TDV Kurban

11 Haziran 2021

Bizim için aşktan ötesidir Ayasofya…

Lokman Yıldırım

 

Bilir misin?

Ayasofya ve Taksim’e Camii bizim için büyük bir aşk hikâyesidir...

Çocukluğumda fırsat buldukça Ayasofya’nın karşına geçip kucaklaşacağımız günlerin hayalini kurardım. Karşı camlardan bakışan iki âşık gibi hal dili ile konuşurduk. Kavuşacağımız günlerin hayaliyle büyüdüm ben. Kendi kendime konuştuğum, gelmeyeceğini düşündüğüm zamanlar oldu. Kavuşmak uzaktı evet ama ayrılık diye bir şeyin olmadığına inandırmıştım kendimi. Biliyordum, vazgeçtiğimde kaybedecektim. Diyeceğim şu ki tutulduğum sevdadan asla vazgeçmedim. Ben küçük denecek yaşlarda sevdim. Kavga mı sevdim. Mücadelemi sevdim ben. Her geçen gün aşkıma biraz daha yaklaştığımı sevdim. Düğünüm olacakmış gibi hazırladım sana kendimi...

Bilir misin?

Çok doluyum. Her şeyi bir nefeste anlatamıyorsun. Yaz kış, dört mevsim pencere önlerinde seni düşlediğim kadar düşlemedim hiç kimseyi… Kan çanağındaki gözlerle sabahladığım günler çok oldu. Ya da sabaha kadar hiç uyumadığım... “Uyumak istiyorum, uyuyamıyorum, düşünmeyeyim diyorum, onu da yapamıyorum.” (Tolstoy)

Bilir misin?

Ölünceye kadar sırtımda taşıyacağım şeyler var, hiç unutmayacağım ve hiç vazgeçmeyeceğim şeyler var. Davam var. Gençliğimin düşü Ayasofya, sensiz ne baharın ılık, yumuşak ve masalımsı günleriyle eğlendirdim gönlümü ne de kış gecelerinin soğuğu alıkoydu beni senden. Gayrı üşütsündü beni zemheri geceleri aldırmadım. Kıştan sonra bahar gelecekti, geldi şükür…

Hiç kimseyi almadığım bir kalple sevdim seni. Ne bir mahrem eli değdi elime, ne bir günahkârın saptıran cilveleriyle oynaştım ne de bir aşüftenin yasak aşkına kapıldım. Bu kadar temiz, bakir bir aşk kaldı mı diye çok sordular bana sevgilim...

Sen bu aziz toprakların en güzeli en asilisin Ayasofya... İstanbul’un ebedi anahtarı... Hz. Yakup’un Yusuf’unu beklediği gibi bekledik seni. Kavuşmayı beklerken göçüp gidenler oldu dünyadan. Seni onlar adına Hz. Yakup’un özlemiyle kucaklıyorum.

Boğaz’da gemilerin geçişini heyecanla  seyreden tarihi evler, sevinçle pike yapan martılar gibiyim. Ne bileyim, sahilde bir bankta bitimsiz aşka tutulan sevgililer gibi mutluluktan uçuyorum. Yaşadığım şey aşktan ötesidir, uçsuz bucaksız gökyüzü altında ve İstanbul mavisi deniz kıyısında...

Her an yıkılması beklenen tarihi eserler gibi saydılar seni yıllarca Ayasofya... Hesapları tutmadı. İstanbul’un fethine açılan kapılar gibi kırıldı zincirlerin. Boğaz’a hâkim tepeden arşa yükseliyor şimdi başın. Bal tatmak istersen arı sokmalarını göze almalısın. Her şeyi göze alıp Hz. Yakup sabrıyla şükür balı tattık.

Baharlar gibi düşlemiştik seni ve kavuştuk bugün.

Gözü açık gidenler adına sevdik seni Taksim Camii. “Aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan, er ya da geç birbirlerine kavuşurlar." demişti ‘Çalıkuşu romanında’ Reşat Nuri Güntekin. Dualarımız kabul oldu. Çektiğimiz onca acı ve çilemiz bitti bugün. Kaç yıl oldu unuttum, bugün çiçek açtı penceremin demirlerindeki güller. Bahçemde kuruyan ağaçlar yeşerdi bugün. Rüzgâr esiyor en ferahlatıcı nefesiyle İstanbul tepelerinden kırlara, suya, toprağa, ormanlara, güllere, çiçeklere... Bedenine sığmayan ruhumla sarılma isteği duyuyorum her şeye…

“Konsun yine pervazlara

Güvercinler,

“Hu hu” lara karışsın

Aminler,

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fatihalar, Yasinler...” (Arif Nihat Asya)

Teşekkürler Erdoğan. Ayasofya Camii açılsın istedik, açtın. Taksim’e Camii istedik, yaptın. Hem de Fatih’in İstanbul’a girişi gibi güzel oldu her şey, çok güzel...

Sırada ne var?

Kudüs’ün özgürlüğü var

Kader gayrete bağlıdır. Gayret edeceğiz ve Hz. Yakup sabrı sonunda olacaktır inşallah.

Çünkü
'İdealistleri ezebilirsiniz ama ideallerini ezemezsiniz.'

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement