Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

12 Ekim 2015

Bombalarla verilmek istenen mesaj!

Türkiye boynunu Batılı küresel eşkıyaların ipinden kurtarmak istediği günden bu yana uluslararası saldırılara maruz kalıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e "Van münit" çektiği günden bu yana bu böyle!

Erdoğan'ın katıldığı her uluslararası toplantıda BM'nin adaletsiz düzenine gönderme yaparak "Dünya 5'ten büyüktür" dediği ilk günden bu yana bu böyle!

***

Uçağımızın düşürülmesi,

sınırlarımıza taciz ateşleri açılması,

Reyhanlı ve Cilvegözü'nde insanlarımızın bombalarla katledilmesi,

Diyarbakır'da, Suruç'ta yapılan katliamlar,

paldır küldür Suriye'ye dalan Rus savaş uçaklarının sınırlarımızı ihlal etmesi,

ve en son önceki gün Ankara'da 100 insanımızın vahşice katledildiği "İkili" bombalı saldırılar.

Sadece aklımıza gelenleri sıraladığımız bu terörist eylemler bile son yıllarda Türkiye'ye yönelik saldırıların sistematiğini gösteriyor.

***

Türkiye'nin kalbine, başkent Ankara'ya yapılan saldırı, faili hangi terör örgütünün üyesi olursa olsun küresel güç merkezlerinin "mesaj"ını taşıyan bir saldırıdır.

İki sene önce Reyhanlı'da da arka arkaya bomba yüklü iki araç patlatılmıştı. Bu "ikili" eylemde de Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil kaybı yaşanmış 55 insan ölmüştü.

Fakat Ankara saldırısında Reyhanlı saldırısında ölenlerin iki katı insan öldü.

Bu terörist eylem, Türkiye'nin şu anda Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısı altında olduğunu gösteriyor.

***

PKK elebaşlarından Karayılan'ın, "Gerekirse 'Ölümsüzler Taburu' da metropollerde harekete geçer" tehdidini,

Diyarbakır'daki HDP mitinginden seçimden iki gün önce patlayan bombanın HDP'ye 3 puan oy getirdiği gerçeğini,

Demirtaş'ın olaydan 10. Dk. Sonra faili "devlet" olarak göstermesini,

DAEŞ'in Türkiye'ye yönelik tehditlerini vs. unutmayalım ama sorgulamayı sürdürelim.

Bu saldırıyla;

"Türk-Kürt-Alevi-Sünni kavgası", "

Yeni Gezi olayları",

"Yeni 6-8 Ekim kalkışmaları" çıkarmak istenmiş olabilir.

Aynı şekilde Türkiye'yi kaosa mahku00fbm ederek Suriye'de dönen "büyük oyunun dışında" tutmaya yönelik olabileceğini de aklımızdan çıkarmayalım.

Saldırıda bu kadar ağır can kaybı hedeflenmesi, bu "ikili" saldırının çok daha büyük sonuçlar doğurmaya yönelik küresel bir organizasyon işi olduğunu düşündürtüyor.

***

Bazı muhalefet liderleri olaydan 10 dakika sonra çıkıp "Katil devlet" diyebiliyor. Bazıları, teröristleri lanetlemeden siyasi çıkar peşinde yorumlar yapıyor.

"Olağan şüpheli" gördükleri iktidarı suçluyor, bir kez olsun teröristi lanetlemeden.

Sonra sokaktaki insan böylesi kalleş bir terör eylemine karşı dahi birlik olunamamasına hayıflanıyor; "Parti liderleri bile devleti suçlarken terörle topyeku00fbn mücadele nasıl edilecek?" diye haklı sorular soruyor.

***

2003 yılında AK Parti iktidarının üzerinden bir yıl geçmişti. Siyasi yasağı kalkan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Abdullah Gül'ün istifasını sunmasıyla, 14 Mart 2003'te Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.

Erdoğan'ın Başbakanlığının sekizinci ayında 15 Kasım günü, Şişli'deki Bet İsrael Sinagogu ile Beyoğlu'ndaki Neve Şalom Sinagogu'na "ikili" saldırı düzenlendi. İki bomba yüklü araçla "El Kaide'nin Yahudilere intihar saldırısı düzenlediği" söylendi. Saldırılarda 25 kişi öldü, 262 kişi yaralandı.

Başbakan Erdoğan bu saldırının ardından teröristlerin arkasındaki güçlere meydan okuyarak "Türkiye'ye terörle verilmek istenen bir mesaj varsa bunu elimin tersiyle ittiğimi ve ayaklarımın altına aldığımı tüm dünyaya haykırıyorum" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın bu "haykırışı"nın üzerinden tam 5 gün geçmişti.

20 Kasım günü, bu kez Beşiktaş'taki HSBC genel müdürlüğü ile Beyoğlu'ndaki İngiliz Başkonsolosluğu'na yine "İkili" saldırı düzenlendi. Bu iki saldırıda da yine "El Kaide" ismi telaffuz edilmiş ve iki tane bomba yüklü araçla intihar saldırısı yapılmıştı. Saldırılarda 57 kişi ölmüş 750'den fazla insan yaralanmıştı.

***

Önceki gün Ankara'da da "İkili" saldırı düzenlendi. İki tane canlı bomba ardı ardına kendini patlatarak 100 kişiyi katletti yüzlerce kişiyi yaraladı.

Şu anda bütün dünyaya ABD-Rus anlaşmazlığı algısı yayıyorlar. Ama kapalı kapılar ardında birbirilerini onaylayan ABD ve Rusya'nın birlikte Suriye'ye girdiğini görüyoruz. Bu konuda alınmış bir BM kararı olmamasına rağmen herkes seyrediyor.

Suriye hava sahasında Rus uçaklarını gören ABD uçakları tornistan yapıp üssüne geri dönüyor.

NATO Türkiye'nin sınırlarını korumak için "asker göndermekten" bahsediyor.

Rusya ise dalga geçer gibi Rus uçaklarının Türkiye'nin sınırlarını "korumak için" Suriye'de olduğunu söylüyor.

***

Haritaların yeniden güncellendiği, Batı'nın "Kim yanımda kim karşımda olacak?" diye sorduğu bugünlerde Türkiye kendisine pozisyon arıyor.

Batı'nın, kanla, kaosla, savaş ve kargaşayla Doğu'yu kendine köle yapma taktiği tekrar sahnede.

Doğu'daki her kaos, her savaş, her terör eylemi ve her 'seçim belirsizliği', Batılı küresel eşkıyalara yarıyor.

"Parçala, karıştır, müdahale et ve hükmet" kafasındaki küresel güçler, Türkiye'nin diz çökeceği zemini hazırlamakla meşgul.

İç savaş görüntüleri, terörün azdırılması, toplumsal kaos çıkarmaya yönelik eylemler, patlayan bombalar, seçimlerdeki irrasyonel ittifaklar hep aynı amaca yönelik.

Halkoyuyla indirilemeyen AK Parti'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve 'hizadan çıkan' Türkiye'nin diz çöktürülmesi.

Türkiye "mesajın" nereden geldiğini anlayıp dik durdukça diz çöktüremeyecekleru2026