25 Kasım 2021

Bu sıkıntılar nasıl aşılacak?

İnsanın bazen, “Söylemekten dilimde tüy bitti! Amaaan, kimin ne hali varsa görsün!” diyesi geliyor ama…

Olmuyor işte, memleket meselesi!..

Kimle konuşsak, kimle yazışsak aynı şeyleri işitiyoruz:

İktidar tarafında büyük sıkıntılar var ama öbür tarafa baktığınızda da, ‘Allah bu memleketi bunların eline düşürmesin!’ diyorsunuz. Sonra dönüp dönüp bu tarafa bakıyorsunuz… Bu tarafa bakınca da…”

*

Gittikçe artan şikâyetlere kulak verirken, iki yazı çekti dikkatimi.

Birincisi, MİLAT yazarlarından Ercan Ezgin’den.

Sıkı Reisçi” olduğunu birçok vesileyle ortaya koyan Sayın Ezgin diyor ki, “Ak Partili seçmen neden rahatsız” başlıklı yazısında:

Vatandaş AK Parti’den, içerisindeki ve etrafındaki kötüleri ayıklayarak (…) halka tepeden bakan kibir abidelerini, menfaat ve koltuk sevdalılarını tasfiye ederek ilk günkü aşkla 2023 hedeflerine ulaşmasını istiyor. (..) Ak Parti’nin iletişim ve tavır dilinde ciddi anlamda sıkıntı var. Hele hele son günlerde basına demeç veren kimi AK Partililerin konuşmaları facia. Çok tepki topluyorlar. İletişim dili ve anlatım tarzı çok sıkıntılı.”

****

Yazı uzun ve anlamlı.

Tamamını, MİLAT’ın internet sitesinden okuyabilirsiniz.

Dikkatimi çeken bir başka yazıyı da, Sabah’tan Salih Tuna kaleme almış.

Rüzgâr” başlıklı makaleyi gözden kaçırmışım.

Sosyal medyada gözüme takıldı, üzerinden biraz vakit geçmiş olması önemli değil, zira okumadığın yenidir.

Benim için yeni olan yazının şu satırları itinayla okunmalı:

Rüzgâr arkanızdayken yanlışınız, eksiğiniz varsa da ne gören olur ne de gösteren!
Zaten pişmiş aşa su katmak ‘sevimsizliğinde’ bulunmayı kimse göze almaz.
Rüzgâr arkanızdayken herkes yanınızdadır. Daha yola koyulmadan ‘köprüden önceki son çıkışta’ ayrılmayı kafaya koyanlardan tutun da 
yoldan pay almak için yola koyulanlara kadar herkes...
Rüzgârın tadını öyle almışlardır ki kovsanız da gitmezler. Kapıdan kovsanız bacadan girerler. Herkes yanınıza sokulmak için kırk takla atar. Birçoğu da rüzgârın arkanızdan esmesini, yanınızda yer almasına hasreder.
Rüzgâr arkanızdayken her şey yolundadır.
Eğrisi doğrusuna denk gelir. Sorunlar sorun olmaktan çıkar. Muhabbet sürer ama rüzgâra kadar.
Rüzgâr dönünce her şey değişmeye başlar!
(..) Herkes birbirinin kuyusunu kazar.
Rüzgârla gelenlerin rüzgârla gitmesini anlarsınız da, ya o mangalda kül bırakmayan muhteremler? Takva sandığınız o halleri meğer yoksulluktanmış!.. Hayal kırıklıklarınız öyle artar ki artık hiçbir şeye şaşıramazsınız!”

***

Buraya kadar, Milat’taki ve Sabah’taki iki yazıdan alıntılarla geldik.

Yazının büyük bölümünü de böylece “bedavaya” getirdik.

Dikkatinize sunduğum satırları okudunuz.

Uzun yıllardır benzeri uyarılarda bulunduğumu, siz kadim okuyucularım, çok iyi biliyorsunuz.

Bir takım maç kazanırken, içindeki sıkıntılar fazla görünmez ya da gösterilmez.

Kimileri“Sakın dokunmayın bana, rahat bırakın… Sürüp gitsin bu rüya, uyandırmayın!” diyerek kulaklarını kapatır söylenenlere…

Kimileri de, Salih Tuna’nın işaret ettiği gibi farklı hesaplar içindedir, onun için söylemez.

Kitabın Ortasından” konuşanların doğru söyledikleri bilinir ama kendilerine kulak verilmez.

Çünkü söyledikleri çoklarının işine gelmez!

*

Zaman geçer, metal yorulur.

Vücut, biriktirerek barındırdığı sıkıntıları ortaya koyar.

Ve bir gün gelir ki…

Alıntıladığımız her iki yazıda da, “şimdiki” hale vurgular var.

Her iki yazıda da, insanlığı bunalıma sokan “ahlâk bunalımına” dikkat çekiliyor özet olarak.

Rahmetli Atilla Özdür Ağabey’in dediği gibi, “İnsanoğlu Ademoğlu olamayınca doymak nedir bilmiyor!..”

Şimdilerde, hangi Ak Partiliye sorsanız, bir şeylerden şikâyet ediyor.

Hatta ve hatta, kocaman makam odalarına sahip bulunan ve “acayip yetkili” havalarıyla dolaşan kimi Ak Partililere bile “sıkıntıları” aktardığınızda…

Haklı” olmadığınızı söyleyemiyorlar.

Adımız hıdır, elimizden gelen budur!”a çıkan lâflar ediyorlar.

Hallerine üzülüp çıkıyorsunuz yanlarından!

*

Bu yazının girişinde, “İnsanın bazen, ‘Amaaan, ne haliniz varsa görün!’ diyesi geliyor ama…

Olmuyor işte, memleket meselesi!..” demiştik ya…

Bir yandan İktidar Partisi’nde olan bitenlere bakıyorsunuz…

Bir yandan da “muhalefet”in haline.

Ana Muhalefet’in başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve grup sahibi diğer partilerin genel başkanlarını dikkatle takip ediyorum.

Problemlerin çözümüne dair, dişe dokunur bir lâfları yok.

Erken seçimmiş?

Erken seçim olsa ne olacak, HDP’li yapıyla ülkenin hangi meselesini çözeceksiniz?

İktidara gelseniz, on altı benzemezle işi nasıl yürüteceksiniz?

Merkez Bankası bağımsız olmalı!”

Lâf mı bu?

Türkiye, Ak Parti öncesinde de ne krizler yaşadı.

O zaman başkanlık sistemi mi vardı, o zaman Merkez Bankası bağımlı mıydı, ya da bağımsız mıydı?

Efendim, ülke üretime yönelmeli.”

Bunu köydeki Kâmil Efendi de söylüyor!

Neyi, nasıl yapacaksınız…

Bir anlatın hele;

İktidara gelecek olsanız, Türkiye’nin meselelerini faiz arttırarak mı çözeceksiniz?
Gecelik faizlerin yüzde 5000’i bulduğu günleri mi özledik?

Yok!..

Ha bir de, “arka bahçe” oluşumların sokak çağrıları var.

Memleketi yangın yerine çevirecekler, hangi akla hizmet ediyorlarsa!

*

Velhasılı durumlar hayli karışık.

Ak Parti İktidarı’nın en güçlü olduğu zamanlarda, ikazlarda bulunduğumuz için bize ateş püsküren okuyucularımızdan bazıları şimdilerde arayıp “Hakkını helâl et!” diyor.

Helâl ettik de…

Ortadaki sıkıntılar nasıl aşılacak?

Bu sıkıntıların aşılması için, öncelikle “İktidar Partisi”nde gözle görülür toparlanmanın olması şart.

Takım oyunu” şart da bu nasıl olacak?

Yukarıda birer bölümlerini alıntıladığımız iki yazıdaki vurgular bunun çok zor olduğunu gösteriyor.

Zor ama imkânsız değil!” diyelim.

Bu noktadan sonra ne yapılabilir?

Dillere ayar vermek!”

İktidar mensuplarının vatandaşı kızdıracak lâflardan, benzetmelerden uzak durmaları!”

Toplumsal mutabakat alanını mümkün olduğunca genişletme”yi amaçlayan “yeni” adımların atılması…

Sokakları adres gösterenlere karşı” ortak tepki.

Sandık vurgusunun” gittikçe artması…

Böyle karartılmış havalarda piyasaya çıkmalarına alışık olduğumuz” müdahaleci güçlere karşı teyakkuzda olunması!..

*

Dışarıyı” belki çözersiniz de…

İçeriyi” nasıl çözeceksiniz?

Meselenin, “Parayı bulursan, işi çözersin” diyerek “rahatlanacak” kadar “basit” olmadığını görmekte fayda var!..

Bugün iki yazıdan alıntı yapmam da, bunu iyice göstermek içindi zaten!..

Akıllar başa!..

 
Advertisement Advertisement Advertisement