Dolar (USD)
18.8164
Euro (EUR)
20.509
Gram Altın
1165.312
BIST 100
5128.37
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

04 May 2015

7 Haziran'da 'Sürpriz' bekleyenler

Seçimlere yaklaşık bir ay kaldı. Tam da seçim sathı maili dediğimiz o düzlemdeyiz şimdi.

Satıh, yüzey demek. Mail de eğim. Yani seçime doğru artık eğik bir yüzeydeyiz ve hızla 7 Haziran'a yaklaşıyoruz.

Özellikle muhalefet açısından baktığımızda herkes elindeki, eteğindekini ortalığa döküyor.

Asgari ücret konusunda mesela, CHP kapıyı bin 500'den açtı Haydar Baş bunu 5 bine kadar dayadı.

Halbuki kamuda asgari ücret yok. Özel sektör de devlet asgari ücretin tabanını ne kadar yükseltirse o kadar kayıt dışına yönelir. Geçmişte bu ülkenin en büyük sorunu kayıt dışı istihdam değil miydi? Ki hala var.

Piyasa, arz-talip dengesi içinde fiyatı belirliyor daha çok. Siz devlet olarak istediğiniz kadar dışarıdan müdahale edin, o zaman da işveren verginin yüksekliğinden kaçınarak 10 kişi yerine 2 kişiyi sigortalı gösterip diğer işçileri ya kayıt dışı çalıştırır ya da kapının önüne koyar.

Hem zaten devletin belirlediği Asgari Ücret bir taban sınırıdır. İsteyen işveren bin lira değil de 5 bin lira ücret vermekte özgürdür.

***

Ben daha çok Türkiye'nin 100 yıllık en büyük projesi olan Çözüm Süreci konusunda partiler ne diyor ona bakıyorum.

Ret, inkar ve asimilasyon politikaları ile yıllarca devlet bu ülkede milyonlarca Kürdü ötekileştirdi, "Kürt sorunu" dediğimiz problem, araya kanın yani terörün de girmesiyle kangrene dönüştü.

Ama AK Parti iktidara geldiği günden bu yana, Habur, Oslo, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ve Çözüm Süreci gibi adımlarla sorunun konuşulabilir, tartışılabilir hatta çözülebilir bir seviyeye gelmesi için çok çabaladı.

Kürtçe yer adlarının iadesi, Kürtçe propagandanın serbestleşmesi, Kürtçe devlet televizyonlarının açılması, Kürtçe yayın yapmanın ve konuşmanın özgürleştirilmesi gibi yılların ayıplı hak ihlallerine son verildi.

***

Tam da bu aşamada enteresan "buluşmalara" şahitlik etmeye başladık.

Daha Oslo sürecinde 10 bine yakın Kürde "KCK'lı" diyerek plastik kelepçe takan, yıllardır Kürdü sadece "Bölücü" parantezinde cümle içinde kullanan Paralel Yapı'nın, HDP ile "Garaj kapılarında" buluşmalarını görmek enteresan.

Bugüne kadar devlet bürokrasisi içinde edindikleri makam ve mevkilerde Kürt sorununun çözümü için kılını kıpırdatmayan, bölgeyi terörize etmek için "Şiddet"ten ve "Çatışma"dan başka öneri getirmeyen, Türk milliyetçiliği yaparak Kürtleri ötekileştiren Paralel Yapı'nın aniden "Kürt sevdalısı" haline geldiğini izliyoruz.

Buradaki dönüşümün AK Parti düşmanlığından kaynaklı "stratejik" bir tavır değil de "samimi" bir dönüşüm olduğunu düşünmek tek kelimeyle saflıktır.

***

ABD ziyaretinin ardından 6-8 Ekim Kobani bahaneli sokak terörü ile 50 sivil Kürdü linçle katlettirenlerle, terörün devam edeceğini umutla beklediğini söyleyenlerin birlikteliği bölgeye de Türkiye'ye de "Acı" ve "Kan"dan başka bir şey getirmez.

Yüzde 90'ın üzerinde bir destekle Çözüm Süreci'ni destekleyen Kürtlere, "AK Parti ve Erdoğan düşmanlığı" çatısı altında "Gelecek umudu" pompalayanlar açıkça yalan söylüyor.

Ve Müslüman Kürtler, bunu seyrederek kenara not ediyor.

Ne olursa olsun 7 Haziran akşamı millet gene sandığa damgasını vurarak mührün sahibinin kendisi olduğunu gösterecek.

Seçim akşamı çok "sürprizli" seçim sonuçları bekleyenlerin gerçekten "Sürpriz" şoklar yaşayacaklarını tahmin etmek keramet sayılmaz zahiru2026