29 Kasım 2021

Affet beni, bu bir emirdir!

“Tıpış, tıpış!..”

Şimdi de “helalleşme odası” mı?

Şeflik artığı…

Birliğe, dirliğe halel getirdin.

Hayatın, ihlal, ihmal ve ihanet..

Hem taciz, tecavüz ve terörün “onur yürüyüşü”ün önünde gidiyor hem de  zulmettiklerinden “aflaşmak istiyorsun?!..

Şartlar oluşursa darbe meşrudur” için mi bu aflaşma?

Ey münafıklar! Demek fırsatını bulup iş başına geçecek olsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve akrabalık bağlarını keseceksiniz, öyle mi?

İşte onlar, Allah’ın rahmetinden büsbütün kovduğu, kulaklarını sağır ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.” (Kur’an – Kerim, Muhammed, 22-23)

Teröristi, terörle irtibatlı görmüyor.

Eşcinselliği “kişisel yönelim” olarak sunma da “akrabalık bağlarını kesme” değil midir?

Gücü ele geçirdikten sonra zulmetmeyeceğine inandıracaksın, önce.

Katillerle, hainlerle ilişkini keseceksin!..

Tövbe edeceksin; Nasuh tövbesi!..

Ey, tescilli küfürbaz, kıyım ve yıkım ocağının körükçüsü, yalanın nefesi!

O kadar kibirlisin ki helalleşmeyi de bir lütuf olarak gösteriyorsun.

Korkutmayı, hak yemeyi, küfür etmeyi, derin yaralar açmayı çok iyi biliyorsun. Bunu da açıklıyorsun, hiç utanmadan.

Nesin sen?

Hem “Ömer’in yolunda” olduğunu söyleyip hem de küfürbazla yoldaş olmak, ancak sende görülen bir karakter çürümesidir.

Milletin dilini, dinini, tarihini, maddi ve manevi zenginliğini yağmalayıp her türlü melaneti işleyip sonra da helalleşmeyle kurtulacağını mı sanıyorsun?

Müslümana, mürteci, yobaz, Kitap’a “1400 yıl öncesinde kalmış köhne kitap” demeye tövbe mi ettin?

Hesaplaşma, helalleşme bu kadar kolay mı?

Sen, 1000 yıllık zulüm planlayanların kuş kaldıranı, hürriyetin, demokrasinin celladısın.

Şimdi o efendilerin, müebbet hapse mahkûm edildiler; tutuklandılar, hapisteler…

Onlar da helallik istemişlerdi.

Başörtülüleri okullarından alıp ıssız yerlere bırakmanın, ikna odalarında alıkoymaların, Kur’an Kurslarını kapatmaların hesabını verebilecek misin?

Mabetleri ahıra, müzeye çevirmenin, Şalcı Bacı’yı asmanın helalleşmesi nasıl olacak?

“Akrebin kıskacı” olduğun yıllarla nasıl helalleşeceksin?

Açık Oy, Gizli Sayım’la millî irade hırsızlığının hesabı?

Dersim’in kayıp kızlarını buldun mu?

İnsan saymadığın, yokluğa terk ettiğin, evlenmelerine bile müsaade etmediğin mültecileri ne yapacaksın?

Azmettiricisi olduğun cinayetlerin, terörün hesabı?..

İtibar suikastların, “bayram” ilan ettiğin darbelerin, milletin üzerinde tepinmelerin…

Af da emir-komutayla mı?

“İrticayı” hortlatamadın mı?

Emir:

“ Helalleşilecek!

Helalleşme vaziyeti al!

Helalleş!..”

Ey, iyinin, iyiliğin, hakkın, hakikatin ıslah olmaz düşmanı, seni çok iyi tanıyoruz

Sen ki : “ Hadi yine iyisiniz, sizi affediyorum!” edasındasın.

Sen ki her türlü kılığa girebilen ihanetin, cehaletin ve rezaletin ete kemiğe bürünmüş halisin.

Sen ki kâh deyre girer keşiş kâh mihraba durur imam olursun.

Sen ki meyhanenin sakisi, puthanenin banisisin…

Sen ki gönül bahçesinin güllerini solduran sam yelisin.

Sen ki çocuk masumiyetinin katili, gönüllerin illetisin.

Sen ki anaların yüreklerine oturmuş Tepegöz’sün.

Tarihin, zulüm tarihi…

Şeceren, zalimler geçidi…

Sen ki Firavunların yoldaşı, Yusufların düşmanısın.

Sen ki ezansızlığın, imansızlığın, merhametsizliğin failisin.

Tövbe et!..

Mazlumları buna inandıracaksın.

Şehit yakınları, gaziler, eğitim ve çalışma hakları gasp edilenler, dağa kaçırılan evlatlarının yolunu gözleyen Diyarbakır anaları affedecekler mi seni?

Af dilemeye, bacısına küfrettiğin 14 yaşındaki Şehit İsa Gürmen’in ailesinden başla!

Sen dahi bilirsin ki “Müslüman, aynı delikten iki defa sokulmaz.”

Her zaman olduğu gibi hukuk önünde ve sandıkta hesaplaşılacak…

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...” bir millet o günü bekliyor.

Ayrıca;

inanmadığın adaletin tecelli edeceği “ ilahî hesap gününü” de bekle!..

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement