06 Ağustos 2021

Bizim vatanseverlere ihtiyacımız var

Türkiye son çeyrek yüzyılda önemli kırılma noktaları yaşamış bir millettir. Yine bu ülke en sıkıntılı günlerinde bile milletinin devletine olan inancı ve güvenini arkasında hissetmiş millettir. Güç dengelerini elinde bulundurmasını bilen en zora düştüğü anlarda yıkılmış ve yakılmış olan enkazlarından yeni bir güçle çıkarak geleceğe devlet ve millet bilinciyle yürümeye devam etmiş bir milletin çocuklarıyız.

Türkiye bugün dört bir yanında sellerle, yangınlar, depremlerle bir sınav veriyor. Bu sınav 82 milyonun her ferdine tek tek ulaşıyor. Kimilerinin canları, ciğerleri, malları mülkleri küle dönerken, bu sıkıntılardan kurtulmak için önce Allah’a dualar ediyor, sonra el ele vererek ülkesi için mücadele veriyor. 

Bu millet en dara düştüğü zamanda bile ‘Milli Kurtuluş’un tılsımı bozmuş bir millettir. Ülkemizin en buhranlı zamanlarında dahi her zaman birlik ve beraberliğin tekrar ayağı kalkmasında görünmez kahramanlar çıkarmış bir millet olduğumuzu asla unutmamalıyız. Bu ülke çok kahramanlar çıkardı, bugün yine o kahramanların olduğunu biliyoruz. 

İşte o kahramanlardan birisi, Mekanın cennet olsun Nafiz Kotan Bey. Çoğumuz bilir veya bilmeyenler için yazma görevi hissettim. Yazımın altında kendisinden bahsedeceğim. Tam da yaşadığımız böylesi felaket günlerinin en zor zamanını yaşıyordu Türkiye. Nafiz Kotan milletine ve devletine olan sevdasıyla yaptıkları takdire şayandır.

Nafiz Kotan bu millet için yaptıklarını yazmadan önce bugün neler yapılıyor diye bir özet yapayım istedim. Türkiye’nin birçok yerinde ‘Yeşil Vatanımız’ ateşle kavrulurken, bir yandan da ülkemin diğer bir köşesinde sellerle mücadele ediliyor. Herkes kendince haklı isyanlarda, feryatlar ediyor. Biran evvel bu yangınların son bulması için içlerinden geldikçe samimi ve duygusal olarak vatan sevgisinden haykırıyor. Hiç şüphemiz yok, hatta bizlerde aynı duygularını canı gönülden yaşıyoruz.

Ama birileri bu bütünlüğün bozulması için var güçleri ile saldırıyor. Çığırtkanlık yapanlar bu ülkenin devlet ve millet bütünlüğünün sorgulamasını dahi yapmıyor. Yangın cephesinde canlarını dişine takarak yangına müdahale edenler görmezden geliniyor. Buda yetmiyor, geçmişin ve günümüzün hatalarını ortaya atarak hesap soruyor, milletin birlik ve bütünlüğüne çirkince saldırıyor. Bu şuna benziyor; musalla taşında ki bir babanın çocukları arasında bıraktığı malların o an farkına varılmasıyla çocukların babalarını defnetmeden isyan etmeleri gibi. Oysa bizim inanç gereği, bu cenaze defnedildikten sonra hesaplar açılır. Yok işte böyle değil, yangın başladığı andan itibaren başlayan isyanlar, hesap sormalar. Vatanseverler orada yangını söndürürken bu tarafta en aydınından en cahiline, söz de sanatçısından siyasetçisine herkes o saldırı dilini kullanıyor. Herkes koro halinde: Öldük bittik. Yandık kül olduk, Devlet, asker, polis nerede? 

Bir afetin sebebini sorgularken, faturasını asarak, keserek, küfrederek, gerçeklere gözlerimizi kapatarak devlet ve millet arasında uçurumlar açarak mı yapacağız? Yoksa ülkemizi acz içinde gösterip bir gecede aynı dakikalarda örgütlenip 35 bin mesajla dış ülkelerden yardım çığırtkanlığıyla kurtuluşu dışarda mı arayacağız? Veya sabah yatağımızda yüzümüzü yıkamadan telefonda canlı yayınlarda neden, neden naraları ile mi hak arayacağız? Uçağımız, askerimiz, polisimiz orada neden yok sorgulamalarıyla mı çözeceğiz? Halkın aklıyla alay edip, görmek istemediklerini dikta ederek mi çözecekler?

Bu soruların cevabı kişiden kişiye değişiyor. Ama açıkça söylüyorum ki müspet veya menfi görüşleriniz sizin için doğrudur. Doğru ise yalnızca vicdanlarımızdaki adaletle verilen kararlardır. Bu kadar söze istinaden gelin bu ülkenin bir evladının böylesi birlik ve beraber olacağımız zamanda ne yaptığına bakalım; Bugün böylesi vatan evlatlarımızın, o ‘isimsiz kahramanlarımızın olduğuna hep inanıyorum. Erzurumlu Nafiz KOTAN Bey de yukarıda ifade edilen hususları teyit eden örneklerden yalnızca birisi. Ülkemizin en sıkıntılı ve Milli Kurtuluş Hareketi’nin başarısının belirsiz olduğu bir zamanda, bu hamiyetli insanlardan birisi şüphesiz Erzurumlu Nafiz KOTAN‟ dır.

İstiklal Harbi’nde orduya uçak bağışlayan işadamı olarak da bilinen Erzurumlu Nafiz Kotan Bey, 1887 yılında Erzurum’da doğmuştur. Eğitimini takiben ticaret ile uğraşan Kotan 1912 yılında İstanbul’a yerleşmiştir. İstanbul ve Ankara’da ticaretle uğraşmış, oldukça büyük bir servetin sahibi olmuş. Kurtuluş Savaşı’nın başlaması ile İstanbul’da bulunduğu zamanda Anadolu’ya askeri malzeme göndermiştir. Bilahare ordunun en önemli eksiğinin uçak olduğunu gördüğünden şahsi servetiyle uçaklar alarak orduya hibe etmiştir. Yine Mustafa Kemal Paşa’ya Linkoln marka bir otomobil hediye etmiştir.

Nafiz Bey’in, İstiklal Savaşı’ndan sonra Ankara’nın modern bir başkent olması için büyük gayretleri olmuştur. Bir dönem Rusya ile ticaret yapmış, sonrasında yine Erzurum’a geri dönen Nafiz Bey, 1946 yılında vefat etmiştir.

Son söz; Bu ülkenin imkânlarıyla kazanan, büyüyen zengin olan, imkânları bol olanlar. Hangi zümreden hangi görüşten, hangi din, dil, ırktan olursa olsun, karınca misali bir yardımında bu millete senin de katkın olsa ne olur?

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement