Dolar (USD)
17.9653
Euro (EUR)
18.3295
Gram Altın
1029.46
BIST 100
2790.14
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

Bilerek kışkırtıyorlar: Mülteci düşmanlığı son kozları

Bilerek kışkırtıyorlar: Mülteci düşmanlığı son kozları

Göçmen topluluklarını ve yerleşik ahaliyi birbirine karşı kışkırtıp süreci devletin ve toplumun kontrolünden çıkarmaya çalışan zihnin varlığına dikkat çeken uzmanlar, "Seçim öncesi son koz olarak halkı mültecilere karşı kışkırtıyorlar. Daima göç alan Türkiye'nin asayiş ve operasyonel kabiliyeti çok yüksek, bu yüzden kimsenin tedirgin olmasına gerek yok." değerlendirmesinde bulundu.

18 Nisan 2022 08:00:00

Göçmen topluluklarını ve yerleşik ahaliyi birbirine karşı kışkırtıp süreci devletin ve toplumun kontrolünden çıkarmaya çalışan zihnin varlığına dikkat çeken uzmanlar, "Seçim öncesi son koz olarak halkı mültecilere karşı kışkırtıyorlar. Daima göç alan Türkiye'nin asayiş ve operasyonel kabiliyeti çok yüksek, bu yüzden kimsenin tedirgin olmasına gerek yok." değerlendirmesinde bulundu.

HABER: ÖZLEM DOĞAN

Dünya genelinde yaşanan savaş, çatışmalar, iç karışıklıklar, kıtlık ve doğal afet gibi sebepler neticesinde 281 milyonu aşkın insan göçmen olarak kendi anavatanları dışında yaşamak zorunda kaldı. Üstelik bu göçmen nüfusunun 82,4 milyonu işkence, çatışma, şiddet, insan hakları ihlali ve ciddi zulüm tehdidi gibi sebeplerle cebren yerinden edildiler. Suriye savaşı sebebiyle başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede yüzbinlerce Suriyeli göçmen yaşıyor. Bununla birlikte Afgan, Pakistanlı, Myanmarlı göçmenlere Ukraynalılar da eklendi. Savaştan kaçan mülteciler üzerinden dile getirilen ırkçı söylemler ve toplumun hassasiyetlerine dokunan bazı kışkırtıcı videolar tepki topluyor. Türkiye’deki mültecilerle ilgili iddiaları Akademisyen Yazar Dr. Necdet Subaşı ve Akademisyen Dr. Eray Güçlüer Milat’a değerlendirdi.

necdet subaşı_4836a7ccbf25718048e10ed440fe9b71.jpeg

ÖRGÜTLÜ BİR KIŞKIRTMA VAR

Hem göçmen topluluklarını hem de yerleşik ahaliyi birbirine karşı kışkırtıp süreci devletin ve toplumun kontrolünden çıkarıp başka bir bağlamda yönetmeye çalışan bir zihnin varlığına dikkat çeken Dr. Necdet Subaşı, “Biz göçü biraz planlanmamış bir şekilde karşıladık. Bir sürecin içindeydik; insani bakış açımız, kültürümüz, geleneğimiz, bu dalgayı karşılamak konusunda bizi yönlendirdi, bu dalgayı karşılamak zorundaydık. Makul bir şekilde gelen göçmenleri ağırlamakla mükelleftik. Devlet ve toplum olarak da bunu yaptık. Bu yerleşim süreci, göçmenlerin Türkiye toplumuna adaptasyonu, toplumun da göçmenlerle yakınlaşması, süreçten kaynaklanan gerilimin ölçülü bir noktada yumuşatılması konusunda sanki başarılı değiliz gibi görünüyor. Birdenbire örgütlü ve problem yayan, sıradan vatandaşı da tedirgin eden bir hareketlilik var” dedi.

KİMSE KEYFİNDEN GÖÇ ETMİYOR

Paniğe kapılacak bir durumun olmadığını ifade eden Subaşı sözlerini şöyle noktaladı: “Devletin geliştirdiği göçmen politikasını ağzına yüzüne bulaştırması için fırsat kollayan bir dil var ve bu dil bizi yaptıklarımıza pişman etmek istiyor. Zaman zaman göçmen topluluklarının da buna alet olduklarını ne yazık ki görüyoruz. Bununla birlikte Suriye göçü dolayısıyla demografik yapımızın değişeceğini iddia etmek fantastik bir değerlendirme, çok zorlama, provokatif ve ekstrem analizlerden ibaret. Çünkü bu coğrafya sağından solundan, kuzeyinden güneyinden göçmen nüfusuyla şekillenmiş bir yapı var. Gerek Balkanlar’dan gerekse mübadele süreçlerinde, bir dönem Irak savaşı dolayısıyla şimdi de Suriye’den göçünü yaşıyoruz. Kimse evini, topraklarını keyfinden bırakıp buralara gelmiyor, çok insani bir durum. Tabi bu coğrafyada insanların tadını kaçıracak bir sosyolojiye de izin vermemek lazım.”

eray güçlüer_761268bcbb6558c655a2ce5985b64912.jpeg

TÜRKİYE’DE KALICI DEĞİLLER

ABD’nin her yıl binlerce göçmen alıp kendi ekonomik sistemine entegre ederek üretim aracı olarak kullandığını belirten Dr. Eray Güçlüer, “Bu durum Türkiye’de doğal olarak gerçekleşmiş durumda. Türkiye bu insanları kendi ekonomik sistemine entegre edip sosyal dokuyla uyumlu hale getirirse sorun olmaz, aksine ülkemize zenginlik katarlar. Geçici göçmen statüsü taşıyan yabancıların kanunen Türkiye’de kalıcı olarak bulunmaları söz konusu değil. Bununla birlikte Türkiye son derece insani davranıyor” diye konuştu.

387542_63f35fb8dafcc9b6945323901f4dcecc.jpeg

PARAYLA VATANDAŞLIK YALANI

Türkiye’nin Rusya ve İran arasında Suriye’de yeniden kurumsal bir devlet yapısının inşa edilmesi için görüşmeleri sürdürdüğünü kaydeden Güçlüer, “Suriye topraklarından PKK’nın gönderilmesi ve geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin hayatlarının garanti altına alınarak geri dönmesi hususunda şartları olan Türkiye bunun için ciddi bir çalışma içerisinde. Bazı kesimlerin iddia ettiği gibi mülteciler parayla vatandaşlık almıyor, sadece uzun süreli iskân alıyor” ifadelerini kullandı.

60ce615955428229d054f947_ca3c0926ce45ba838d42921e6825cbac.jpeg

MÜLTECİLER MUHALEFETİN SON KOZU

Seçime yaklaşılan bir süreçte yurtdışı kaynaklı mihrakların mültecileri şeytanlaştırıcı politikalarını Türkiye içerisine servis etmeye başladığını belirten Güçlüer sözlerini şu şekilde noktaladı: “Muhalefetin seçim öncesi son kozu mülteciler üzerinden kışkırtma çabası. Oysa Türkiye göçmenleri entegre edip ucuz iş gücü sağlayarak Türk ekonomisine de katkı sağlıyor. Hata yapanlar zaten sınırdışı ediliyor. Fakat gettolaşmayı önlemek için Kilis, Antep, Urfa hattında yoğunlaşmayı önleyici tedbirlerin de alınması önemli. Türkiye’nin asayiş ve operasyonel kabiliyeti çok yüksek, bu yüzden kimsenin tedirgin olmasına gerek yok.”