Birliği yok eden davranışlar
İnsanoğlunun nefsi pek gariptir. İşine gelen bir konu olduğunda kendini en şanslı görür, görmek ister. İşine gelmeyen, zarara uğrayacağı konularda en uzak ihtimali bile düşünmek istemez. Örneğin piyangodan bir bilet alır, kazanma şansı milyonda birdir. Dayanılmaz heyecan duyarak, şanslı kişinin kendisi olmasını bekler.
Ölümcül bir hastalık türü, ölümlerin yüzde kırkından
sorumludur. Neredeyse iki kişiden biri o hastalıktan ölür. Ama o hastalığın
kendisini bulmasını yüz milyonda bir olan piyango şansından çok daha uzak
görür. Hâlbuki istatistikler hiç de öyle göstermemektedir. Ve beklemediği şey
başına geldiğinde ilk tepkisi, şok geçirmek olur. Çünkü kendi başına gelmesini
asla beklememiştir.
Toplumsal meseleler
de böyledir. Her şey yolunda gidiyorken, toplumsal dengelerin bozulacağı asla
akıllara gelmez. Hâlbuki insan, toplum ve kurumlar çözüm ürettikleri kadar
sorun da üretirler. Eğer ürettikleri sorunlar güveni zedeliyorsa, adalet
duygusunu zedeliyorsa, itibarları zedeliyorsa büyük felaketler kapıda demektir.
En ucuz, en kestirme,
en kolay, en sağlıklı, en ahlaklı, en akıllıca, en sevgi dolu yol; toplumsal
sorunları ortaya çıkmadan görebilmek ve var gücüyle sevgi, saygı, adalet
dengesini sağlayabilmektir.
Niçin Sevgi Önemlidir?
Hangi anne, hangi baba, hangi sevgi dolu kalp hataları
örtmez, kusurları bağışlamaz? Sevgi, her türlü sürtüşmelerin önündeki güçlü
tampondur. O olmadan, sürtüşmeden kaçınılamaz. Saygı duyulan bir insan, bir
topluluk asla saygı duyanlara zarar veremez. Böyle bir şeyi vicdanı kabul etmez.
Böyle bir şeyi aklından geçirmez.
Adalet ise haksızlığa uğramanın önündeki koruyucu güçtür.
İnsanları mücadeleye iten, çatışmaya sokan haksızlığa uğraması ve haksızlığın
devam etmesi, hakkını alamamasıdır. Bizim yazdıklarımız asla birliğin nasıl
sağlanacağını ayrıntılarıyla yazmak değil. Sadece ağızdan çıkan, düşüncesizce
söylenmiş birkaç kelamla birliğin asla sağlanamayacağı, tam tersine sorunları
daha da katmerli hale getireceğini hatırlatmaktır.
Birliğe en fazla ihtiyacı olan ülkemizdir. Çünkü ülkemiz Türkiye’yi
günümüzde ve ileriki yıllarda bekleyen nice sorunlar ve Türkiye’nin şefkat
eline ihtiyacı olan, Türkiye’yi bekleyen nice mazlumlar olduğu gibi bir
gerçeklik var. Ülkemizde kurulacak birlik, inanıyoruz ki başta kendi millet ve
devletimize sonrasında ise çokça millete ve devlete nefes olacaktır. Ülke
Birliği’nin bir an önce kurulması ve kurulan birlik üzere icraların yapılması
bizim ve tüm mazlumlar için büyük bir nimet olarak kalacaktır.
Bugüne kadar birçok makalede BİRLİK ile alakalı bizim yazdıklarımız,
bir meselenin binde biri, on binde biri hükmündedir. Yazdık, anlattık hemen
BİRLİK kurulsun da değildir. Konusunda uzman olanlar bu konuların her bir
başlığını ciltler dolusu kitaplarla yazıp anlatacaklardır. Birlik kurması
gereken en başta insanlar olan siyasetçiler de irade beyanı gösterip tez
vakitte icra edeceklerdir.
Yeterli olanlara fırsat verelim, doğru siyasetçileri
seçelim. Zamanı ve mekânı kaçırmayalım yeter.
Birliğin En Büyük
Bozucusu: Nefse Uymak, Aklı
Terk Etmek. Din ve siyaset; en
büyük, en güçlü birleştirici, ayrıştırıcı ve çatıştırıcıdır. Eğer din ve
siyasette, akıl terk edilirse yerine siz isteseniz de istemeseniz de nefs
gelir ve nefs mutlak olarak kendini tam haklı, karşı tarafı tam haksız görür
ve böylece en hafifinden ayrıştırıcı normal olarak çatıştırıcı bir kişiliğe
dönüşür. |