Dolar (USD)
32.60
Euro (EUR)
34.82
Gram Altın
2494.66
BIST 100
9464.43
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

03 Kasım 2022

Beyoğlu'nda devr-i âlem

Şu ara her yerde, herkesin dilinde akıllı otomobil TOGG var. “Devrin Otomobili” mottosuyla seri üretimine başlanan TOGG’un özellikleri sayıla sayıla bitirilemiyor. Dolayısıyla herkes Mart ayında “asfaltı ağlatacak” hem yerli, hem elektrikli, hem de “akıllı otomobil”le seyahat edebilmenin hayali kuruyor.

Kimileri “devrin otomobili”nin hayalini kuradursun, biz tercihimizi şimdilik nostaljiden yana kullanarak İETT otobüsü ile ilklerin beldesi kadîm Beyoğlu’na doğru ilerliyoruz.

1_4ea52c05b0546f3f1ac7e80b0f876d86.PNG

İstanbul’un ilk camisi Arap Camii, İstanbul’un ilk kulesi Galata Kulesi, fetihten sonra kurulan ilk tersane ve top döküm merkezi Tophane-i Amire, ilk atlı ve elektrikli tramvayı, yer altı füniküler sistemi olarak dünyanın ilk metrosu Tünel, ilk modern belediye binası, ilk tiyatro Odeon Tiyatrosu, ilk sinema salonu Pathé, Türkiye’nin ilk elektrikli asansör sisteminin kullanıldığı yapı Pera Palace, İstanbul’un ilk stadı Taksim Stadyumu, ilk Osmanlı Bankası Bank-ı Dersaadet ve daha saymakla bitirilemeyecek birçok ilk Bizans döneminden beri kültür, eğlence ve ticaret merkezi olan Beyoğlu’nda bulunuyor.

*

Ekim, Kasım’a göz kırpıyor!.. Her yer cıvıl cıvıl. İstanbul’da sonbahar değil, yazdan kalma bir hava var. 7’den 70’e tutun da pusetteki bebeye kadar her yaştan insan “fırsat bu fırsat” deyip caddeleri, sokakları, sahilleri doldurmak için yarışıyor.

Adım atacak yer yok!.. Türk Lirası’nın pul olduğunu duyan her dinden, her dilden, her renkten, her sınıftan dünya vatandaşı burada. İstanbul’un dillere destan güzelliğini duyup gelen mi, ipini koparıp memleketinden kaçan mı, “yol geçen hanı” belleyip mitili banklara atan mı dersiniz hepsi burada...

Müslimide burada, gayrimüslimi de... Arlısıda burada, arsızı da... Yollusuda burada, yolsuzu da... Jönüde burada, figüranı da... Entelide burada, mankeni de!.. Gaddarıda burada, mazlumu da... Hapçısıda burada, kapkaççısı da... Say say bitmiyor, ne ararsan var; iyiside, kötüsü de... 72 milletin festivali 7/24 fasıla vermeden devam ediyor.

Rusundan Almanına, İranlısından Amerikalısına, İngilterelisinden Suudi Arabistanlısına, Iraklısından Fransalısına, İsrallisinden Kuveytlisine, Ürdünlüsünden İtalyalısına, Özbekistanlısından Azerbeycanlısına dahası Şarklısından Garplısına herkes aynı havayı, aynı caddeyi paylaşıyor. Demek ki neymiş; fikirler başka başka olsa da dünya herkese yetermiş... Barış ve hoşgörünün olduğu yerde kurt ile kuzu birlikte gezermiş!..

Turizmde patlama yaşanıyor!.. Bu yılın 9 ayında Türkiye’yi 40 milyon 246 bin, İstanbul’u ise 11 milyon 787 bin 834 turist ziyaret etmiş...

Balık, şiş kebap, baklava çok leziz; sadece leziz değil, sudan ucuz!.. (Ha bu arada su demişken, barajlardaki oran yüzde 42’ye düşmüş.) Otellerde, lokantalarda, cafelerde, eğlence merkezlerinde damping var!.. Bütün mekânlar full...

Oğlanlar vücutlarını acayip acayip şekillerle dövmeletmiş; kızlar bacak, göğüs ve göbek dekoltesini salmış; hatunlar siyah gözlüklerine uygun tesettüre bürünmüş “iki kapılı han”ın nimetlerini kıtlıktan çıkmış gibi semiriyor!.. Ceplerdeki döviz harca harca bitmiyor!..

Otobüsler, vapurlar, metrolar, nostaljik tramvaylar, metrobüsler hıncahınç, dolup dolup boşalıyor. Sanki herkes bu yazdan kalma günü dolu dolu yaşamak, fırsatı kaçırmamak için dünyanın her yerinden koşup buraya gelmiş.

2_eb437580793bd4a96aace706948d9722.PNG

*

Taksim Meydanı’nda, İstiklâl Caddesi’nde iğne atsan yere düşmüyor!.. Taksim Camii’nden aşk makamında okunan ezana sokaklardan, caddelerden insan seli akıyor... Nimetleri saymakla bitirilemeyecek Rabbe dualar eşliğinde secde ediliyor...

Sonrasında ya Taksim Camii’nin gölgesinde oturup meydan seyrede dalınıyor, ya da İstiklâl Caddesi’de seyr-ü sefer ediliyor...

Dan, dan, dan!..

Nostaljik tramvay geliyor!..

Çekilin yoldan!..

*

İstiklâl Caddesi’deki mekânların vitrinleri janjanlı, sokak çalgıcıları heyecanlı, nostaljik tramvayı dan danlı!..

İlklerin beldesi” dedik ya Beyoğlu için. İlklerden olan “nostaljik tramvay”a binmeden önce birazcık tarihin derinliklerine seyahat edelim...

İlk atlı tramvay 31 Temmuz 1871 yılında İstanbul’da Azapkapı-Galata-Tophane-Beşiktaş hattında çalışmaya başlamış. Daha sonra ise Eminönü-Aksaray, Aksaray-Yedikule ve Aksaray-Topkapı hatlarının ardından Voyvoda’dan Kabristan Sokağı-Tepebaşı-Taksim-Pangaltı-Şişli, Bayezid-Şehzadebaşı, Fatih-Edirnekapı-Galatasaray-Tünel ve Eminönü-Bahçekapı’da hizmet verilmeye başlanmış. 1880 yılında tramvaylarda durak uygulamasına geçilmiş. 1883 yılında Galata, Tepebaşı ve Cadde-i Kebir’e (İstiklâl Caddesi) tramvay hattı döşenerek atlı tramvayların faaliyet ağı genişletilmiş.

(Otomobillerin daha İstanbul caddelerinde arz-ı endâm etmediği bu dönemde atlı tramvaylarda büyük bir yoğunluk yaşanıyormuş. Şişhane Yokuşu’nda yorulan atlar Taksim’de dinlendiriliyor, yerlerine de dinlenen atlar geçiriliyormuş. En çok kullanılan Şişhane-Kurtuluş arasında çalışan tramvayların atları, Dingo ismli ahır sahibinin ahırında dinlendiriliyormuş. Fakat aşırı yoğunluktan dolayı buraya giren çıkanın haddi hesabı olmadığından bazen karmaşa yaşanıyor; yorgun atlar dinlenemeden tekrar tramvaya koşuluyormuş. İşte bu karmaşadan dolayı “Dingo’nun Ahırı” Türkçeye de deyim olarak yerleşmiş. Şimdilerde her ne kadar “Dingo’nun Ahırı”nın yerinden yeller esse de; deyim dilden dile, nesilden nesile aktarılıyor.)

1912 yılında Balkan Harbi’nin başlaması üzerine İstanbul Tramvay Şirketi’ne ait 430 adet atı 30 bin liraya satın alınınca, İstanbul 1 yıl süreyle tramvaysız kalmış. 1913 yılında Silahtarağa’da Türkiye’nin ilk elektrik fabrikası kurularak 11 Şubat 1914’te önce tramvay şebekesine, ardından da şehre elektrik verilmiş. İstanbul’da toplu ulaşımın miladı sayılan, yayaları uyarmak için atların önünde koşarak ellerindeki borazanıyla yayaları “kenara çekilin...” diyerek uyaran vardacılarıyla ünlü 45 yıllık atlı tramvayların işletmecilik serüveni 1914 yılında son bulmuş. Böylece atlı tramvay yerini, 1914 yılında elektrikliye bırakmış. İlk elektrikli tramvay, Karaköy-Ortaköy arasında hizmete başlamış.

*

3_7b9b4d05668e581ca1cb8e562ea8d20e.PNG

İşte o tramvay hatlarından birisi hâlâ İstiklâl Caddesi’nin kaotik insan selinin arasında hizmet vermeye çalışıyor. Vatman, Tünel ve İstiklâl Caddesi’nden getirdiği yolcularını Taksim Meydanı’na indirdikten sonra tekrar yola devam etmek için yaramazlıkta sınır tanımayan çocuklarla cedelleşiyor. Tramvayın demirlerine sülük gibi yapışan afacanlar onca şımarıklık ve bitmek bilmeyen özçekimden sonra bile tramvayın peşini bırakmak istemiyor.

Eeee biz yetim miyiz?!..

- Heeey delikanlı, bizi de bi kaç kare çeker misin?!..

Şipşak!..

- Abi on numara oldu!..

- Eyvallah!..

Durmak yok, nostaljik tramvayla Tünel’e devam!..

- Gençler, abiler, ablalar, amcalar ilerleyelim!..

- Youth, brothers, brothers, older sisters, uncles let’s move forward!..

İstiklâl Caddesi’nin vitrinleri janjanlı, sokak çalgıcıları heyecanlı, nostaljik tramvayı dan danlı!..

Dan, dan, dan!..

Nostaljik tramvay geliyor!..

Çekilin yoldan!..

Tramvayın dışı başka, içi başka bir âlem!.. Pencereler dibine kadar açık, rüzgâr sağdan soldan püfür püfür esiyor... Sevgilisinin beline sarılanlar, ağlayan çocuğunu pışpışlamayanlar, bastonuna çenesini dayamış “ah gençliğim, ahhh...” diye iç geçiren ihtiyarlar, sağa sola hayran hayran bakan ecnebiler; Fransa Başkonsolosluğu’nun, Hüseyin Ağa Camii’nin, İstanbul Sinema Müzesi’nin, Atlas Sinemaları’nın, Çiçek Pasajı’nın, Galasaray Lisesi’nin, Yapı Kredi Kültür Sanat Merkezi’nin, Mehmed Âkif Hâtıra Evi’nin, Sent Antuan Kilisesi’nin, Pera Müzesi’nin Odakule’nin, Suriye Pasajı’nın, Rusya Başkonsolosluğu’nun önünden ilerliyor.

Vatman her durakta durup, ara kapıyı açarak şark ve garplı turistlere, “inecek var mı?..” (will descend ıs there?..) anonsu yapıyor. Caddedeki kalabalığa rağmen kazasız, belasız Tünel’e ulaşıyor. Kimileri kendini Galata’dan aşağı salarken, kimileri yeni bir nostaljiyi yakalama telaşıyla Tünel’e koşuyor.

***

4_d32843da418653152e400f9db6931502.PNG

Bineceğimiz tarihî Tünel’in hikâyesine de azıcık göz atalım...

Dünyanın ilk yer altı toplu taşıma füniküler sistemi olarak kabul edilen Tünel’in hikâyesi mühendis Eugene Henri Gavand’ın girişimiyle başlamış. İstanbul’a turist olarak gelen Gavand, dönemin ticaret ve bankacılık merkezi Galata ile eğlence hayatının kalbinin attığı Pera’yı birbirine bağlayacak asansör tipinde bir demiryolu projesi hazırlayarak Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in huzuruna çıkmış.

Gavand, 10 Haziran 1869’da Tünel’in yapım imtiyazını almış. “Yap-İşlet-Devret Modeli”yle işletme süresi 42 yıl olarak belirlenen Tünel’in yapım çalışmaları 30 Haziran 1871’de başlamış ve 5 Aralık 1874’te tamamlanmış. Tünel, yerli ve yabancı davetli topluluğunun katıldığı görkemli bir törenle 17 Ocak 1875’te hizmete girmiş. 1 Mart 1939’da millîleştirilen Tünel, 16 Haziran 1939’da İstanbul Elektrik, Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Umum Müdürlüğü’ne devredilmiş.

Buharlı sistemle çalışan Tünel’in ilk sefere başladığında iki tarafı açık olan ahşap vagonları elektrik olmadığından, gaz lambalarıyla aydınlatılıyormuş. Tünel, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bazı malzemeleri satın alınamadığı için bir süre yolcularından ayrı kalmış.

1971’de yenilenerek elektrikli hale gelen Tünel, 350 beygir gücündeki elektrik sistemiyle, 573 metrelik mesafeyi 90 saniyede alıyor. 16 metre boyundaki iki vagonuyla bir seferde yaklaşık 170 kişiyi taşıyor. Tünel, her gün ortalama 200 defa sessizce ilerleyerek Karaköy ile Beyoğlu’nu birbirine bağlarken, yolcularına kısacık da olsa 147 yıldır keyifli seyahat imkânı sunuyor.

Beyler, bayanlar metro kalkıyor, Karaköy yolcusu kalmasın!..

*

Kıymetli okurlar ezcümle dememiz o ki, “devrin arabaları”na binmek zenginin, nostaljik keyif yapmak gönlü enginin işi. Başka bir mekan, zaman ve yolculukta buluşmak üzere, haydi uğurlar ola!..