“Fıtratını muhafaza edebilmiş bir vicdan, İlahi nefesin yankılandığı yerdir.”

1954 yılında Fas’ta, Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mordechai Vanunu, 1960’lı yıllarda Fas’ta giderek artan Yahudi karşıtlığı sebebiyle 9 yaşındayken ailesiyle birlikte İsrail’e taşınmak zorunda kalmıştı.

Babası haham olan Vanunu, lise öğrencisiyken patlak veren Arap-İsrail Savaşı (1973/ Yom Kippur Savaşı) nedeniyle orduya çağrılmış, savaş bittikten sonra ise Tel Aviv Üniversitesi’ne kayıt olmuştu.

Üniversitedeki fizik eğitimini yarıda bırakan genç adam, 1976 yılında İsrail’in güneyinde yer alan Necef Çölü’ndeki “Şimon Peres Negev Nükleer Araştırma Merkezi”nde teknisyen olarak işe başladı.

Dimona olarak da bilinen Negev Nükleer Merkezi’nde, 9 yıla yakın bir süre çalışan yetenekli teknisyen, zaman ilerledikçe nükleer merkezin birçok bölümden oluştuğunu, bazı katlarına girilmesinin yasak olduğunu ve buralarda enerji üretiminin yanı sıra nükleer silah çalışmalarının da yapıldığını fark etmişti.

İsrail gibi etik değerlere sahip olmayan sapkın bir gücün, nükleer silaha sahip olmasının insanlık için ne kadar büyük bir tehlike olduğunun farkında olan Vanunu, İsrail’e geldiği ilk günden itibaren soydaşlarının Filistin halkına yönelik acımasız tavrından rahatsızlık duymuş, inancı ile vicdanı arasında oluşan uçurumun giderek büyümesine mani olamamıştı.

İsrail’in büyük bir gizlilik içerisinde yürüttüğü nükleer silah çalışmalarını, dünya kamuoyuna duyurma kararı alan Vanunu, aldığı bu cesur ve riskli kararın, gerek kendisi gerekse ailesi için ne tür sonuçlar doğurabileceğini çok iyi biliyordu.

Resim1-20

Buna rağmen vicdanının sesine kulak vererek Dimona Nükleer Merkezi’nin gizli bölümlerinin fotoğraflarını çekmeye başladı.

Çektiği tarihi fotoğrafları, 1986 yılında İngiltere’nin prestijli gazetelerinden Sunday Times’a gönderdi ve kendisi de gazetenin davetlisi olarak hemen İngiltere’ye gitti. İsrail istihbaratı, adım adım izlediği Vanunu’nun İngiltere’de olduğunu tespit etmişti. Kadın bir Mossad ajanının aracılığıyla tuzağa düşürülen Vanunu, gezmek için gittiği İtalya’da ajanlar tarafından kaçırılarak İsrail’e götürüldü.

Son derece zeki bir insan olan Vanunu, İsrail’de hapishane nakli sırasında avucunun içine yazdıklarını medya mensuplarına göstermeyi başarmıştı. İlk anda yazılanların ne olduğunu idrak edemeyen gazeteciler, teknisyenin avucuna tersten “Roma’dan kaçırıldım. 30.9.86 Vanunu” yazdığını anlamışlardı. Vanunu, siyonistlerle son ana kadar mücadele etmekten vazgeçmemiş, avucunu bir mesajlaşma aracına dönüştürerek kişisel direnişine yeni bir boyut kazandırmıştı.

Bu sırada, İngiliz Sunday Times Gazetesi de 5 Ekim 1986'daRevealed: The Secrets of Israel's Nuclear Arsenal” (İsrail'in Nükleer Silahları Hakkında Bilinmeyenler Ortaya Serildi) başlığıyla dünya gündemini sarsacak bir haber yaptı. Vanunu’nun çektiği fotoğrafların da yer aldığı bu haber, uluslararası boyutta büyük bir ses getirdi. Haber dünyadaki siyasi ve askeri dengeleri adeta alt üst etmiş, İsrail’i zor durumda bırakmıştı.

Haberin yayımlandığı sırada İsrail’e kaçırılan Vanunu ise “Vatana ihanet ve casusluk” suçlaması nedeniyle İsrail mahkemeleri tarafından günlerce yargılanmış ve 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştı. Tutuklu bulunduğu sürenin büyük bir kısmını, hücrede tek başına geçiren İsrailli teknisyenin, diğer mahkûmlarla görüşmesine müsaade edilmiyordu. İsrailli yetkililer, Vanunu’nun akıl sağlığının yerinde olmadığını, bir akıl hastanesine kapatılması gerektiğini iddia ederek olayların üstünü kapatmak istiyorlardı.

Vanunu’nun hayatı, yaşadıklarından sonra artık tamamen değişmişti. Öyle ki Yahudilik inancından bile nefret eder hale gelmiş, Hristiyan olmaya karar vermişti.

Vanunu, 21 Nisan 2004 tarihinde serbest bırakılsa da özgürlüğünü hiçbir zaman tam manasıyla elde edemedi. İsrail'den ayrılmasına izin verilmiyor, attığı her adım yakından takip ediliyordu. Nitekim bu baskı ve taciz nedeniyle 2009 yılında tekrar tutuklanmış ve 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Yaptıklarından hiçbir zaman pişmanlık duymadığını belirten Vanunu, 3 aylık cezasını çekmek için hapishaneye götürülürken “18 yıldır benden hiçbir şey alamadınız; üç ayda da alamayacaksınız. Yazıklar olsun sana, İsrail!” diye bağırarak onurlu duruşundan taviz vermedi.

Mordechai Vanunu, verdiği onurlu mücadeleyle nükleer silah karşıtı, anti-siyonist bir aktivist olarak, barış yanlıları tarafından her daim saygıyla yad edilecektir.