Dolar (USD)
17.9186
Euro (EUR)
18.3441
Gram Altın
1033.72
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

27 Nisan 2020

Baharı Yaşamak

Hayat olağan döngüsünü sürdürüyor. Yaşadığımız tüm sıra dışılığa rağmen zaman ritmini bozmadan ilerliyor. Dünyanın yaşadığı kırılmanın arasında çıkagelen ramazan, yüreklere bir ferahlık aşılayacak. Kalabalık iftarlar, coşkulu teravihler olmayacak belki ama baharın içimize yaydığı hoş hava, ramazan ile buluşacak ve dört duvar arasında daralan ruhumuz ahengini bulacak.

Felaket tellallığı yapmaya gerek yok. Göreceğiz ki yoluna girecek her şey. Hayat tekrar kendi ritmini yakalayacak. Aklımızdaki komplo teorilerinin yerini iyi niyet haberleri alacak. Biz kendi nizamımızı vereceğiz dünyaya. Yeter ki içimizdeki virüsler doğruları görmeye başlasın.

Her şartta ve zamanda ramazan berekettir. Virüsü bahane ederek ramazanın huzur iklimine gölge düşürmeye çalışanlara, işin suyunu çıkarıp ramazanı erteletmek isteyenlere aldırış etmeden imkânlar dahilinde bu kutlu günleri bereketli kılacak ne varsa yapılmalı. Bezginlik bizi daha büyük sıkıntılara sevk eder.

Elimizdeki nimetlerin kıymetini bileceğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Hamasi nutuklara gerek yok. Yaşayarak görüyoruz ki bugün dünya lideri diye anılan ülkeler bizden gelen tıbbî yardımlarla bayram eder hale geldiler.

Şimdi bahar rüzgârları esiyor nazlı nazlı. Her şeyin kıymetini daha çok bilmemizi isteyen sonsuz kudret, bize bir yaşam dersi veriyor. Önemli olan anlamak ve hayatımızı hizaya çekmek. İşte o zaman asıl baharı hep birlikte yaşayacağız.

Hayrettin Orhanoğlu’ndan Mutsuzluk Komedyası

İsmini duyduğunuzda içinize huzurun dolduğu güzel insanlar vardır. Onların varlığı bile sizi güzel düşüncelere sevk eder. Sohbetiyle, şiiriyle, kurduğu her cümle ile “İyi ki var!” dedirtmek de yaşadığımız bu çağda büyük bir devlet olsa gerek.

Hayrettin Orhanoğlu ile tanışıklığımız oldukça eskiye dayanır. Karadeniz’in hırçın dalgalarını dalgın dalgın ilk izleyişimizin üzerinden yirmi yıl geçmiş. Önceki gıyabi tanışıklığı saymıyorum bile. Daha nice yirmi yıllara ulaşalım inşallah.

Roman, hikâye, deneme, şiir, inceleme türünde kitapları var Orhanoğlu’nun. Münbit bir akademisyen ile karşı karşıyayız. Olması gerekeni onun çalışmalarında görmek mümkün. Gönül rahatlığıyla öğrencileri şu cümleyi kurabilirler ki kurduklarından yana en küçük şüphem yok; “ Hayrettin Orhanoğlu’nun öğrencisi olmak bir ayrıcalıktır.”

Çıra Yayınları arasından çıkan Mutsuzluk Komedyası Şubat 2020’de okuyucular ile buluştu. İkinci şiir kitabı bu Orhanoğlu’nun.

“Tek Perdeli Oyun” olarak giriş yapıyoruz kitaba. “Şeytanın Ağıdı” girizgâhını ve oyuncu kadrosunu görünce bir hikmetler kitabının sayfalarını araladığımızı hissediyoruz. “Münacaat” ve “Naat” da bütün parçaları tamamlıyor.

“Boşluğa dair hükümler verirken buldum kendimi
Yani kapanan kapıları ilkin boşlukla sınadım içimde
Göğe doğru yükselen kuşları ve sararan yaprağı
Daha toprak karılmamışken
Karanlıkta henüz yıkanıyordu güneş”

Münacatta böyle seslenen Orhanoğlu, Naat’ta da bir yola düşüyor kervanlar gölgesinde.

“Bu kervan, acılar gibi beni yola yol eyleyecek
Bu kervan sebeplerle sonuçlar arasında
Bu kervan, aşkla merhamet arasında
Bu kervan zamanla zamansızlık arasında
Beni bana mahkum edecek”

Şeytan. sürekli takipte kitap boyunca. Her an karşımıza çıkacak bir felaket gibi. Bunu çok iyi hissettirmiş Orhanoğlu.

“Adımı anarak daha derinlerde
Kuyuların içinde yine bir kuyudur bulacağın
Sen de unutacaksın kendin olmadığını
Kapılar açıldığında”

Modern bir komedya sunuyor bizlere şair. Coşku tüm kitap boyunca canlılığını koruyor. Koro bölümlerinde bir anda dizeleri aşkla okuma arzusu uyanıyor insanda.

“İp koptu!
Koptuysa eğer
Bırakalım mı koşuyu?
Bırakalım mı?
Aldanışlarla avunmayı”

Bir solukta okunacak içtenliğe sahip Mutsuzluk Komedyası. Şiirler bittikten sonra tekrar tekrar okunma isteği uyandıran bir sesi ve çağrısı var bu şiirlerin. İmgeler ve şiirin metinler arası kurgusu bu çağrıyı yineleyen en önemli etken.

İçimizdeki ses ve şarkı bitiyor. Şeytan sürekli takipte. Gidilecek yeni yollar aranıyor. Ve şair bizi en içli sesi ile şiire çağırıyor.

“Kimdir?
Kelimelerden daha hafif acıyı
Varacağı yerde unutacak yolcu…
Kulak versin
Şarkı bitiyor…
Şarkı bitiyor…
Şarkı bitiyor…”