamayla söylenenleri yalanladı, şahıs hakkında soruşturma açılacağını duyurdu.

Şahış, “Öyle değildi, aslında, böyleydi!” diye düzeltme yoluna gitti…

Filan da…

Olan oldu bu arada.

Tartışmalar iyice alevlendi, ortalık iyice dağıldı…

Biz bu olaya sıkıntının daha da büyümemesi için fazla girmedik ama, “Paranoyak mı oluyoruz yoksa?” diye sormamıza yol açan vatandaşlar durur mu?

Bu işin bile toplumdaki tartışmaları daha da derinleştirmek ve sisteme güvenin derecesini iyice azaltmak için ayarlandığını söyleyenler bile oluyor.

Dahası, birileri, hem de sayıları gittikçe artan birileri meseleleri “Birileri Reis’e zarar vermek mi istiyor?” noktasına getiriyor.

Ağızlar torba değil ki büzesin…

Lâfı buradan alıp, nerelere nerelere taşıyorlar…

Hani  taşıdıkları yerleri yazsak, sıkıntı olacak!..

İyisi mi, “paronoyadır, paranoya” diyerek “es” geçmek.

Ne var ki,  “İyisi,  kulağımın üzerine yatayım!” dedikçe olmadık lâflar gelip beni buluyor arkadaş.

Belki de, iletişim hatlarımı bütün vatandaşlara açık tutmakla “hata” yapıyorumdur!..

Belki de, meslektaşlardan bazıları gibi “fildişi kulelere” çekilmenin yollarını aramam gerekiyordur!..

Yok, olmuyor.

Ruhumuzda yok.

Her arayanla “ayıp olmasın” diye konuşuyoruz, ondan sonra da canımız sıkılıyor…

Gerekli gereksiz düşüncelere dalıyoruz…

Bazı vatandaşlar, yok bazı değil, birçok vatandaş, hastanelerden randevu almaya yarayan ALO 182 hattında sıkıntılar olduğunu söylüyor.

Randevu almakta büyük güçlükler çekiliyormuş.

Benim de başına geldi.

Gelince de, “Yoğunluk vardır, konserler monserler gırla gitti ya… Herhalde covid vakalarındaki artış sağlık sistemini zorluyordur!” diye düşündüm.

Yok…

Uzun yıllardır tanıdığım, akıl sağlıklarına itimat ettiğim ve hiç de “yıkıcı muhalif” hatta “muhalif” olduklarını görmediğim vatandaşlardan da acayip lâflar işitiyorum.

Benim imkânlarım sınırlı.

Kaç kişiye “Paronoyaya sürüklenmeyelim, sabredelim!” diyebilirim ki…

*

COVİD 19’un şimdiye kadar gündeme gelen ve şöhret basamaklarını hızla tırmanıp inen varyasyonlarından hangileri daha hızlı bulaşıyor, hangileri işi ağırdan alıyor, hangileri camilere hangileri konserlere daha duyarlı, uzman olmadığım için bilemiyorum.

Amma velâkin, tecrübemle sabit, bu “paranoya denilen rahatsızlığın hızla bulaştığını” çok iyi biliyorum.

Bana da bir haller oluyor nitekim!..

Bakın şimdi, şu vaziyetlere:

Geçenlerde bir “tetkik” için 24 saat öncesinden “covid testi” istediler.

Bir gün önce ilimizdeki en büyük hastanenin, aynı zamanda tetkiki yapacak olan hastanenin COVİD Test Merkezi’ne gittim.

Kapıdaki görevliler, hangi amaçla “test yaptırmak” istediğimi sordular.

“Fark eder mi?” dedim

“Eder!” dediler.

“Seyahat için yaptıracaksanız başka, ameliyat için yaptıracaksınız başka, rahatsızlık hissettiğiniz için yaptıracaksanız başka bir prosedür var. Mesala yolculuk için test yaptıracaksanız biletinizi göstermeniz lâzım!”

Haydaaaa!..

O anda “Acaba ne desem?” diye düşündüm.

Zira, “tetkik için PCR testi”istediğini söylesem işi yokuşa süreceklerinden şüphelendim

“Boğaz ağrısı, öksürük” filan diye bir şey “sallasam” mı dedim.

Sonra “Yalan söylemek bize yakışmaz!” ruhuyla “Tetkiklerim var da, bir gün evvel test yaptırmam lazımmış.”deyi verdim.

Hay demez olaydım!

Hangi servis gönderdiyse ona gidecekmişim!.

Çok büyük hastane, dünyanın yolu.

Hadi, oraya gittim.

Bankoyu buldum.

Dediler ki, “Kan alma bölümüne gidip barkod alacaksınız!”

Gittim.

Oradan da dediler ki, “Sizi sevk eden yere gidip buraya gelmek için sevk yaptıracaksınız!”

Gittim.

Oradan da dediler ki, “Doktorunuz için sıra vereceğiz, sıranızı bekleyeceksiniz, o sevk edecek!”

“Ya bir covid testi bu, zaten tetkik için için sevkimiz yapılmış, anestezi formu elimizde. Bir tek covid testi! Yolculuk için bile isteniyor!”

Yok, prosedür böyle.

Offf, bir de sıra var.

Öğle vakti girecek.

İyice kalacağız ayazda.

İşimiz de çok!

Kafan bozulur mı bozulur, sen de insansın.

Çektim gittim.

Bir başka hastaneye.

O da Devlet Hastanesi.

Oranın COVİD Test Birimi’ne müracaat ettim.

Kapıda kimlik numaramı aldılar.

Ateş ölçmeye gönderdiler.

Oradan da yukarıya.

Testimi yaptırdım ve çıktım!..

Bu kadar!..

*

Şimdi kafamda bir soru…

Acaba ilk hastane…

Hani…

Birileri…

Hani…

Paranoya çok bulaşıcı bir rahatsızlık ya!

*

“Yok, yok!” dedim kendi kendime…

“Her şey normal, kafana böyle şeylerin gelmesi anormal!”

Telefonumu kapattım.

Kulağımın üzerine bir güzel yattım!

 

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement