Dolar (USD)
17.925
Euro (EUR)
18.3484
Gram Altın
1033.91
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

29 Mart 2022

Ada zamanı

Kınalı adadayım. Adaya ayak basar basmaz hızırlaşıyor zihnim. Hâlâ İstanbul'da adalılar. İstanbul duymasın; o çok sesli dağınık orkestra! Adada yaşadığım bu sessizlik; kendini gerçekleştirmekten başka hiç bir şeye takılmayan bütün güzel sesleri kollarında uçuruyor...

Nasıl da anaç!

Ses var. Fakat doğal sesler hiç bir zaman bir gürültüyü bestelemiyor. Muhakkak kendi aralarında bir ahenk kuruyor ve insanın iç seslerini duyabileceği bir aralık bırakıyorlar. Ondan olmalı ki içimde bütün adaya, denize ve şu kırmızı dağa, martılara karşı söylenen bir cümle geziniyor. Kendime verdiğim bir ültimatom gibi:

"Üretme heyecanım biterse beni öldüm say. O zaman okurum kendi salamı. Farklı bir makamla...

Bize yazılan ölünceye kadar doğurmaktır!"

Bunu sayıklarken tam da adanın kimi elitlerince caiz görülen tabire göre adanın Küba mahallesine dönen dönemeçteyim. Acaba Hızır hikayesinde balığın denize gerisin geriye kaçtığı ve "insan"ın da bilgeliğin yanından yöresinden arazi olduğu, topukladığı o meşhur nokta burası gibi bir şey miydi? Hani şu serseri martıların gece kapalı oturum toplantılarını düzenlediği taşlı kıyı?

Bunları düşünürken hatıralar, düş çabukluğu marifet bir self kurguyla ne kısa filmi, bir uzun metraj film gibi kendini bana seyrettiriyor. Aylar sonra geldiğim adayı mı seyredeyim, onları mı? Anıları mı, yoksa onların yenidoğan halleri olan an'ları mı?

Evleninceye kadar besleyip büyüttüğümüz yüzüklü martı(ayağının perdesi delik olduğu için), vitamini ölmesin diye fareyi diri iken yutan ve göğsünden farenin dişi, başı, kuyruğu sarkan ve üç güne kalmayıp ölen martı, dünyanın en vahşi kedisi olduğu halde bir gece ansızın divanımda sırtını bana yaslayıp patisini elime vererek dünyaya vahşi iki bebek daha getiren şaşı pis ü pas Şeşbeş... hepsi... Hepsi gözlerimin önünde gayri resmi geçitte...

Zihnim tam bir gelgitte. Ya da gelme gideceksen, gitme geleceksen diyip duran bir aşık mızmızlığında. O daima anlam' a aşık. Bir duygularım aklımı tokatlıyor şu dalgaların kıyıyı tokatlayıp kaçtığı gibi. Bir mantığım, felsefem kalbimi...

Şimdi tam ada zamanı. Yarın birgün dolup taşar buralar. İstanbul gelir bütün kıyıya serilir.

İlk ve son bahar ayları adanın kendi iç dünyasına gömüldüğü, sustuğu zamanlardır. Ve bütün susmalar başka türlü konuşmaları barındırır.

Bir keresinde adada yalnız yürüyorum. Sessizliği ayak seslerimle ürküttüğümü fark ettim. Ayakkabılarımı çıkaracak gibi oldum. Sonra yalın ayak yürümenin nahifliği ile yürüdüm. Aklım da "yalınayak" yürüdü benimle bir. Kalbim topuklarımdan havalandı.

Mimozalar sarıları yaktı. Hazır mısınız adalardan birine geçmeye?