Yedi Başak
Diyanet Vakıf

​'Türklerle Suriyelilerin kanı birleşti'

​'Türklerle Suriyelilerin kanı birleşti'

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Dr. Nasır el-Hariri Milat'a özel yaptığı açıklamada "Terörle mücadelede Türk kanı ile Suriyeli kanı birleşti. PYD, KASD ve SDG bizim için terör örgütüdür. Suriye'nin geleceğinde herhangi bir şekilde yer almaları kabul edilemez." dedi.

01 Şubat 2021 01:34:37

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Dr. Nasır el-Hariri Milat'a özel yaptığı açıklamada "Terörle mücadelede Türk kanı ile Suriyeli kanı birleşti. PYD, KASD ve SDG bizim için terör örgütüdür. Suriye'nin geleceğinde herhangi bir şekilde yer almaları kabul edilemez." dedi.

HABER: NEŞAT GÜNDOĞDU


ERMENİSTAN YALAN SÖYLEDİ

Yakın zamanda Suriyeli muhaliflerin Yukarı Karabağ’da savaştığı iddialarını dile getiren Ermenistan’ı kesin bir dille yalanlayan el-Hariri Azerbaycan’ın kendi gücü ile kazandığını belirterek, “Suriye Ulusal Koalisyonu ve Suriye Geçici Hükûmeti olarak hiçbir askerimizi oraya göndermedik. Bu iddiaları kabul etmiyoruz.” ifadesi kullandı.

AK PARTİ İLE DEĞİL TÜRK DEVLETİYLE ORTAK HAREKET EDİYORUZ

Suriye politikasının AK Parti’ye bağlı olduğu yorumlarına değinen el-Hariri, “Türk kardeşlerimizle ortak bir alanda buluştuk. Bu sadece şu an yönetimde olan parti ile ilgili değil, Türk devletinin adına ortak bir alanda buluştuk ve bu yolda beraber yürüyoruz. AK Parti’nin bize verdiği desteği de çok değerli buluyoruz ve bundan dolayı teşekkür ediyoruz.” şeklinde konuştu.

“TÜRK HALKINA ENTEGRE OLUN”

Türkiye’de yaşayan Suriyelilere de çağrı da bulunan el-Hariri, “Bize kapılarını açan Türkiye’nin kurallarına ve kanunlarına uygun bir şekilde hayatlarını devam etmeleri ve normal hayattaki sükûnet ve güven ortamını bozmayacak şekilde hayatların sürdürmelerini ve Türk halkı ile pozitif bir entegrasyon sürecine dâhil olmalarını bekliyorum.” dedi.

Fotoğraf Altı-1: Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Dr. Nasır el-Hariri, Ankara Temsilcimiz Neşat Gündoğdu’ya özel açıklamalarda bulundu.

Fotoğraf Altı-2: 

NEŞAT GÜNDOĞDU/ANKARA

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Dr. Nasır el-Hariri, İdlib’de yaşanan son gelişmeleri Milat’a değerlendirdi. Esed’in PYD ile ilişkisinden Arap Devletlerin Suriye’deki olaylara yaklaşımına kadar birçok konuda özel açıklamalarda bulunan Nasır el-Hariri, Türkiye’deki Suriyelere dikkat çekici çağrılar yaptı.

Amerika, PYD ile Suriye’de “otonom” bir yapı kurulması konusunda ortak bir harekât içerisinde, Anayasa görüşmelerinde size de böyle bir teklif gelirse kabul eder misiniz?

Suriye Ulusal Koalisyonu olarak PYD’yi terör örgütü olarak tanımlıyoruz. PYD hem toprak hem de siyaset terörü uygulamaktadır. Suriye Millî Ordusu (SMO) olarak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin yanında Barış Pınarı Operasyon Bölgesinde PYD ve PKK’ya karşı savaştık. Fırat Kalkanı Operasyonun da ise IŞİD (DAEŞ)’e karşı savaştık. Yine Bahar Kalkanıyla İdlib’de rejim güçlerine ve onun yandaşlarına karşı savaştık. Aynı zamanda siyasi açıdan bakarsak ne PYD’yi ne KASD’yi ne de SDG’yi kabul etmiyoruz. Onlar bizim için terör örgütüdür. Suriye’nin geleceğinde herhangi bir şekilde yer almaları kabul edilemez. Aynı zamanda onların yanında ve saflarında savaşan yabancı unsurlar var, bunlar da dikkate alınmalıdır, onların işledikleri suçlar ve güttükleri siyaset Suriye toprak bütünlüğü ve toplum birliği ile uyuşmadığı için bizim açımızdan kabul edilmezdir.

Azerbaycan’da Karabağ Savaşı’nda Ermenistan tarafından İdlib’den savaşçıların Yukarı Kabarağ’a götürüldüğüne dair iddialar ortaya atıldı. Bu hem Azerbaycan tarafından hem Türkiye tarafından yalanlandı. Böyle bir durum var mı?

Bu iddialar bizi bağlamaz. Suriye Ulusal Koalisyonu ve Suriye Geçici Hükûmeti olarak hiçbir askerimizi oraya göndermedik. Bu iddiaları kabul etmiyoruz. Azerbaycan devleti yoldaş ve dost devletlerin teknik desteği ile bu operasyonları tek başına bitirecek askeri güçte olduğunu gösterdi.

Sahada tam olarak varlığınız ne? Ne kadarlık bir askeri gücünüz var? Karışışınızda ne kadar mukavemet var ve siz bu mukavemete ne kadar karşı koyabileceğinizi düşünüyorsunuz? Yani bu savaş 10 yıl daha sürse 10 yıl daha devam ettirebilir misiniz?

Bizim için rejim düşmüştür. İran ve milislerinin müdahalesi olmasaydı rejim şu an ayakta olmazdı. Rusların müdahalesinin olması ve rejimin yasaklı silahlar kullanması rejimi ayakta tutan şeylerdir. Uluslararası toplumun Suriye muhalefetinden vazgeçmesi ile birlikte sahada bazı askeri çekilmeler oldu. Türkiye devletinden aldığımız haklı destek ve Suriyelilerin, davalarındaki haklılığa inanmasıyla birlikte içlerinde yanan devrim ateşi sayesinde bu yoldan vazgeçmeyeceğiz. Rejimin 2011 yılı öncesine dönüş yolu tamamıyla kapalı. Türkiye’den aldığımız destek ve Suriye halkının direnişi ile rejime karşı durmaya devam edeceğiz.

Biz bu duruşumuzla savaşın süresini uzatmayı değil, hakkımızı aramayı amaçlıyoruz. İnsanlarımızın bu feci durumdan çıkmasını hedefliyoruz. Suriyelilerin canlarını feda ettiği bu devrim hakkımız ve sonuçlandırmak için elimizden geleni yapacağız.

Türkiye’de iktidar değişirse ve yeni gelen iktidarın Suriye politikası daha farklı olursa siz ne yapacaksınız? Türkiye yöntemi ile mi hareket edeceksiniz yoksa başka bir yolla mı devam edeceksiniz?

Suriye halkının kararı bellidir ve sabittir. Halk elinden gelen bütün yollarla ve gücüyle, inandıkları ve uygun buldukları sonuca ulaşmak için rejime karşı savaşmaya devam edecektir. Bu gerçekleştirmek amacıyla müttefik kazanmak için de elimizden geleni yapıyoruz. İster Arap ülkeleri olsun, isterse de uluslararası toplumlar olsun, Suriye halkının isteklerinin yerine getirilmesinde müttefiklerimizin yanımızda olması çok önemsediğimiz bir konudur. Türk kardeşlerimizle ortak bir alanda buluştuk. Bu sadece şu an yönetimde olan parti ile ilgili değil, Türk devletinin adına ortak bir alanda buluştuk ve bu yolda beraber yürüyoruz. AK Parti’nin bize verdiği desteği çok değerli buluyoruz ve bundan dolayı teşekkür ediyoruz.

Terörle mücadelenin son yıllarında Türk kanı ve Suriye kanı birleşmiştir. Biz Suriyeliler olarak inandığımız davanın arkasındayız. Kardeş olarak gördüğümüz müttefiklerimizin güvenliği için elimizden geleni yaptık. Aynı şekilde Türk Ordusu, Türk kardeşlerimiz hem kendi devlet ve toprak bütünlüğü için elinden geleni yaptı hem de Suriyeli kardeşlerine destek verdi.

Şu aşamada Türkiye’den tam olarak beklentiniz nedir? Daha fazla gıda ve ilaç yardımı mı, daha fazla askeri, siyasi destek mi ya da başka bir şey mi? 

Türkiye, bölgede ve uluslararası sistemde çok önemli bir aktör. Suriye’de bunu gösterdi. Siyasi çözüm için elinden geleni yapıyor. Biz Türk kardeşlerimizle organize olmaya, beraber çalışmaya devam ediyoruz. Fakat maalesef öngörülen siyasi çözüm çok yakın bir tarihte gözükmüyor.

Suriye’nin kuzeybatı bölgesinde güvenliği sağlamak, rejimin ilerlemesini engellemek için elimizden geleni yapıyoruz. Güvenli bölgenin sağlanması, terör örgütleri ile mücadeleye devam etmek ve alt yapının yenilenmesi için elinden geleni yapan Türkiye, aynı şekilde bizi de desteklemektedir. İnsanların yeniden normal yaşantısına dönmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu bölgelerin tekrardan Suriye’ye entegre olacağı siyasi bir çözüm için siyasi bir baskı yaratmaya çalışıyoruz.

Türkiye bize gerekli yardımları sağlamaya devam ediyor. Türkiye, şu anda Suriye’ye insanî yardımda bulunan tek ülkedir. Türkiye, aynı zamanda askeri, yönetim, adalet, sağlık alanlarının yanı sıra birçok alanda bize destek olmaktadır.

İdlib abluka altında… İhtiyaçlarının büyük bir kısmı Türkiye’den karşılanıyor. Abluka altındaki insanlar psikolojik olarak daha çökük vaziyette olur. İdlib halkının size olan desteği nedir? Şu an oradaki halkın psikolojisi nedir?

Maalesef oradaki ihtiyaçlar çok fazla…  Çok sert bir kış geçiriyoruz. Çadırlar ve kamplar çok kötü bir durumda. Suriye genelinde yaklaşık 1.500 kamp var. Bunların çoğunluğu İdlib bölgesinde... Bunların yaklaşık 150 tanesi zeytin ağaçlarının arasında kurulmuş olan düzensiz kamplardan oluşuyor. Bunlar herhangi bir yardım ve hizmet almakta zorluk yaşıyorlar. Buradaki insanlar çok kötü bir durumda maalesef.  Bunlarla beraber iki büyük tehdit daha var. Bunların birincisi, askeri tehdittir. Bildiğiniz gibi rejim her zaman askeri olarak bölgeyi hedef almakta ve saldırılarına devam etmektedir. İkinci tehdit ise, Covid-19’dur. Bununla ilgili gereken desteğin küçük bir kısmı Birleşmiş Milletler tarafından sağlanmaktadır. Geri kalan büyük bir bölümü ise Türk insanî yardım dernekleri tarafından temin ediliyor. Türkiye elinden geleni yaparak bütün bu desteği tek başına vermeye çalışıyor, tabii bu uzun süre tek başına kaldıramayacağı bir yük. Bundan dolayı teşekkür ediyoruz. Biz uluslararası toplumdan, Arap ülkelerinden Suriye halkının ihtiyaçlarını karşılamak için elinden geleni yapmasını beklemekteyiz. Suriye halkına destek sağlayarak Türkiye’yi yalnız bırakmamalarını umuyoruz.

Türkiye’deki Suriyeliler ile ilgili birden çok görüş var. Bir kesim yük olarak görürken, bir kesim ise muhacir gözüyle bakmaktadır.  Pandemi sonrasında tekrar sınırlar açılmaya başlanırsa Suriyelilerden Avrupa’ya doğru bir göç hareketi başlar mı?

Türkiye’ye insanî duruşundan dolayı minnettarız. Suriye halkı bunu hiçbir zaman unutmayacak. Türkiye ile beraber bu yaşananlara bir musibet olarak bakıyoruz ama ortak çıkarlarımız için de çalışıyoruz. Bölgede Türkiye’ye karşı bir güvenlik problemi yaratma hayali vardı. Biz bunun önüne geçtik. Bildiğiniz üzere Türkiye’de 4 milyon Suriyeli yaşamaktadır ve bunların birçoğu tekrardan kendi büyüdüğü, yaşadığı eve dönmek istemektedir. Tabii ki bu da ancak onları ikna edecek uygun olan bir çözüm yolu bulmakla mümkün olabilir. Bu da rejimin gidişi ile başlamaktadır çünkü halkın üzerine gelen bütün korkuyu ve terörü rejim getirmiştir. Hayat şartlarının zorluğu ve belirsizliğin devam etmesi bazı Suriyeli kardeşlerimizin kendisine daha güvenli bir ortam bulmak için Avrupa’ya gitmesine neden olabilir. Avrupa sınırları içindeki mültecilere aylık insani yardım veriliyor, bu da onların daha iyi bir hayat sürebilmesine imkân tanıyor. Ama buna rağmen Suriye halkının çoğu Türkiye’de yaşamayı tercih ediyor.

IMG_20210131_130948_4bf09c262e415e1c4423acf942a4da02.jpg

Terörle mücadelede Türk kanı ile Suriyeli kanının birleştiğini söyleyen el-Hariri, “PYD, KASD ve SDG bizim için terör örgütüdür” dedi.


Savaş başladığı zaman Suriye’de zengin olan insanların İstanbul’a hatta başka ülkelere yerleştiğini gördük. Türkiye’de yaşayan ve hali vakti yerinde olan Suriyelilerden bir beklentiniz var mı?

Binlerce Suriyeli Türkiye’de yatırım yaparak işlerine burada devam ettiler. Türkiye’nin Suriyelilere pozitif yaklaşımı bu yatırımların önünü açtı. Suriyeli zenginler Türkiye’de milyarlarca doların üzerinde yatırım yaptı. Bu zenginlerin büyük çoğunluğu bizim davamıza inanıyor ve destekliyor. Sadece Türkiye ve Suriye’deki iş insanları değil başka ülkelerdeki zenginlerden de destek geliyor. Uluslararası desteğin kesildiği bir anda bunu daha fazla organize edip daha faydalı bir şekilde kullanmamız gerektiğine inanıyoruz. Tüm dünyadaki Suriyeli iş insanları ile millî bir hareket başlatarak Suriyelilerin ihtiyaç duyduğu insanî yardımın karşılanacağı bir planı hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

Türkiye’deki Suriyelilerden beklentiniz nedir?

Savaş ortamından kaçmış bu insanların sakin ve güvenli bir hayat geçirmelerini umuyorum. Sonrasında da kendi vatanlarına, topraklarına, kimliklerine karşı bağlarını koruyarak halk devrimine, davamıza sadık kalmalarını ve bu davayı desteklemeye devam etmelerini bekliyorum.

Bize kapılarını açan Türkiye’nin kurallarına ve kanunlarına uygun bir şekilde hayatlarını devam etmeleri ve normal hayattaki sükûnet ve güven ortamını bozmayacak şekilde hayatların sürdürmelerini ve Türk halkı ile pozitif bir entegrasyon sürecine dâhil olmalarını bekliyorum. İnsanlarımızın yaşadıkları bölgelerde hem okul hem iş hayatında kültürel olarak iyi bir örnek olmalarını bekliyor yatırımlarında Türk kardeşlerimize ve Suriyeli kardeşlerimize adaletli olarak davranmalarını bekliyorum. Suriyeli kardeşlerimizin kurduğu iş yerlerine Türk halkı da dâhil edilmelidir.

Arap coğrafyasındaki Araplardan ve yönetimlerden sizin davanıza bir destek veya bir temas var mı?

Arap ülkeleri Suriye meselesinin çözümü için masasındaydılar. Suriye’yi dost ülkeler arasında görerek Suriye halkına destek veriyorlardı. Devrimin on yıl sonrasına bakınca Suriye dostu bazı Arap ülkelerin bu davadan ayrıldığını ve rejimle tekrar iletişime geçtiğini görüyoruz. Arap ülkelerin dışındaki ülkeler de Suriye halkına verdiği desteği kesti. Suriye muhalefetine ve Suriye halkına baştan bu yana verdiği desteği sürdüren bazı ülkeler hâlâ bu desteklerini sürdürmeye devam ediyor. Suriye rejiminin varlığı sürdürmesi sadece Suriye halkı için bir tehdit değil Arap ülkeleri ve Türkiye için de bir tehdit oluşturacaktır. İran ve Rusya yakınlaşması ile bu tehdit daha artmıştır. O yüzden etkin ve güçlü bir Arap desteğine ihtiyaç duymaktayız. Bu şekilde Suriye devrimine, Suriye davasına destek olabilirler. Böylece tekrar birleşip ortak çıkarlarımıza odaklanıp bütün alanlarda beraber hareket ederek terörle mücadelede, Beşer Esed gibi diktatör rejimlerin kaldırılmasında ve bölgede artış gösteren İran milislerinin gücünün önüne geçilmesi hedeflerimizde beraber çalışabiliriz.

Suriye rejimi ile gerçekten uzlaşabileceğinizi düşünüyor musunuz?

1 milyon insanı şehit eden, 14 milyon insanı evinden edip, Suriye’nin yüzde 40 ile yüzde 60 arasındaki alt yapısını ve üst yapısını yok eden bir yönetimle kesinlikle uzlaşamayız. Kim insanlık suçu ve savaş suçu işlemiş birinin yanına bütün bu tehditleri ve sıkıntıları göze alarak dönmek ister, bu şekilde bir hayat sürmek ister? Hiçbir insan bunu kabul etmez. Hem Suriye halkının hem de bütün bölgenin menfaati için en kısa zamanda bu rejimin siyasi intikalinin sağlanacağını umuyoruz. Suriye’nin geleceği demokratik ve özgür bir yapıya kavuşarak bölgedeki konumunu tekrar sağlamaktan geçmektedir.