Sadaka Taşı deyip geçme

Sadaka Taşı deyip geçme

Selçuklu ve Osmanlı medeniyetin en güzel örneklerinden biri de Sadaka Taşları'ydı. Sokak köşelerine, cami avlularına, meydanların belirli bir yerine konulan sadaka taşları,yıllarca fakir fukaranın imdadına yetişmişti.

10 Mart 2021 01:30:12

Selçuklu ve Osmanlı medeniyetin en güzel örneklerinden biri de Sadaka Taşları'ydı. Sokak köşelerine, cami avlularına, meydanların belirli bir yerine konulan sadaka taşları,yıllarca fakir fukaranın imdadına yetişmişti.

 

tas_4c5e98e2985bfaaa2dc638a441bc14fd.jpg

Üsküdar Doğancılar'daki İmrahor Camii Önündeki Sadaka Taşı

 

 

cami_9f6da92a5e9b9365c1f5d8478cb48240.jpg

ANADOLU'DA BİLE VARDI: Şaban Ağa Camisi Muğla ili Yatağan ilçesinde Stratonikeia antik yerleşim yerindedir. Cami'nin hemen giriş kapısının önünde tarihi sadaka taşı bulunmaktadır.  Evliya Çelebi köyün camisini Tabakhane Camisi olarak aktarmıştır. 1876'da camiyi yeniden yaptıran kişi Şaban Ağa'dır ve cami bugün de onun adıyla adlandırılmaktadır. Cami 2018 yılında Muğla Valiliğince restore edilmişti.

 

reissadaka_fa55d348bad4c2f7244d9b141cb2efca.png

Başkan Erdoğan, 2019 yılında Muğla'nın Yatağan ilçesindeki Osmanlı dönemine ait Şaban Ağa Camisi'ni de gezdi. Erdoğan, cami önündeki sadaka taşının yanına gelerek yetkililerden bilgi aldı. Ardından sadaka taşının üzerine bozuk para bıraktı.

 

 

FAHRİ SARRAFOĞLU-İSTANBUL SEYYAHI

SON yıllarda sosyal medyada ve çevremizde gördüğümüz "Askıda ekmek" olayı yıllar önce Sadaka Taşı olarak biliniyordu. Sosyal dayanışmanın sembolü olarak gösterilen "askıda ekmek" kavramından asırlar önce, atalarımız bunu zaten fiiliyata dökmüştü. Sadaka taşları sayesinde, fakir fukara ve ihtiyaç sahipleri rencide edilmezdi.

İhtiyacın giderilmesi

Sadaka Taşları'nın esas ama ihtiyacının karşılanmasıdır.  “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” şuuruyla kurulan Osmanlı Devleti’nde, insan onuru her şeyin üzerindeydi. Fakir fukaranın da bir onuru, gururu olduğu unutulmamıştı. Kökeni Selçuklulara kadar uzanan Sadaka Taşları fakir insanları rencide etmemek için düşünülmüş bir modeldi. Osmanlılar döneminde daha da yaygınlaştırıldı. Yardım yapan ile alan birbirini görmez, tanımaz ve bilmez. Alan mahçup olmaz,veren ise gösterişten uzak kalırdı.

foto-2_83698383e8f6537af44c43e5b595344a.jpg

İstanbul'da çoktu

Sadaka taşları, genellikle, birkaç sokağın birleştiği bir köşede; İmaret veya diğer sosyal yardım kurumlarının yakınlarında; tekke, dergâh, zaviye, mezarlık, türbe gibi yerlerin yakın çevresinde, mescit, cami gibi ibadethanelerin avlularında bulunurdu. Ensar Çetin Bey’in araştırmasında yer alan bilgiye göre bir zamanlar sadece İstanbul'da yaklaşık 170 adet sadaka taşı vardı.

tas3_d552f82df6a36b7891930f12b8c3f2c7.jpg

Tercih akşam saatleri

Sadaka taşlarının bazıları kısadır, bazıları da bir buçuk- iki metre civarında boya sahiptir. Normal ölçülerdeki bir insanın göz seviyesinden daha yukarıda olan bu taşlara birkaç basamakla çıkılır. Ama genellikle normal boylu bir insanın elinin uzanacağı büyüklükte (120-130 cm) yapılırdı. Sadaka taşlarına para bırakmak ve oradan para almak için genelde akşam saatleri tercih edilirdi.

İki türlü yardım

Sadaka Taşları'na iki türla yardım bırakılırdı.

1. Nakdî yardım: Para yardımı özellikle, uçup kaybolmaması için de kâğıt para (kayme) yerine madeni paralar bırakılarak gerçekleşirdi.

2. AynîYardım: Giyim, kuşam eşyaları ve çeşitli besinler Sadaka Taşı'nın çevresine bohça veya küçük sandıklar içinde bırakılırdı.

 

İstismar yoktu

 foto-4_5f225795915bf2d40f9c365dcd3e9888.jpg

Bazı sadaka taşları, cami duvarlarının içine yapılırdı.

 

Sadaka Taşı'ndan yararlanan kimselerin özellikle önem verdikleri konu şuydu: İhtiyacın olduğu kadarını al. Diğerini başka muhtaçlara b.ırak. Sık sorulan sorular arasında, acaba sadaka taşları istismar edilir miydi? Bazen ihtiyacı olmayan da gelir alır mıydı? Ya da ihtiyacı olandan daha fazlasını alan olur muydu?

Farklı semtler

Bu soruların cevabı genelde hayır! İhtiyaç sahibi sadaka taşlarına gelir ve ihtiyacı kadar alırdı. Bu kanaat ve diğer-gamlık her türlü takdire layıktır. Burada dikkati çeken bir nokta da, bir semtin fakirlerinin başka bir semtin Sadaka Taşı’na; başka semtin fakirlerinin ise bu semtinkine gelip, ihtiyaçlarını karşılayabilmeleridir. Böylece, mahalleli kendi semtindeki muhtacın kim olduğunu bilmiyordu.

 

Diğer isimleri

Çeşitli bölgelerde “Zekat Taşı”, “Zekat Kuyusu”, “Dilenci Mihrabı”, “Hacet Taşı”, “İhtiyaçgâh”, “Fıkara Taşı”, “Hayrat Deliği” gibi isimlerle de anılmakta olan bu taşların, genellikle, cami, tekke, medrese avluları, çeşme başları, üç beş semtin birleştiği köşelere, fakir, muhtaç, hasta insanların barındığı yapıların önlerine dikildiği görülmektedir.

tas2_28a9cb2e06f30cd18099d7ef20d9c0f2.jpg

İngilte'ye yollandı

İstanbul'umuzun muhtelif yerlerinde bulunan sadaka taşlarının yurtdışından da meraklısı çoktu. 1799 yılında İngiltere'nin İstanbul elçisi İstanbul'un muhtelif, mahallerinde terkedilmiş görülen, kendi tabiri ile "bilüzum" ve "metruk" halde bulunan somaki taşı sütunların İngiltere de "çok makbul ve muteber" olduğunu dile getiriyordu. Hatta Büyükelçi bu sadaka taşlarından birkaç tanesinin Londra’ya hediye edilmesini dönemin sadrazamından istiyordu. Türk kültüründe “sadaka taşı” adıyla bilinen ve Tanzimat dönemine kadar devam etmiş olan yardımlaşma usulü dilenciliğin önlenmesi veya asgari düzeye indirilmesi için alınmış bir tedbir mahiyetindedir.

Zimen defterleri

Diğer bir güzel uygulama ise zimen defterlerinin yırtılmasıdır. Zenginler ve yardım yapmak isteyenler kılık kıyafet değiştirerek hiç tanımadıkları semt ve mahallelere gidip; bakkalın, kasabın, manavın tenha zamanlarını seçerlerdi. Veresiye mal alan mahallenin fakirlerine ait veresiye defterlerini (Zimen defteri) sorarlar ve buradaki veresiye yapılan alışveriş kayıtlarını sildirir, hiç tanımadıkları fakirlerin borçlarını öderler, ne ödeyen ne de borcu ödenen birbirini bilmezdi. Bu yardımlaşma kültürü gösterişsiz, bir karşılık beklemeden, muhtaç olanların sıkıntısını gidermek amacıyla sırf Allah rızası için yapılırdı. Son yıllarda, bu geleneği yaşatanların olduğunu medya yayımlanan haberlerden öğreniyoruz.

**********************

foto-5_5dda2c94033e2b5269b0d19eaa6538c9.jpg

İstanbul'un bir çok yerinde var

 

* Laleli Camii'nin, Aksaray tarafından girişte solda bir çeşmenin önünde vardır.

* Nuruosmaniye Camii'nin Çağaloğlu tarafından girişinde var.

* Eyüpsultan'da Cafer Paşa medresesi avlusunda halen duruyor.

* Eyüpsultan'da Nakkaş Hasan Paşa türbesinin haziresinde var.

* Eyüpsultan'da Nişancı Mustafa Paşa cami bitişiğinde 2 tane var.

* Eyüpsultan Mezarlığı'nda, Piyer Loti'ye çıkan yolda 2 tane var.

* Sultanahmet Camiinin bahçe kapısının iki yanında duvara gizlenmiş sadaka taşı var.

* Ayasofya Camii avlusundaki sütunlardan bazıları sadaka taşıdır.

* Süleymaniye Camii avlu içinde var,

* Karaköy Arap Camiii giriş kapısı yanında var.

* Cağaloğlu Hacı Beşir Ağa çeşmesi karşısında duruyor.  

* Üsküdar Doğancılar İmrahor Camii yanında var.  

* Üsküdar Karacaahmet Fethi Ahmet Paşa Camii yanında var.  

* Karacaahmet Aşçıbaşı Camii avlusunda var.

* Fatih Mehmed Ağa Camii ana giriş kapısı sağında duruyor.

*  Aksaray Sofular caddesi ile Ragıp Bey sokağının birleştiği köşede halen duruyor.  

* Kocamustafapaşa Sümbül Efendi Camii'nin avlusunda var.  

* Kocamustafapaşa Hekimoğlu Ali Paşa Camii'nin avlusunda var.

 

 

Yorumlar

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement