Dolar (USD)
18.8087
Euro (EUR)
20.5003
Gram Altın
1164.659
BIST 100
5116.81
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

28 Kasım 2022

Ben güzel günlerin şairiyim: Melih Cevdet Anday

Kasımın son günleri. Sarardı yaprak ve su. Yükünü boşalttı ağaçlar. Sokaklara sere serpe dağılan sarı hüzünler süpürge uçlarında. Cansız bedenler. Hüzün. Ölüm. Ayrılık. Ve bir şair düşer Rahatı Kaçan Ağaç’tan, Melih Cevdet veda eder.

“Üç derdim var birbirinden seçilmez/Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm/Daracık daracık bir yerim de yok.” diyordu Muzaffer Melih. Evet, yanlış duymadınız, yanlış da yazmadım. İsmi Muzaffer Melih idi. 87 yıllık ömrünü verdiği edebiyatımız ona haklı bir ün verdi. Ödüller aldı. Şiirler, romanlar, köşe yazıları yazdı. Gazetecilik yaptı. Devlet Demiryollarında memurluk yaptı. Rahatını kaçırdı birilerinin. Görevini bıraktı. İki kez askere gitti. Sanatçının kaderidir. Ya kendisi rahatsızdır ya birilerini rahatsız eder. Dokunur bir şeye. Dili durmaz, duramaz. İyiyi de yazar kötüyü de.

Melih Cevdet ve arkadaşları, şiire de hayatta ne varsa onu sokmaya çalışmışlardır. Garip, dediler. Hayatın her sahnesini, sesini, rengini, acısını, hüznünü, sevincini, çığlığını, isyanını kısacası evde, sokakta, iş yerinde ne varsa onu şiirin konusu hâline getirmişlerdir. Mayıs 1941’de Garip adıyla kitaplaşan bu şiirler, Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet’i edebiyat tarihinde unutulmaz kılmıştır.

28 Kasım 2002’de İstanbul’da hayata veda eden Melih Cevdet, babasının memuriyeti sebebiyle Ankara’ya taşınmışlardır. Burada tanıştığı Orhan Veli ve Oktay Rifat ile Sesimiz dergisinde yazmaya başlar. Kasım 1936’da Varlık’ta yayımlanan “Ukde” isimli şiiri ile adını duyurur. “Bir gün ışığa döner yaprak/Üzümler kızarır kütükte/Elbette diner bu sağanak/Kaybolur içimdeki ukde.” Melih Cevdet’in daha ilk şiirinde içine dert olan şey neydi? Ukdesi kaybolmuş mudur, bilmek zor. Ancak o ömrü boyunca yazmıştır. Şairin ukdesi bitmez ki… Bir gün bir ışık vurur gözüne, alamaz kendini ondan. Gözünü kamaştıran, aklını çelen, gönlünü paramparça eden o ışığa koşar. Bile bile seçer. Pervane olur. Ateşe düşer. Yazmak böyle bir aşktır. Ateşe düşmektir. Telgrafhane şiirinde ne güzel anlatmıştı: “Uyumayacaksın/Memleketinin hâli/Seni seslerle uyandıracak/Oturup yazacaksın”

“Şiirden çok şey ummuştuk. İstediğimizi bulamamıştık.” diyordu Melih Cevdet ama bir yol açmışlardı. Dönemi içinde farklı söyleyişleri, farklı imgeleri, farklı hayat felsefesiyle yeni bir şiir anlayışını savunan Garip üçlüsü oldukça dikkat çekmiştir. Melih Cevdet’in ilk şiir kitabı Rahatı Kaçan Ağaç 1946’da yayımlanır. Hayat da bir taraftan devam eder. İlk evliliği Sabahat Tertemiz’ledir (1945). Sabahat Hanım 1956’da vefat eder ve Anday, üç yıl sonra Yaşar Hanım ile evlenir. Bu dönemde karısı Yaşar Hanım’la birlikte çeviriler yapar. 1951’den itibaren İstanbul’a taşınır, birçok gazetede yazan Anday, 1961-97 arasında ise Cumhuriyet gazetesinde haftalık yazılar yazmıştır.

“Ozan her şeyden önce ölmemeye bakmalıdır.” demişti, öldü ama yaşadığı dönemde etkili oldu, bıraktığı eserlerle ölümsüzler arasına girdi. Şiiri başka bir dil olarak görmüştür. Tohum şiirinden itibaren Garip şiirinden uzaklaşmaya başladığı, anlamı daha kapalı şiirler yazdığı görülür. “Dörtnala haberci ilkyazdan/Aşağıdan inceden beyazdan/Dumanı tüten sıcak tohum/Dolan kara toprağı dolan/Ulaş yeryüzüne ak tohum”(Tohum)

Şiiri belli bir kalıba, tarihe ve sınırlı bir fikre hapsetmez, şiiri kendi içinde serbest bırakır ve her zaman yenilik ve değişimden yanadır. Şiirin kendi mantığının ve üst bir dilinin olduğunu savunan Anday, şiiri, bütün edebiyat türlerinin okulu olarak görmüştür. Mitolojiye hâkim olana Anday, şiir metnini oluştururken geçmişi geleceğe imgelerle taşımış, bunu yaparken de açık bir dil kullanmamıştır. Onun dünya edebiyatından çeviriler yapmış olmasının da sanatına katkısı büyüktür. Kendisini sınırlandırmayan Anday, edebiyatımızın birçok türünde eser vermiş olmasına rağmen şair olarak anılmayı ister.

Sonbaharın son günlerinde, 28 Kasım 2002’de dünya huzursuzluğu sarmıştı bedenini, şiir bitmişti, kemale ermişti yapraklar, ölüm rengi sarmışken yeryüzünü, ilk şiir kitabı Rahatı Kaçan Ağaç idi, son şiir kendisi oldu, rahatı kaçan şair, aşklarla dolu yüreğini denize batırdı ve veda etti. “Sen tane tanesin sevgilim/Denizim ben batık aşklarla dolu” Melih Cevdet, Yalan şiirinde belki de kendini anlatıyordu: “Ben güzel günlerin şairiyim/Saadetten alıyorum ilhamımı/Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum/Mahpuslara affı umumiden…/Çocuklara müjdeler veriyorum/Babası cephede kalan çocuklara…” Ben güzel günlerin şairiyim, demişti. Biz de onu hep güzel şiirleriyle hatırlıyoruz. Ruhu şad olsun.