12 Ekim 2021

Anayasa değişikliğine dair!

 

Yeni Anayasa tartışmalarını muhtevası henüz netleşmemiş olsa da tartışmalar iki noktada, mevcut Başkanlık modelindeki aksaklıkların revize edilerek devam edilmesi veya Parlamenter sisteme geri dönülmesi üzerinde yapılıyor.

Dün, Parlamenter modeli savunanlar yine aynı yerdeler. Bu onlarla beraber Batı devletlerinin de istediği şey. Emperyalist egemen ülkeler için parlamenter sistem bir ülkeyi kontrol edebilmek ve istediği şekilde önünü kesmek için iyi bir yöntem. Karar almakta aciz, refleksleri zayıf, iç düzenini sağlayamamış ve dış politik gelişmelerin bu kadar hızla aktığı bir demde politik çekişmelere boğulmuş bir ülkeyi neden istemesinler ki?

Konuyla alakalı analizlerine güvendiğim bir arkadaş;

“Mevcut Cumhurbaşkanlığı modeli yeni uygulanmaya başlandı. Geçen birkaç yıllık süreçte eksiği gediği görüldü, revize edip güçlendirerek, eksik ve uygulama yanlışlığına yol açan kısımları düzeltilerek yola devam edilecek” diye izah etti durumu.

Muhtemeldir ki Cumhur İttifakı bu noktadan bakıyor meseleye.

Her ülkede farklı farklı Başkanlık modeli mevcut.

Aslında yönetim modelini oluşturmak işin asıl zor tarafı değil. Kendi inancına, milletine, kültürüne, değerleri ve geçmişine uygun sistemin olduktan sonra yönetim modelini oluşturmak çok basit. Bizde sorun sistemin dayandığı temeller. Bu yüzden de hangi modeli getirirseniz getirin bir noktadan sonra girdaptan kurtulmak mümkün olmuyor.

Tabii ki eski parlamenter sisteme göre mevcut Cumhurbaşkanlığı modeli daha iyi, hızlı ve güçlü ve desteklenmeli. Fakat sorunu kökten çözme noktasında değil. Ki biz, en başından Cumhurbaşkanlığı modeline “sistemi kökten değiştirmeye vesile olacak bir adım” olarak gördüğümüz için destek verdik, veriyoruz.   

Çünkü, “iktidarda vatanı ve milleti için samimi bir şekilde çabalayan” insanlar dahi olsa, problemin kaynağı yönetim modeli değil, egemen emperyalist düzene eklemlenmiş mevcut sistemdir.

Hangi güzel adımı atarsanız atın; yaşam tarzı, alışkanlıkları, düşünce yapısı, kültür anlayışı, iyi ve kötü- fayda ve zarar- güzel ve çirkin- doğru ve yanlış anlayışı maalesef Batı merkezli olan hayat nizamını değiştirmeye muktedir olamıyorsunuz.

Çünkü sistem bir zemin ise bu zemin çamur bir zemin !

Çamur bir zeminde dünyanın en iyi en ahlaklı insanı dahi olsanız bir şekilde o çamur gelip size bulaşıyor. Ferdi hassasiyetle kendisini korumaya çalışan insanlar bu çamurun ayak seviyesinden yukarı çıkmaması için çabalıyor. Fakat istese de istemese de insanların çoğu ya dizlerine kadar, ya beline ya da boğazına kadar batarak yaşıyor bu sistemde. Hassasiyet dediğimiz şey, şuur, ilim, takva ve imkanlarla alakalı …

Başkanlık modeli için Anayasa değişikliği yapılırken yazdığım “yeniden ihya ve inşa” başlıklı yazımda yaptığımız değerlendirme bugün de geçerli bizim için:

 “Bir derdimiz var bizim. Vatanımız, milletimiz ve "kanda ve kaderde ortak" olduğumuz İslam Coğrafyası için kurduğumuz hayalimiz var. Günlük politikaların ötesinde, geçmişin yükü ve geleceğin idealiyle yoğrulmuş ve bütün insanlığı içine alan bir hayal…

Dünyayı, kendi ihtiraslarını tatmin etmek için kan ve gözyaşına bulayan emperyalist zalim düzene başkaldıran ve bu düzenin değiştirme idealiyle hayata tutunan insanlarız biz.

Bu gaye ile politik kulvarda verilen mücadelenin arkasında duruyor ve destekliyoruz.

15 Temmuz, bir daha ayağa kalkmayacağını düşündükleri Anadolu insanındaki imanın tezahürü olan ruhu açığa çıkartmıştı. Bugünkü düşman zihniyet, bunun idrakinde olarak yoğun dezenformasyon ve algı operasyonlarıyla birbirine kenetlenmiş, inancı ve ülkesi için tek vücut olmuş milletin aklını bulandırmak ve ruhiyatını bozmak için her şeyi yapıyor.

En büyük sıkıntı, milletin mücadeleye olan güvenini yitirmesidir.

Böyle bir zamanda, değişen anayasaya uygun adımlar atarak yeni siyasi yapıyı oluşturmanın yanında, asıl olan 'yeni bir anlayışı hakim kılmak' ve o en kritik gecede açığa çıkan ruhu devletin bütün birimlerine mıh gibi çakma zorunluluğudur. Bu ise yaşananlara dava şuuruyla bakan kadrolarla olur.

Yeni devlet ve millet anlayışı, hukukundan, eğitim müfredatına, sağlık politikasından nesillerin yetiştirilmesine, yaşam tarzımızı belirleyen sosyal hayattan dost ve düşman kutuplarının yeniden tayin edilmesinden kadroların buna göre oluşturulmasına kadar, bütün kurum kuruluş ve siyasi hamleleri bu yeni anlayışın rengine boyamadan yapılan değişiklikler akim kalmaya mahkumdur.

Bir yandan ihanet içindeki zihniyetle mücadele diğer yandan oluş yolundaki engelleri kaldırmak…

Bizim için yeni olan, İslam’ı hayatın bütün alanlarını kuşatacak şekilde, yeni bir anlayış ve dünya görüşünü ihya ve inşa etmektir. Tarihi misyonunun idrakinde, köklerine bağlı ve bütün insanlığa kurtuluş vadeden, sistemi kökünden değiştirerek Büyük Doğu idealini "Başyücelik Devleti" modeliyle meydan yerine koymanın zamanı gelmiştir.

Hadiselerin Türkiye'ye biçtiği rol, bunu hayati bir zorunluluk olarak dayatmaktadır vesselam.”

 

 

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement