Dolar (USD)
18.6336
Euro (EUR)
19.4484
Gram Altın
1047.262
BIST 100
4927.15
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

11 Eylül 2022

Bunlar size tanıdık geliyor mu?

Orta çağın sonlarına, Aydınlanmanın başlarına kadar bilim bir bütün idi.

“Aydınlanma” nın başlarında bilim, kozmolojik, astronomik, antropolojik, teolojik kompartımanlara ayrıldı.

Bu ayrışma ile Dünya’nın büyüsü bozuldu.

Uzun süredir zihinleri meşgul eden “Tanrının mı, Tabiatın mı, İnsanın mı” ontik önceliği olduğu sorusu bu dönemde cevaplandı.

Aydınlanma ile “Tanrı-Tabiat-İnsan” denkleminde “Tanrı” denklemden çıkarıldı.

Denklemin geriye kalan iki unsuruna “Tanrı” ya ait hasletler yüklendi.

Doğa ve İnsan tanrılaştırıldı.

İnsan” ın tanrılaştırılmasının adı hümanizmdir.

Hümanizm, insan- tanrı sıralamasında önceliğin insana ve onun düşüncelerine verilmesi dinin ve Tanrının ikincil plana itilmesidir.

Bizdeki yaygın yanlışlardan biri hümanizmin “insana merhamet, insana sevgi” olarak anlaşılması, zannedilmesidir. Hümanizmin “merhamet ve sevgi” ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Hümanizm insanın tanrılaştırılmasıdır.

Dinin ve Tanrı’nın hayattan sürülmesi ile başlayan inançsızlık artık marjinal bir görüş olmaktan çıkıp hayatın merkezine oturmakla bu kez inançsızlık kendi ruhbanlarını, azizlerini, ritüellerini kendi eskatolojisini oluşturdu.

Bütün bu gelişmelerin adeta laboratuvarı Fransa idi.

Aydınlanma Fransa’sında evvela “Tanrı’ya inan ama kadim dinden nefret et” şeklinde formülüze edilen “deizm” hayata geçirildi. Voltaire ve Rousseau “deism”in öncüleriydi.

Deistler için Dinin “Tanrı” sına inanmakla, Doğa’nın “Yüce Varlık” ına inanmak arasında bir fark yoktu.

Deizm, ateizmin ilk basamağı idi, ardından ateizm gelecekti.

D’Holbach’ın Systeme de la Nature” si “metafiziğin inkârı” dır ve İslam’i terminoloji ile gaybı inkâr ve retdir.

Bilimin geldiği seviye Aydınlanma düşünürlerinin başlarını döndürmüştür, güç zehirlenmesi yaşamaktadırlar. Dinlere karşı gözlerini öfke bürümüştür.

Thomas Woolston 1773 te ilk kez 1900 lerde dinlerin yok olacağını ileri sürer. Onu yüzlerce başkası takip eder.

Oysa ne dinler yok olacak ne de laiklik dinin yerini alabilecektir.

Aydınlanma döneminde “akıl” gittikçe yüceltilir “akıl” Tanrı’yı ve dini anlamlandırmada çok ön plana çıkar, sonrasında “akıl” ın kendisi dinselleşir.

Artık birçok düşünür için “Yüce Varlık ya da Tanrı” aklın nihai noktada toplanmış halidir.

Dönem sonunda akıl öyle bir prestij kazanır ki bir “Akıl Dini” ortaya çıkar.

Akıl, “Tanrı” nın yerini aldıkça onun taşıyıcısı olan insan da “Tanrı” laşır.

Aydınlanma döneminde “bilim” ve “akıl” bir “mit” bir “put” olmuştur.

“Bilime tapınma” nın dozu Aydınlanma boyunca kademe kademe artar.

Antony Collins (1676-1729) “Hür Düşünürler Mabedi” ni kendi seçtiği azizlerle donatır. Bu azizler materyalist bilim adamlarıdır.

Aydınlanma’ nın sonuna doğru adeta bir “bilim mitolojisi” doğmuştur.

18. yüzyıl Aydınlanma düşüncesinin büyülü sözcüğü “doğa-tabiat” tır.

Tanrısal güç vehmedilen doğa, kendisine sığınılan, kendisinden umulandır. Bu dönemde kim kendini haklı çıkarmak isterse “doğa” dan dem vurur. Tanrı’nın çıkarıldığı her mertebeye “doğa” yerleştirilir.

Doğa’ yı Allah’ ın inayetine muhtaç olmaktan çıkarıp üstün irade haline getiren Aydınlanmacılar ın “Doğa” dinlerinin yeni rahipleri Newtoncu bilim adamları ve filozoflardır.

Yeni bir “Doğa” teolojisi doğmuştur artık Doğa tanrı edinilmiştir.

D’Holbach tanrı “Doğa” ya şöyle yakarır:

“Ey Doğa! Tüm Alemlerin Hakimi…ve siz onun tapılası kızları erdem ve akıl, ebediyyen bizim ilahlarımız olunuz….”

1793 sonbaharından itibaren “Akıl Dini” şiddetini artırır. Kilisenin topraklarına el konulur. 3.000 rahip giyotine gönderilir. Katoliklerin yanı sıra Protestan ve Yahudiler de hedef alınmaya başlanır.

Artık yeni bir din tüm özellikleriyle dogmaları, bayramları, mitolojisi, azizleri, tapınaklarıyla ortaya çıkmıştır.

Yeni takvimin başlangıcı İsa’nın doğumu değil, Cumhuriyet’in kendisidir. Hristiyanların pazar gününü kutlamalarını önlemek için her ayın onuncu günü tatil olmaktadır.

Sainte Geneviéve Kilisesi “vatan mabedi-temple de la patrie” olarak laikleştirilir. Artık burası devrimin büyük adamlarının ebedi istirahatgâhı Panthéon olacaktır.

Bu seküler “akıl dini” Notre Dame Katedrali’ndeki “akla tapınma ayini” ile zirvesine ulaşır.

Notre Dame’deki ayinden üç gün önce Paris Katolik Piskoposu Hristiyanlıktan “akıl dini” ne irtidat eder.

Bütün bunlar size tanıdık gelmiyor mu?

 
TT SOL
TT Sağ
Advertisement Advertisement