RTÜK gündüz kuşağındaki programlara karşı harekete geçti

RTÜK gündüz kuşağındaki programlara karşı harekete geçti

RTÜK, ahlaksız ilişkileri sürekli gündeme getirerek 'toplumsal bunalım'a neden olan gündüz kuşağı programlarına karşı harekete geçti ve 11 kanala uyarı gönderdi.

08 Ekim 2021 10:21:24

RTÜK, ahlaksız ilişkileri sürekli gündeme getirerek 'toplumsal bunalım'a neden olan gündüz kuşağı programlarına karşı harekete geçti ve 11 kanala uyarı gönderdi.

Televizyonlarda gündüz kuşağında yayınlanan kadın programları bir süredir tartışılıyor. Ahlak dışı ilişkilerin pervasızca sergilendiği programlarda içeriklerin kurgu olabileceği de sık sık gündeme geliyor.

Öte yandan milyonda bir görülebilecek bu durumlar her gün insanlara sunularak sıradan bir şeymiş gibi gösteriliyor ve toplum olumsuz etkilenileniyor.

Haber7'de yer alan habere göre; tepki çeken bu programlarla ilgili RTÜK harekete geçti. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin imzasıyla 11 kanalın yöneticilerine uyarı yazısı gönderildi. 

11 KANALA UYARI GÖNDERİLDİ

Birkaç hafta önce kanal ayrımı yapılmaksızın kuşak programlara verilen cezalarla yetinmeyen RTÜK, kanal yöneticilerini uyaran bir yazı gönderdi. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in bizzat imzasıyla ATV, Kanal D, FOX, Beyaz TV, Star TV, TV 8, Show TV’ye gönderilen yazıda ailenin korunması ile milli ve manevi değerler vurgusu ön plana çıktı.

RTÜK İletişim Merkezi’ne yapılan vatandaş şikâyetlerine dikkat çekilen uyarı yazısında Türk aile yapısıyla uyuşmayan ilişkilerin işlenmemesi istendi.

'UYGUN OLMAYAN DAVRANIŞLAR'

Kanal genel yayın yönetmenlerine ve 7 yayıncı kuruluşun sahiplerine gönderilen yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Yeni yayın dönemi ile birlikte kuşak programlarında, toplumun millî ve manevi değerleri ile genel ahlaka  ve  ailenin  korunması  ilkesine  aykırı  yayın  yapıldığına  dair  Üst  Kurulumuza  CİMER,  RTÜK İletişim Merkezi ve yazılı kanallardan (kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ya da kişisel başvurular)  her  geçen  gün  artan  sayıda  bildirimler  ulaşmaktadır.  Bu  tür  yayınların  geneli değerlendirildiğinde, içeriği  oluşturan  konuların  daha  çok  eşlerin  birbirlerini  aldatması,  çarpık ilişkiler gibi toplumun millî ve manevi değerleri ile bağdaşmayan ve Türk aile yapısına uymayan olaylar üzerine odaklandığı tespit edilmiştir. Bu programlarda, program konuklarının özel hayatları en ince ayrıntılarına kadar  deşifre  edilmekte  ve  kişilerin  toplumla  paylaşmak  istemedikleri  mahrem  hususlar  ekranlara yansıtılmaktadır.  Programlarda,  konuklara  ait  özel  bilgilerin,  Kişisel  Verilerin  Korunması  Kanunu'na aykırılık teşkil edecek ve suç oluşturacak şekilde paylaşıldığı görülmektedir. Yayınlara katılanların temel hak ve özgürlüklerini etkileyen bu duruma ilişkin olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumu'ndan pek çok şikâyet  Üst  Kurulumuza  iletilmektedir.  Mikro  ölçekte  aileyi,  makro  ölçekte  ise  toplumu  ilgilendiren problemler ele alınırken  programda  kendini ifade etme imkânı  verilen  kişiler, çeşitli mahrem  konuları stüdyo  ortamından tüm  ülkenin  gündemine taşınabilecek  şekilde içerik  ve  ayrıntılı tasvirler ile  gözler önüne sermektedir. Canlı yayında yapılan tartışmalar esnasında programa katılan kişilerin ekran karşısında olduklarını unuttukları  ve  uygun  olmayan  davranışlarda  bulundukları,  eleştiri  sınırlarını  aştıkları,  kişilere  yönelik hakarete  varan  küçük  düşürücü  ifadeler  kullandıkları,  zaman  zaman  program  konuklarının  argo  ve küfürlü ifadelere başvurdukları görülmektedir. Yukarıda  saydığımız  tüm  hususlar  göz  önünde  bulundurulduğunda,  medya  hizmet  sağlayıcı kuruluşların  sadece  ticari  birer  işletme  değil  aynı  zamanda  demokrasilerde  dördüncü  güç  olarak tanımlanmış,  toplumsal  sorumluluklara  sahip  kuruluşlar  oldukları  unutulmamalıdır.  Medya  hizmet sağlayıcıların  bu  vasfı  onlara  kamusal  sorumluluk  bilinciyle  hareket  etme  sorumluluğunu  da yüklemektedir.  Bu  tür  programlarla  ilgili  daha  önce  defalarca  açıklamalarımızda  belirttiğimiz  gibi yoğunluklu izleyici  kitlesi  olan  kadınlarımızın  sağlığına  ve mikro  düzeyde  aile  ekonomilerine  katkıda bulunacak becerilerinin geliştirilmesine yönelik içeriklere yer verilmesi hedeflenmelidir. Her ne kadar ciddi bir izlenme payına sahip olsa da yapılan araştırmalar, izleyicilerin önemli bir bölümünün  bu  tür  programların  sakıncalı  olduğunu  düşündükleri  gerçeğini  ortaya  koymaktadır. Bahsedilen hususların dikkate alınmaması durumunda daha önceki örneklerinde olduğu gibi izleyiciler ve kamuoyunun haklı şikâyetleri karşısında bu tür programların topyekûn yayından kaldırılması zorunluluğu da gündeme gelebilecektir ki böyle bir nihai gelişimi arzu etmediğimizi tekraren belirtmek isteriz. Medya hizmet  sağlayıcıların  Üst  Kurulumuzun  denetim  ve  cezalandırmasından  ziyade  kendi  özdenetimlerini yapmaları arzulanan bir durumdur. Zaten kamusal kuruluş olmaları, medya hizmet sağlayıcıların bazı etik değerlere uymalarını da zorunlu hâle getirmektedir. Üst  Kurulumuzun  amacı tüm topluma  örnek  olacak, insanların  rahatça izleyebileceği temiz  bir ekran oluşturmaktır. Üst Kurulumuz bu amaca yayın kuruluşlarıyla birlikte çalışarak eş güdüm içerisinde ulaşmayı  hedeflemektedir.  Bu  kapsamda  oluşturulan  etik  ilkelere  yayıncı  kuruluşların  uyması  hem bizlerin hem de toplumun beklentisidir. Medya kuruluşlarından ricamız kuşak programlarını hazırlarken gereken  hassasiyeti  göstermeleridir.  Ayrıca  daha  sonra  istenmeyen  müeyyide  uygulamaları  ile karşılaşmamak adına konunun hassasiyetle değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması için bilgi ve gereğini rica ederim.”

Yorumlar

 
Advertisement Advertisement Advertisement