Dolar (USD)
16.7832
Euro (EUR)
17.4971
Gram Altın
976.05
BIST 100
2443.77
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE


​8 Mart'tan geriye kalanlar

Kadın jinekolog olarak kadınlarımızın ruh, beden ve cinsel sağlığı, mutluluğu önemli. Kapitalist sistemin kadın işçileri sömürmesi ve yakılmasına sebebiyet verdiği 8 Mart dünya gündemine düşüyor ise ifade etmek isterim ki Batı pagan sisteminin küresel temsilcilerine ne inanıyor ne de güveniyorum.

Batıdan doğuya dünya coğrafyasında sadece kadınlar değil kız ve erkek çocukları, yaşlılar, hayvan ve bitkilerde zulüm görüyor.

Kadınları düşünür gibi yapıp kadın emek ve cinsel sömürüsü, mobingler, çocuk tacizleri tam gaz devam ediyor. Nanik yapar gibi bir de "kadınlar günü" deyip kırmızı gül dağıtılıyor.

İslam beldeleri de dahil ne adalet ne de doğru düzgün eğitim var. Cehalet her yanı sardı. Algılar tepetaklak oldu. Her yer negatif enerji oldu, hekim olarak "kendi ruh dünyamı zenginleştirmekte, kalbimi huzurlu mutlu kılmakta zorlanıyor isem acaba diğer bireyler nasıl yaşıyorlar?" diye endişeye kapılıyorum. Artan negatif enerji, yanlış bilgilendirmeler, göz önündeki kötü örnekler şiddet, huzursuzluk, kaos sebebi. Hayatımızda hiçbir şey tıbba uygun yaşanmaz iken sağlıklı ve mutlu olmaktan söz edemeyiz.

Tek günlerle (babalar günü, evlilik günü, doğu günü, anneler günü, yaşlılar günü, hayvanlar günü gibi) kadınlar günü diyerek avutulan insanlar diğer günlerde yaşadıkları zulüm ve aşağılanmaları sineye çekiyorlar. Tepki koymak, zulme çomak sokmak yerine tüketimi arttırarak zulüm çarkını hızla çevirmeye devam ediyorlar.

Vicdanlı bilim insanları sosyal medya hesaplarından duyurular yapıyor, videolar çekip insanları uyarıyorlar. Lakin nefse, egoya ağır geliyor ve işitmek istemiyoruz. Kendimizi kurtarıyor isek başkasından bize ne rahatlığı içerisinde umursuzca yaşayıp gidiyoruz işte.

Kaliteli insan yetiştirmek sona erdi. Yakında süper robotlar, kapasitesiz, düşündürülmeyen, hipnoz edilmiş gibi dolaşan, şuursuzca her yere saldıran insanlar yerine sahaya sürülür ise neslimizi nasıl hayatta tutabileceğiz? Salgınlarla boğuşan insanlar ne eğitimi ne ticareti, ne hukuku ne de kaosa sokulan cemiyet hayatını düşünüyorlar. Gençler ebeveynin kazanımları ile hayatı götürüyorlar bakalım. Geleceğe dair yeterince tedbirli ve bilinçli hareket etmediğimizi düşünüyorum.

Acil durum seferberliği yerine sadece eve kapanma, içe kapanma, maske ve hareketsizlikle içine düşürüldüğümüz acınası halden kurtulacağımızı zannediyoruz.

Kendim için, 18 yaşını aşmış çocuklarım için çözümler üretebilirken 9 yaşında oğlum için anne olarak ailesi olarak yetmiyoruz. Onu ruh sağlığı yerinde ve donanımlı bir birey olarak yetiştirmeye çözüm bulamıyoruz.

Online olarak devamlı sandalye üzerinde bir çocuk görmek beni strese sokuyor ve fırlatıp atmak istiyorum bilgisayarı.

8 Mart’ da kadınlarımız, annelerimiz nasıl daha aktif projeler üretebilirler, inançları için, evlatları için gelecek için neler yapabilirler bunu konuşmalı; kadın erkek nerede hata yapıyoruz diye düşünerek kendimizi özeleştireye tabi tutmalı, nefs dediğimiz egomuzu kırmalı ve ümitsizliğe kapılmadan gayret etmeliyiz.

Sosyal medya üzerinden haberleşip çocuklarımız için küçük küçük eğitim grupları oluşturabiliriz.

Kitap okumuyoruz, ne okuyacağımızı bilmiyoruz. Zaman yetmiyor. Aslında sağlıkçılar ve üretim firmaları dışında zamanın artmış olması gerekir. Çocuklar ve gençler için ömür çok sıkıcı ve bereketsiz geçiyor bence. Ne öğreniyorlar, nasıl beceri geliştirecekler, gelecekte nasıl geçinip ne tür hizmetler verecekler? Nasıl yaşayacaklar vs.

İletişim kopuklukları gelecek neslimizi tehlikeye sokuyor. Ölüm korkusu ile adeta saklambaç oynuyoruz. Hekim olduğum için kaçma ve saklanma lüksüm yok. O halde çözüm üretmek ve çocuklar ve gençler adına miras bırakabileceğim eserler dışında elimden bir şey gelmiyor. Yetkin olmak yetmiyor aynı zamanda yetki sahibi de olmak lazım geliyor.

Kaliteli insan yetişmediği, hukuk kuralları suçluları koruyup kolladığı sürece insanlığı sömürenler 8 Mart Komedisi ile bizlere nanik yapmaya, bizlerle dalga geçmeye devam edecekler.

Zaman daralıyor, elimizdeki imkanlar sınırlı, asla vazgeçecek de değiliz. Töre ve inançlarımızı yaşayacak ve kıyamet kopana dek Hakk'ı haykıracak üretken ve çalışkan bir nesil oluşturmakla mükellefiz. 3 kişi, 5 kişi …sayıdan ziyade ayağı sağlam yere basan, bilge insanların gayrete devam etmesi lazım. Ediyorlar da. Lakin toplum bu insanlara sahip çıkıyor mu?

Sağlıcakla kalınız efendim.

 
TDV sağ
Advertisement Advertisement