Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

05 Temmuz 2022

"Bir şey yapmayan Mansur Yavaş'ı çok başarılı gösteriyorlar!"

Hatırlar mısınız bilmem,

Sayın Cumhurbaşkanı, bir konuşmasında “Sosyal ve Kültürel İktidar Sıkıntısı”na dikkat çekmişti.

O bölümü olduğu gibi alayım buraya:

“Siyasi olarak iktidar olmak başka bir şeydir. Sosyal ve kültürel iktidar ise başka bir şeydir. Biz, bunca yıldır kesintisiz iktidarız ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var!” (28 Mayıs 2017/ Ensar Vakfı Genel Kurulu)

*

“Kitabın Ortasından” isimli bu köşeyi düzenli takip eden okuyucularımız bilirler…

Bu “Siyasal İktidar-Kültürel İktidar” meselesine sıkça dikkat çekeriz.

Sayın Cumhurbaşkanı, “Siyasal iktidarımız var ama sosyal ve kültürel iktidar konusunda hâlâ sıkıntılarımız var!” demeden çok önce de, dedikten sonra da, hem buradan, hem de “doğruya doğru, yanlışa yanlış” dememizden çekinmeyen ekranlardan “sıkıntıyı” dile getirdik.

Bu konuya bir kez daha girmeyi teşvik eden ise, Ankara’nın Eski Belediye Başkanı Melih Gökçek’in sözleri, “şikâyetleri” oldu.

Sayın Gökçek, hâli hazırdaki Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın bunca zamandır doğru dürüst iş yapmadığını, dişe dokunur icraatının olmadığını, buna rağmen sokaktaki vatandaşların “Mansur Yavaş başarılı bir belediye başkanı” dediğini söylüyor özetle.

“Mansur Yavaş’ın başarılı bir belediye başkanı olduğunu öne sürenlere, ‘Peki bize, Ankara’ya kazandırdığı üç tane büyük iş, büyük hizmeti söyler misiniz?’diye sorduğunuzda ise karşılık alamıyorsunuz. Yani, ortada tamamen algı operasyonu var. Bazı televizyon kanallarını arkasına almış, sosyal medyadan da algı operasyonu yürütüyor ve böyle bir sonuç çıkartıyor!”

Sayın Melih Gökçek’in söylediklerini böyle not almışım.

Üç aşağı beş yukarı bunları ifade etmekte kendileri.

Biz de, bir keresinde,

“Ekrem İmamoğlu yapmadıklarını anlatıyor, AK Parti ise yaptıklarını anlatamıyor!” demiştik.

Böyle bir durum işte!..

*

Şimdiii…

Buradan, yazının başında temas ettiğim, “Sosyal ve Kültürel İktidar” meselesine döneyim mi?

Sayın Erdoğan, “Sosyal ve Kültürel İktidar” noktasındaki sıkıntılara dikkat çekmişti o konuşmasında.

Sayın Gökçek ise, “CHP’li belediye başkanının birkaç kanalı ve sosyal medyayı arkasına almak suretiyle” yapmadıklarını yapıyormuş, olmayan başarılarını varmış gibi gösterdiğini belirtiyor.

Ediyor da…

Bir de şurası var işin:

Baktığınızda, koca koca medya markalarının “İktidar”a destek verdiklerini görüyorsunuz..

Mesela…

Haber kanallarını alt alta yazın…

Bunların kaç tanesi iktidarı, kaç tanesi ise “masadaki muhalefeti” destekliyor?

*

Mesela…

Bir vakitler, Aydın Doğan Medyası’nın “organları” olan televizyonlar, şimdilerde muhalif değil.

Muhalif olmadıkları için de, “masadaki muhalefet”in sert eleştirilerine hedef oluyorlar.

Peki, durum böyle olduğu halde, Ak Partili Sayın Gökçek, nasıl oluyor da, CHP’li Belediye Başkanı’nın “bir şey yapmadığı halde bir şey yapıyormuş algısını yerleştirdiğini” söyleyebiliyor?

Şikâyet edebiliyor?

Ben bu söylemden, “CHP’lilerin hem kendilerine destek veren kanallardan, hem de sosyal medyadan etkili bir şekilde istifade edebildikleri” kanaatinin ötesinde, “İktidara destek veren medya gruplarının ise bu kadar etkili olamadığı” sonucunu da çıkartıyorum.

Öyle ya;

Az sayıdaki medya organı, artı sosyal medya organizasyonuyla, nasıl oluyor da, sokaktaki vatandaşın kanaatlerini, Sayın Gökçek’in şikâyet etmesine yol açacak kadar etkileyebiliyor, ters yüz edebiliyorlar?

“Efendim, sadece belli kanallar değil, yurt dışındaki bazı malûm örgütler de bunlara çok destek veriyor! Dolayısıyla böyle bir tablo ortaya çıkıyor!”

Bu meselenin bir bölümünü izah eder ama tamamını izaha yetmez!

Sayın Gökçek’in ifadesine göre, ortada gerçeğin 180 derece saptırılması ve vatandaşın da bu saptırmanın etkisinde kalması gibi bir durum var.

Bu vatandaşların sayısı, oranı da öyle az buz değil.

Öyle olsaydı, Sayın Gökçekbu kadar şikâyetçi olmazdı tablodan!..

CHP’ye destek verenlerin çok etkili oldukları, vermeyenlerin ise pek de o kadar etkili olamadıkları gibi bir sonuç çıkıyor ortaya.

*

Tam da burada kıymetli okuyucularıma bir soru yöneltmiş olayım:

“Sosyal ve Kültürel İktidar” dendiğinde neler gelir aklınıza?

Bana soracak olursanız…

Mesela, “Sivil Toplum alanında” iktidar olabilmek gelir!..

“Sivil toplum ile siyasetin ne alâkası var?” demeyiniz lütfen bana…

Bakın, “bilmem neler odası”, “bilmezsin neciler odası”, birçok meslek örgütü, nasıl da CHP ile HDP’ye çatır çatır destek veriyor!

Destek veriyor ve vurdukları yerden de ses geliyor!..

Peki…

Sayın Gökçek’in Partisi’ne destek verdikleri söylenen sivil toplum örgütlerinden kaçı "kamuoyunun görüşlerini şekillendirme hususunda"[Office1] etkilidir?

Bu soru bir kenarda dursun…

Biz başka meseleye geçelim:

“Sosyal ve kültürel iktidar” dendiğinde, “Kültür ve Sanat alanlarındaki” etkinlik de girer mi içine?

Elbette.

Şüphesiz!..

Kültür-Sanat dünyasına bakın, kimlerin borusu ötüyor!

*

Başka?

Üniversitelerimiz mesela…

Akademisyenlerin “tarafsız” olduklarını, siyasi eğilimlerinin olmadığını ya da siyasi eğilimlerini işlerine yansıtmadıklarını söylemesin kimse bana…

İstisnalar var elbette ama, büyük bir bölümü siyasi eğilimlerini yansıtıyor, derslere bile taşıyor!

Orada da rektörler, dekanlar, bölüm başkanları hangi siyasi eğilimden olurlarsa olsunlar…

Derslerde, medyada “CHP çizgisinin” baskın olduğunu görüyorum.

“Efendim bu işler bir anda olacak işler değil!”

Evet, değil.

Kaç sene gerekiyor, onun da hesabını bir görebilsek!

*

“Sosyal ve Kültürel İktidar sıkıntısı” deyince, akla “geleneksel ve sosyal medyadaki sıkıntı” da gelir mi?

Ak Partili Sayın Gökçek, “Mansur Yavaş’ın medyasına bak; kayda değer hiçbir şey yapmayan bir belediye başkanını adeta başarı abidesi olarak gösterebiliyor ve buna vatandaşı ikna edebiliyor!” muhtevalı şikâyetini dile getiriyorsa…

Hatta, Sayın Gökçek değil, ekibindeki bir çok eski belediye yöneticisi de, “Ankara’yı sel götürdü, insanlarımız hayatlarını kaybetti, bizim dönemimizde bunun yüzde biri olduğunda demediklerini bırakmıyorlardı! Şimdi, şu hale bak, Mansur Yavaş’a dokunan yok!” yollu ifadeler kullanıyorsa…

Sayın Gökçek’in yanlışlıkla atıp hemen sildiği twit gündeme yerleşebiliyor ama söylediklerinin çoğu güme gidiyorsa…

Bu sadece orada değil, hemen her tarafta ve her konuda böyle oluyorsa…

Algı işinde CHP zihniyeti “açık ara önde” görünüyorsa…

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “yıllar evvel” dile getirdiği “Sosyal ve Kültürel İktidar Sıkıntısı” hâlâ devam ediyorsa…

Bu durumu nasıl izah etmeli?

Üzerinde bol bol tefekkür edilmesi gereken bir husus değil mi?

“Sosyal ve Kültürel İktidar” her dönemde ve hâlâ CHP zihniyetinde ise...

Bu durumu değiştirmek için neler yapıldığını öğrenmek isteriz…

Birileri bizi tenvir etsin lütfen!..