25 Ocak 2021

Batı Mesut Özil'le Çin'e Demokrasi mi Götürecek!

Koyu bir Fenerbahçe taraftarı olarak Mesut Özil’in takımımıza gelmesi müthiş ‘hava’. Mesut Özil’in ne demek olduğunu anlamak içün, şimdilerde ölçü kabul edilen sosyal medya takipçi sayısına bakmak yeterli sanırım. Toplamda 80 milyon takipçisi var. Twitter’da ise 5. sırada yer alıyor.

Herne kadar hangisi diğerlerinden büyüktü tartışması yapılsa da, daha önce dünya çapında nice yıldızların gelip geçtiği bir Türk futbol mazimiz olduğu malum, ve fakat Mesut’un farkı Türk olması. Tabii, taraftar atışması seviyesinde, bize Drogba, berikine Pepe geldi, belki geçtiğimiz yıl binbir debdebeyle karşılanan Falcao gibi ‘oynar mı, oynamaz mı’ dokundurmalarının da ötesinde, mevzumuz, Mesut’un yine dünya çapında olan, ‘siyasi’ çekişmelerin de bir parçası olması.

Beyefendi’nin Mesut’un Fenerbahçe’ye gelmesinde dahli olduğunu, Başkan Ali Koç’la görüşmeleri falan da bir tarafa bırakalım hele.

İmdi, Türkiye’de Başkan Tayyip beyefendi ile yakınlığı dolayısıyla Temmuz 2018’de Alman milli takımından ayrılması ve 2019’da Uygur Türkleri lehine sözleri sebebi ile Arsenal’dan bağların kopması üzerine tasarruflar yapılıyor. İlki biraz daha Avrupa siyasetini alakadar ederken, diğeri dünya siyaseti demek.

Bu tasarrufların kaynağına baktığımızda, mesela İngiliz basını haberi şöyle veriyor;

Türk asıllı Alman oyuncu, Cuma günü yaptığı paylaşımda Uygur Türklerini, "eziyetlere direnen mücahitler" olarak nitelemiş ve "Kuranlar yakılıyor, camiler kapatılıyor, din alimleri öldürülüyor, bacılar zorla Çinli erkeklerle evlendiriliyor. Tüm bunlara rağmen Ümmeti Muhammed suskun" demişti. Arsenal de akabinde basma kalıp, ‘kulübümüzün siyasetle işi olmaz’ gibi birşeyler geveleyip, güya Çin’in baskısına boyun eğmişti.

Hmm, sual şu; hiç düşündünüz mü, Mesut (durup dururken) bu lafı niye etti?

Öncelikle habercilik gerçeğinin altını çizerek başlıyalım, ki aslında sorunun cevabını, çok derin felsefeyle beraber, oynan İngiliz oyununu basitçe, ‘kopyala yapıştır’ medyamızla izah edebiliriz. Yani, Amerika-İngiliz ana medyası ne ‘servis’ ediyorsa aynen alıp kabul ediyoruz ve ötesini berisini de kurcalamıyoruz. İşin tuhafı, sözüm ona Batı ve Amerika karşıtları da bundan beri değildir!

Üstelik bu ‘servisin’ bir ayağı da ‘algı oluşturmakta seçilen kelime ve tanımlardır’. Mesela, PKK terör örgütü Kürt olurken, ne Azerbaycan, ne Doğu Türkistan, ve ne de başka coğrafyada bulunan Türkler, asla Türk olarak adlandırılmaz, çok çok ‘müslüman azınlık’ falandır. İşin acısı apaçık bize karşı olan bu algının hala farkına varamamakda, umursamamazlıkda ısrar edip, bu tür yönledirmelere resmi makamlarda bile teslim oluyoruz!

Yine bu algıya bir misal, çokca yazmışımdır, ve de iyice anlaşılması lazım, ne Amerika, ne Kanada, ne Avusturalya, ve ne de Yeni Zelanda, İngiltere’den bırakın bağımsız olmayı, zerre kadar ayrı değildir. Bu öyle menfaat birlikteliği falan değil ha, aynı kan aynı can, tıpkı Azerbaycan-Türkiye gibi.

Fakat ilginçdir, internet üzerinden sade mümtaz basınımızı değil umum ‘kopyala-yapıştır’ tercümelere göz gezdirdim, lakin, gerek İngiliz BBC gerek Amerika’daki ana medya, ve gerekse sıradan paylaşımlar tarafından, İngilizlerin, Avusturalya ile cenubdan, Amerika ile şimalden, diğer cephelerse Tayvan gibi komşu ülkeler olmak üzere Çin kuşatmasının ‘servis’ edilmesine rastlamadım. Yani, kimse ‘kopyala/yapıştır’, tercüme etmemiş. Halbuki o haberlerin satır aralarında Doğu Türkistan’ın nasıl siyasi bir koz olduğu göze çarpıyor. O zaman, Çin’i kuşatan bu irade Mesut Özil’i nasıl kovar?

O kadar, algı dedik, servis dedik, tercüme dedik, şimdi Mesut Özil ile bu işin ilintisine bakalım.

Tarihi akışa dikkat ederek, önce 2019’un onuncu ayında Reuters’da ‘Çin’le soğuk savaş sıcak savaşa dönüşebilir’ haberi çıkıyor ve bundan iki ay sonra Mesut Özil İnstagram hesabından ‘Doğu Türkistan’ paylaşımı yapıyor! Bu arada Amerika’da ‘müslüman önderler’ Uygur müslümanları çün ‘toplantılar’ düzenleyip kınamalar yapıyor. Yine aynı tarihlerde Amerika’daki CNN, FOX ve PBS gibi büyük televizyon kanallarında ‘Uygur müslümanlarının’ uğradığı zulümleri anlatan programlar dönüyor. Ancak, istenilen neticeler alınmamış olsa gerek, devreye Türkiye sokuluyor! Mart 2020’de NPR yani Amerkan Milli Halk Radyosu, bu defa Amerikalı müslüman cemaatlerin Türkiye’nin Uygur müslümanlarına karşı uygulanan zulme ‘sessizliğini’ sorguladığını aktarıyor.

Halbuki ortada yaman bir çelişki; Bu kadar ‘demokrasi ve İnsan hakları savunucusu’ olan Amerika, en büyük markası Apple dahil tüm ürünleri Çin’in ‘ucuz işçiliğinden/köleliğinden’ faydalanarak elde ettiği halde yetinmeyip ‘haksız!’ ticari rekabeti bahane ederek önce 2018’in bitiminde Kanada’da Meng Wanzhou, Huwaie sahibinin kızını bir talimatıyla tutuklatıyor. Yetmiyor, baskıyı daha da arttırıyor ve 2020’nin yaz aylarında, Avusturalya’yla beraber savaş gemilerini insani değil ticari kaygılarla Çin ‘kuşatmasına’ gönderiyor.

Aynı zamanda, bir taraftan bilhassa Filisitin meselesinde olduğu gibi ‘dünya müslümanlarının hamiliğine soyunduğu’ için düşmanlık güdülen Türkiye’ye, bu defa ‘Uygur müslümanlarını neden umursamadığı’ şeklinde, resmi, akademik, ve medyadan tazyik ve tahrikler başlıyor.

Tüm bunlara rağmen Tayyip beyefendi başkanlığında Türkiye devleti Çin ile ‘itidal’ siyaseti güdüyor. Ve son kertede Mesut Özil oyunu devreye sokuluyor!

Öyle, Arsenal Çin’le arayı bozmamak çün falan değil, tam tersine ‘Türkiye ile Çin’i karşı karşıya bırakmak’ adına Mesut Türkiye’ye gönderiliyor! Üstelik 18,2 pound maddi zararı göze alıp, taraftarlarından yardım dilenme pahasına. Oysa Fenerbahçe’den sadece 500 bin avro gibi gülünç, yıllık bir ücret alacağı telaffuz ediliyor, ki o bile şüpheli.

Başta, Mesut Türkiye’ye çok da gelmek istemiyor. Lakin menajeri Erkut Söğüt’ün beyanının aksine Avrupa’da ‘hiçbir’ takım Mesut’u almak istemiyor, ve güya bu yine Arsenal bahanesi gibi Çin’in korkusundanmış gibi sunuluyor. Öte yandan Mesut, Juventus da sözde haftalık 150 bin avroyu çok bulduğu için vaz geçince son çare Amerika’ya gitmek istiyor, FETÖcü Enes Kanter gibi Türkiye aleyhine konuşurken ‘gayet spora siyaset’ sokanlara kapılarını açan Amerika, iş Arsenal’dan ‘spora siyaset karıştırdığı’ bahanesiyle ihraç edilen Mesut Özil’e gelince, ve nasıl oluyorsa, yine Çin’in korkusundan herhalde, MLS takımlarından DC United, Juventus gibi yüksek maaşı bahane ederek kapıları kapatıyor! Böylelikle Mesut İstanbul’un yolunu tutuyor.

İşte Mesut Özil’in Fenerbahçe’ye geliş hikayesi bu.

Binaenaleyh, bize dönük kısmı, Mesut Özil Fenerbahçemize geliyor. Seyir keyfi yüksek maçlarını hep beraber izleyeceğiz inşallah. Öte yandan, tüm Türkiye zaten gönülden ata yurdu Doğu Türkistanlı soydaşlarıyla beraber. Batı medyasında ise, birkaç gündür çıkan (servis edilen) haberlere bakarsak, yeni Başkan Biden da Çin üzerindeki baskıyı artırmak çün İngiltere ile beraber Avrupa Birliği’ni zorluyormuş.

Görelim Mevlam ne eyler, ne eylerse güzel eyler.

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement