Avrupa'da yaşayan gençlerimizin yazma ve okuma aşkı

“Sana durlanmış kelimeler getireceğim

Pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler” 

İsmet Özel

Yola revan olduğumda, gençlerle buluşmaya gidiyorum, yazı atölyesine, yazıya, okumanın zenginleştiren, bereketli, doğurgan zamanlarına diye düşünürken, beni durağa götüren taksi şoförü; hocam artık okumak yazmak mı kaldı ki, herkesin elinde bir telefon ne yazan var ne okuyan diyerek heyecanımı yatıştırmak isteyen sözler söylemişti. 

Bunları ben de düşünürüm ara ara, kim okuyor, kim yazıyor, şunun şurasında yazıyla edebiyatla, sanatla uğraşan kaç kişi var diye… 

“Yazmak, uzun yürüyüşe başlamaktır. Yazarın ödevi, yazmaktır” diye anlamlı bir cümle kurar Nuri Pakdil. Uzun yola çıkmaya niyetlenenleri bulmak, uzak diyarlardan, uzak şehirlerden toplanıp gelmiş heyecan dolu, merak ve büyük bir yazma aşkıyla salonları dolduran gençlikle buluşmak anlamlıydı.

Üniversitede bir hocamız, “benim en iyi öğretmenlerim öğrencilerimdir” demişti. Kuşkusuz birbirimizden alıp vereceğimiz çok şey vardı. Onların aydınlık yüzleri, bizleri heyecanlandıran yazıya, okumaya dair aşkları, yazıyı inşa ederken, kendilerini Avrupa’nın göbeğinde an an inşa etmeleri, tüm manevi yoksunluklara, milli değerlerin uzağında olmalarına, gurbetin soğuk ve yalnız şehirlerinin bohem sancılı yokluklarına rağmen yola çıkmışlardı işte. 

“İnsanın içi en uzun yoldur” diyen Cahit Zarifoğlu’nu yâd eder gibi yola çıkmışlardı işte. Onların yürüyüşleri asıl kendilerine, kendi deruni arayışlarına, kimlik sancılarına, yaşadıkları topraklarda varolmak kendileri olarak kalmak ve kendi hikâyelerini yazmaya ve yaşamayaydı aslında. Yazmak, okumak, dergi çıkarmak, yazı atölyesine katılma bir vesileydi. Kendilerine doğru ince, uzun, derinlikli bir yolculuğun has yolcusu olarak çoktan yola revan olmuşlardı hakikatin, hayrın ve güzelliğin peşine doğru…

WhatsApp Image 2021-10-11 at 15.25.37_fcaedbe0ae54dbbe8131190191a1992d.jpeg

Yaşadıkları yabancı diyarlarda kendi köklerine, manevi değerlerine, kadim ve bereketli Anadolu topraklarının sıcaklığına, müşterek ve bir eyleyen kimlik ve değerlerin inşa eden yolculuğuna yazıya tutunarak çıkan bir avuç yürekli genç insanla buluşmak manidardı. Yine Nuri Pakdil’in dediği gibi; “İnsanın damarlarında sağlam cümleler dolaşmalıdır” ifadelerine mülhem sağlam ve istikamet üzere bir yürüyüşe başlamanın azim ve kararlılığı genç yürekleri kuşatmıştı işte sağlam cümlelerle…

Yer, zaman, mekân erimiş gençler Fransa’dan, Almanya’dan, İngiltere’den, Hollanda’dan, Avrupa’nın neredeyse tüm ülkelerinden kopup gelmişler yazının ve okumanın erdemli ve onurlu duraklarında buluşmuşlar, dostlukla, kardeşlikle cem olmuşlardı işte. 

Strazburg’da Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklarının Yazarlık Atölyesinin davetlisi olarak genç yazarlarla buluşmak çok anlamlıydı benim için. 

WhatsApp Image 2021-10-11 at 15.25.37 (2)_2d525774d7d1f0905519b5c2cf603139.jpeg

Taksi şoförünün dediği doğruydu aslında, çoğunluk artık yazıyla okumayla hemhal değildi. Ama işte kahraman olmak, seçkin olmak, farklı olmak, farkındalık oluşturmak da kolay değildi. Ben o kahramanlara doğru yola çıkmıştım… Nitelikli olmak, önde olmak, öncü olmak, bilmenin ve bulmanın diyarlarına yolculuğa çıkmak, okumanın ve yazmanın erdemli duraklarında soluklanmak önemliydi… 

Eylül ayının son haftası 24 – 29 Eylül 2021 tarihleri arasında, Ali Işık Bey’in ve tüm kurum çalışanlarının gayretleri ile güzel ve anlamlı bir buluşma gerçekleşmişti. Akademisyenliğin ötesinde, bildiklerini, öğrendiklerini, tüm akademik birikiminin inceliklerini adeta üzerinde ağır bir yük gibi taşıyan, aktarma noktasında nice düşünce kabızlıkları yaşayan akademisyenlere hiç benzemeyen Mustafa Kurt gibi çok çok kıymetli bir eğitimci ile karşılaşmak sevindiriciydi. Karşısındaki insanın yüreğine eğilerek, gençlerin dilini keşfetmenin onurlu gururu ile onlarla köprüleri çoktan kurmuş bir güzide akademisyen ile karşılaşmak beni heyecanlandırdı diyebilirim. Ve o an gençler adına nasıl sevindim. 

“Türkiye dışında yaşayan soydaşlarımızın ürettikleri bir edebiyat var ve çok anlamlı, uzakta üretilen edebiyat bütün cepheleriyle farklı bir edebiyat, yurt dışındakiler anadillerinde düşünmeye ve rüyalar görmeye devam ediyorlar, insan başını kaldırdığında, pencereden baktığında neler görüyorsa, neler hissediyorsa onu yazıyor. Kendi vatanından uzakta insanların yazdıkları benim de ilgimi çekiyor diasporada üretilen edebiyatı takip etmeye çalışıyorum. Özellikle Avrupa’da yaşayan ikinci üçüncü kuşak yazarlarımızın eserleriyle yakından ilgileniyorum. Ve artık ürettiklerini, yazdıklarını görüyoruz. “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır” diyor Yahya Kemal. Türkçe Türkiye dışında şiirlerde, romanlarda, hikâyelerde devam ediyor… Bu Türkçe için mutluluk verici…” diyerek kitaplara âşık, okumaya meraklı Avrupa’da doğup büyüyen üçüncü kuşaktan Lina’nın yaptığı röportaja anlamlı bir konuşma yapıyor Mustafa Hocam… 

WhatsApp Image 2021-10-11 at 15.25.36_b2be8cbe930b2faa5cdd8e6c5aa3c91a.jpeg

İlk dersimize başlar başlamaz gülen yüzü, heyecanı, ışıl ışıl bakan gözleri ile sevgili Melike’nin; “Ah hocam ben sizin “Her Adım Ölüm” hikâyenizi okumuştum çok etkilenmiştim” diyerek bir buluşmayı fâş etmesi nasıl da anlamlı idi benim için. İşte bunun için yazıyorduk yürek yüreği buluyordu bir yerde. O tek bir yürek olsa dahi yazı bunun için vardı. Melike mühendislik eğitimi almış, Avrupa’da doğup büyümüş psikoloji eğitimi almaya devam ediyor ve yazıya okumaya meraklı Yazı Atölyesi’nin has yazarlarından. 

Sonra Hollanda’dan gelen Nejla genç bir doktor. Diyorum yazarak inşallah ruhlara da dokunursunuz. Akademik makaleler yazıyor ve yine Yazı Akademisinin umut vadeden yazarlarından. 

Sartre ’ye göre yazar, çağının dünyasına sırt çevirmeyen, yaşadığı dönemin gerçeklerinden esinlenen ve tavrını, eylemini bu doğrultuda belirleyen aydın olarak tanımlanır. Aynı zamanda yazar ona göre, “yazarken değiştiren, yazarken özgürleştiren” dir. Yazmakla varolduğunu, yazmak için yaşadığını ifade eden hırslı, azimli, üretken yazı yolculuğu olan Sartre’a göre yine edebiyat dünyaya açılan bir penceredir. Tanıştığımız, beraber ders yaptığımız gençler işte bu pencereden bakmaya, yazarak özgürleşmeye, değiştirmeye, dönüştürmeye çoktan başlamışlardı bile…

Yazarlık Akademi’sindeki pek çok gencimizin yazıları, şiirleri yayımlanıyor Telve Edebiyat Dergisi’nde. 

Telve Edebiyat Dergisi, İmtiyaz Sahibi T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Akraba Topluluklar Başkanlığı adına Abdullah Eren’ nin, Yayın yönetmenliğini ve Yazı işlerini; Ali Işık’ın yaptığı genç yazarların eserlerinin yer aldığı şimdiden edebi kamuda önemli bir yer edinen bir güzel dergi.

Derginin yazarlarıyla tanışıp onlarla beraber dersler yapmak bizim için heyecan vericiydi. Öncelikle gurbetlerde yaşayıp ta kendi kültür ve kimliğini koruyarak, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalarak entelektüel bir çaba ile okuyup yazan, kendini arayan, ararken güzel yollar keşfeden genç yazarları gönülden tebrik ediyorum. “Kendi vatanında parya” gibi yaşayan gençliğe inat, her anlamda donanım sahibi olan gençlerimizin hepsinin birer kültür ataşesi gibi bulundukları yerde umutlu yollar açacaklarına inanıyorum. Birikimleri, coğrafyaya karşı duyarlılıkları, sorumluluk bilinci ile nice gönüllere manevi dokunuşlar yapacaklar, nice yollar açacaklar, bunu içtenlikle bir dua niyazıyla bekliyorum. Ezanlar semalarda yankılanmasa da, bayrak yükseklerde ay yıldızı ile salınmasa da yüreğinde bir muska gibi taşıdığın kimliğin, kadim bereket kuşanmış topraklara bağlılığın ve bu topraklara dair verdiğin sözler vardır. Gurbetlerde yaşarken umut olmak, aşkla sarılmak aydınlık yarınlara, yollar açmak, yol olmak, nice öncü şair ve yazarın yolunu yol bilip vatanın diriliş ruhunu gurbet topraklarındaki kurak, çölleşmiş yüreklere taşımak işte bu gençliğimizin görevidir. Bu güç, bu donanım onlarda var. Ben onların ışıl ışıl bakan gözlerinden, heyecanla atan yüreklerinden bunu hissettim. 

WhatsApp Image 2021-10-11 at 15.25.36 (1)_a7339a64a25334078c93931a03133f7e.jpeg

Yazılacak çok şey var ama yerim dar ne yazık. Son olarak böylesine anlamlı bir çalışma için olan YTB’yi gönülden kutluyorum. Bizleri gençlerle buluşturan Ali Işık’a ve çalışma arkadaşları Baransel Bey’e, Gülsüm hanıma ve tüm emeği geçenlere hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Beraber ders verdiğimiz vatanımızın öncü yazarlarından Pr. Dr.Mustafa Kurt’un akademisyenliğin ötesinde samimiyetle dersler işlemesi, Cemal Şakar gibi usta bir öykücünün birikimi ve kuramsal donamı ile gençlerin karşılarında olması,  Naime Erkovan’ın öykü evreni ile deneyimlerini paylaşması, mülteci öyküleri ile duyarlı öyküler yazan akademisyenliğin ötesinde samimi bir dille öğrencilere yaklaşan Hale Sert’in varlığı, Aykut Ertuğrul, Furkan Çalışkan’ın genç ve dinamik bir coşku ile oluşturdukları, ortaya koydukları edebiyat bilincini diri ve umutlu bir halde kendilerinden sonraki kuşak olan gençlere cömertçe sunmaları,  gençlere verdikleri ilham ve deneyimlerini paylaşma noktasındaki samimiyetleri doğrusu çok anlamlıydı... 

WhatsApp Image 2021-10-11 at 15.25.37 (1)_a93796940dc775c9cdd991b2139c4667.jpeg

Ayrıca sonbaharın güzelleştirdiği, kadim mimarisi, bozulmayan şehir dokusu ile Strazburg gibi güzide bir şehri gezdiren kıymetli kardeşimiz Ömer Aydın Bey’e de teşekkürlerimi sunuyorum. 

Umuyorum böylesine anlamlı çalışmalar her daim devam eder. 

Son olarak sazıyla, sesiyle yüreğimizi heyecanlandıran türküler söyleyen Demet’ in Telve Dergisi’nde yayımlanmış son şiirinden alıntı yaparak yazımızı hitama erdirelim…

“Tepelerde saklı değilmiş zafer

 Adım adım iniyorum basamakları

 Sallanıyor tahta merdiven

Allahım başım dönüyor tut elimi

Hazırlanırken görmeye gaybı” 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement