17 Ekim 2021

ABD, topraklarımızı çalmaya geldi

Biden, ABD Kongresine yazdığı mektupta Türk Ordusu’nun Suriye’de bulunmasının ABD’nin DEAŞ’la mücadelesine zarar verdiğini, ABD’yi tehdit ettiğini söyledi.

Trump, geçen seçim kampanyasında, DEAŞ’ı eski Başkan Obama ile Dışişleri Bakanı Hilary’nin kurduklarını meydanlarda bağırmıştı.

“Kendi teröristini kendin oluştur”,ABD’nin son tangosu oluyor.

Kendisi hazırlayıp piyasaya sürdüğü DEAŞ, ABD’nin güya düşmanı sayılıyor. İngiliz gazetecisi Grace Ellison böyle işlere 1920’lerde politik fahişelik diyordu.

Muhtemeldir ki DEAŞ’ın üst kadroları maaşlarını CIA’den almaktalar.

Yine bir “Made in USA” olan El Kaide, DEAŞ’ın bir önceki versiyonuydu.

Diş geçiremediği, sömüremediği, boyun eğdiremediği, ezemediği muarızlarını terörist ilan etmek, ABD’nin bir diğer kahpe taktiği.

Humeyni terörist, Saddam terörist, Venezuella terörist, Filistinliler, Iraklılar, Afganlar, Arakanlılar hep terörist!

Tabii ki çok kullanışlı PKK terörist sayılmıyor. Bu da hem PKK, hem ABD için “kahpelikte sınır yok” anlamına geliyor.

Bütün bunlara “Batı” literatüründe “Makyavelizm” deniyor. Hedefe varmak için her yol mubahtır, her yol meşrudur anlamına geliyor. Tıynetleri, mayaları, yaşam felsefeleri Makyavelizm olduğu için bütün bunlar kendilerine göre hiç tuhaf kaçmıyor.

İsrail, 67 savaşında Golan tepelerini işgal ettiğinde, savaş alanındaki İsrailli binbaşıya, gazeteciler; “İşgalinize BM ne diyecek?” demişlerdi.

Soru üzerine binbaşı boynundaki dürbünü gözüne tutup uzun uzan ufuklara baktı, dürbünü gözünden indirdi ve şöyle dedi:

“BM’yi göremiyorum!”

Binbaşı bu cesareti “Batı”nın mahut kaypaklığından, kahpeliğinden alıyordu.

Ermeniler Karabağ’ı işgal ettiklerinde nasıl olmuşsa Uluslararası Mahkemeler Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğuna hükmetmişlerdi. Ermenistan işgalci sayıldı. Bu karar karşısında, Batılılar ve Ruslar, Ermenistan’a sadece yılıştılar.

BM, her zaman mazlumların masaya servis edildiği bir sofra oldu.

Müslüman Boşnaklar Serebrenitsa’da doğranırken, Fransızlar Ruanda’da günde 100 bin masumu kırdırırken, Arakan’da milyonlar telef olurken “Batı Kurumu” BM timsah gözyaşı bile dökmedi.

LGBT ocağı AİHM de öyledir.

Daha birkaç gün önce AİHM, tecavüzcü rahipleri “dokunulmaz” saydı.

İsrail, her Allah’ın günü birkaç Filistinliyi döver, sürükler, öldürür, yakar. Batı’dan tüh diyen olmaz, görmezden, duymazdan gelirler, muhakkaktır ki kendi aralarında kıs kıs da gülerler.

Bunlara atalarımız “gâvur” derdi.

Tanzimat Fermanının ilan edildiğinde, halk Tanzimat Fermanını şöyle anlamıştı: “Bundan sonra gâvura, gâvur denmeyecek”.

Biz “gâvur” demeyi bıraksak ta “gâvur”, gâvurluğu hiç bırakmadı.

Atalarımız asırların tecrübesiyle, domuzdan post, gâvurdan dost olmaz derlerdi. El hak doğruydu.

Bir milyon Cezayirli öldüren Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron, pişkin pişkin “Cezayirliler ‘ulus olma’yı, Fransızlara borçlular”, Cezayirlileri Fransızlar “ulus yaptı” dedi.

Macron, Fransa’yı sömürgecilikle, emperyalizmle eleştiren Cezayirlileri, 350 yıl Cezayir’de kalan Türklere ses çıkarmamakla suçladı.

Cezayirliler ise, Türklerin, Cezayir’e işgale değil, İspanyol işgalinden kurtaramaya geldiklerini; işgalci değil, kurtarıcı olduklarını söylediler.

Bizim laikçiler de, ikide bir Türkleri kendilerinin “ulus yaptıklarını” iddia ederler.

Bizim laikçiler, Macron’la, aynı kafada buluşmuş oldular.

BM’de Cezayir’in bağımsızlığı oylanırken, Macron kafadarı Türk laikleri gururla Fransalarının lehine, bizim Cezayir’in aleyhine oy kullanmışlardı.

Biz, Yemen’in Hint Okyanusu sahillerinden Tuna boylarına, Adriyatik kıyılarından Hazar Denizine, Volga boylarından Sudan çöllerine kadar 25-30 milyon kilometre karelik bir coğrafyaya hükmederken, onlarca millet sınırlarımız içindeyken, o koca millet ulus değilmiş de, küçücük Anadolu’ya tıkılınca millet olmuşmuş!!!

Laik kesimler, ya akılla alay ediyorlar, ya da akıl sorunları var.

Bizim Macronlardan ne beklenebilirdi ki?

***

20 Temmuz 1969’da Apollo 11 astronotları Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay yüzeyine indiler.

Astronotlar bu seyahatten önce ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu eğitim alanı, bazı Kızılderili topluluklarına ev sahipliği yapıyordu. Bir gün astronotlar yaşlı bir Kızılderili ile karşılaşırlar.

Yaşlı adam ne için burada olduklarını sorar.

Astronotlar, yakında Ay’a gideceklerini, burada eğitim aldıklarını anlatırlar.

Yaşlı adam, kabilesinin ruhlarının Ay’da yaşadıklarına inandıklarını, gittiklerinde ruhlara bir mesaj götürmelerini ister.

Astronotlar teklifi kabul ederler. Yaşlı adam Kızılderili dilinde kısa bir söz dizisini astronotlara mırıldanır, sonra da astronotlardan bu sözleri ezberlemelerini ister.

Astronotlar “Bu ne demek?” diye sorarlar.

“Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemiz ile aydaki ruhların anlayabileceği bir sır” der.

Üsse geri döndüklerinde astronotlar, Kızılderili dilini bilen birini bulurlar ve ezberledikleri mesajı ona sorarlar.

Çevirmen kahkahalarla güldükten sonra, sakinleşince mesajın anlamını söyler:

“Bu gelenlerin hiç bir sözlerine inanmayın, topraklarınızı çalmaya geldiler!..”

Biden’den iktidar dilenenler de bunu anlayacaklardır ama acıyla...

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement