Dolar (USD)
15.7585
Euro (EUR)
16.6513
Gram Altın
922.721
BIST 100
2410.57
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

26 Ocak 2022

Azgın bir güruhla karşı karşıyayız

Türkiye'nin bazı yerlerinde kendileri dışında herkesi Cumhuriyet, demokrasi düşmanı gören bazı zavallılar var. Onlara söylüyorum; “Siz bunda yanılıyorsunuz. Demokrasi hepimizin, Cumhuriyet hepimizin, hukuk hepimizin, milli irade hepimizin ortak değeridir. Türkiye'de artık demokrasi, Cumhuriyet ve hukukun üstünlüğü sadece bir avuç azınlığın elinde değildir.  84 milyon aziz milletin ortak değeri haline gelmiştir. Bundan böyle Türkiye’de kimse demokrasinin bekçiliğine, muhafızlığına, müdafiliğine soyunmamalıdır. Kendisini sadece bunun bekçisi, muhafızı görmemelidir. Çünkü Cumhuriyetin de demokrasinin de milli iradenin de tek bekçisi var, tek muhafızı var, tek müdafisi var o da aziz milletimizdir. Millet bu sahip çıkışını sürdürdüğü sürece demokrasimize de Cumhuriyetimize de hukukumuza da irademize de kimse ipotek koyamayacaktır. Allah'ın izniyle Türkiye eski Türkiye değildir. Eski Türkiye'yi bekleyenler sadece olması mümkün olmayanı hayal edenlerdir.”

 

                                                                       ****

Hiç kimse ama hiç kimse kendisini kadın, erkek, yaşlı, genç, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez demeden tüm halkımızın kahramanlıkları, fedakârlıkları sonucu kurulan bu Cumhuriyet’in yegâne, mutlak sahibi olarak göremez. Başı açık olan bu Cumhuriyetin ne kadar sahibiyse başı örtülü olan da bu Cumhuriyetin işte o kadar sahibidir. İstanbul’daki ne kadar bu Cumhuriyetin sahibiyse, Edirne’deki, Trabzon’daki, Diyarbakır’daki, Van’daki, Hatay’daki de işte o kadar bu Cumhuriyetin sahibidir. Bu ülkede farklı olanlar uzaydan gelmediler. Kimse ağaç kovuğundan da çıkmadı. Ana dili Kürtçe, Arapça, Çerkezce, Lazca olanlar bu ülkeye sonradan gelmediler. Aleviler, Sünniler bu ülkeye dışarıdan gelmediler. Namaz kılanlar, başını örtenler, bir yere girilince “selamünaleyküm” diyenler bu ülkeye başka bir ülkeden gelmediler. Bakıyorsunuz birileri sözde sanatçı kimliğiyle çıkıyor, mülteciler üzerinden ülkemizdeki tüm Arap kardeşlerimize de ağır hakaretler ediyor “Arap soysuzları” diyor. Bakıyorsunuz başka birileri yine sanat adı altında Peygamberlere hakaret ediyor. Birileri gazetecilik kisvesi altında Cumhurbaşkanına hakaret ediyor. Birileri de çıkıyor “ya seveceksin ya terk edeceksin” diyor. Ya siz kimi kimin toprağından kovuyorsunuz? Kimse hiçbir yere gitmiyor ve gitmeyecek. Herkes burada yaşıyor ve burada da ölecek. Bir tek kişinin dahi kendisini öz yurdunda garip, öz vatanında parya olarak hissetmesini biz kabul etmeyiz, asla buna rıza göstermeyiz.

 

                                                                       ****

 

Erdoğanlı devlet artık eski ceberut devlet değildir. Başı açık ne kadar hak sahibiyse başı kapalı da o kadar hak sahibidir. Geçmişte milletvekilliliği ve vatandaşlığı zorbaca gasp edilen, vatan haini muamelesi gören Merve Kavak’çının Kuala Lumpur’a büyükelçi olarak atanmasına; tecrübeli bir siyasetçi, Harvard Üniversitesinde kamu yönetimi yüksek lisansı, Howard Üniversitesinde siyasal bilim doktorası olan, yıllarca ABD’de öğretim üyeliği yapan birikimli ve ehil bir akademisyen olmasına rağmen başı örtülü diye kıyamet kopartanlar, yırtınanlar oldu. Değil doktora ordinaryüs profesör olsa dahi bu zihniyet aynı saldırılarına devam edecekti. Dert başkadır! Dert dini değerlerdir, milli ve manevi hassasiyetlerdir, baştaki örtüdür, yıkılan vesayet ve kast sistemidir. Devlet kadrolarına ulusalcısı, Kemalisti, solcusu atanırsa eyvallah;  dindarı, başörtülüsü atanırsa yok vallah diyen insani, vicdani ve ahlaki değerlerini yitiren dindar çoğunluğa tahakküm etmek isteyen azgın bir güruhla karşı karşıyayız.  

                                                                       ****

Bu ülkeyi selamete çıkaracak olan, üzerimize doğru üflenen fitne ateşinden bizleri koruyacak olan kan ve ırk bağından ziyade; vatan sevgisine, samimi kardeşlik duysuna dayanacak olan insanlık anlayışıdır. Tüm etnik ve mezhepsel farklılıklara ve sorunlara rağmen öz kardeş gibi beraber yaşamaktan başka çaremiz, birlik ve samimi kardeşlikten başka çıkar yolumuz da yoktur. Aksini düşünmek, aksine “farklılıkları duygusal kopuşa götürecek” kelam ve eylemlerde bulunmak büyük çılgınlık, tarihin affetmeyeceği sorumsuzluk olur. Bir birimizi olduğumuz gibi, farklılıklara saygı duyarak Allah rızası için sevelim; yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevelim, gizli gizli değil alenen sevelim.

 

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement