Advertisement Advertisement

Lâiklik felâkettir!

Lâiklik felâkettir!

Hiç şüphemiz olmasın, İslam söz konusu olduğunda laiklik tam bir din karşıtlığıdır. İnsanı, insan üzerinde ilahlaştırdığı ve İslam'la çelişip insan doğasıyla çatıştığı için de insanlığın felâketidir.

19 Şubat 2021 00:18:29

Hiç şüphemiz olmasın, İslam söz konusu olduğunda laiklik tam bir din karşıtlığıdır. İnsanı, insan üzerinde ilahlaştırdığı ve İslam'la çelişip insan doğasıyla çatıştığı için de insanlığın felâketidir.

 

 

GÜNÜN AYETİ

De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin tapmakta olduğunuz şeylere tapmam. Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

(Kâfirun Sûresi)

 

GÜNÜN HADİSİ

Sahabeden Amir İbni Şuayb (ra) anlatıyor, Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “ Bizden başkasına benzeyen bizden değildir. Yahudilere ve Nasranilere benzemeyin“ diye buyurduğunu söyledi.

(Ramüz-ül Hadis, Cilt/4 S/366)

 

 

 

 

ba1149e2-50cc-404b-9f24-c0b3d5922ab1_1a181477d8a4407850a0a6c48865f5a6.jpg

Ayasofya'nın, Fatih Sultan Mehmet Han'ın vasiyetine uygun olması için yıllar sonra yeniden ibadete açılması, bazı çevreler tarafından, "Lâiklik elden gidiyor" biçiminde yorumlandı.

 

 

CUMHURİYET dönemi eğitim sisteminin en başarısız yönlerinden biri; sorgulayıcı, yürekli insan tipini yetiştirememesidir. Yakinen tanıdığım için Diyanet ve İlahiyat camiasını bu yönden yetersiz bulurdum ama üç aşağı beş yukarı bütün kurumlarımız ve üniversite mezunlarımız da böyledir.

Yürekli bir ses

Neredeyse “Kurucu iradenin temellerini attığı laik düzen bize yeter” diyecek konuma gelen yarı ölü camiamız içinde yürekli bir ses çıktı.

Ayasofya baş imam hatibi Prof. Dr. Mehmet Boynukalın aynen benimsediğimiz ifadelerinde şöyle dedi:

“… Anayasa’da var olan vesayetin en büyüğü, bazı kanunların değiştirilmesinin teklif dahi edilememesidir. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletinse milletin anayasasını istediği zaman değiştirme hakkına sahip olması gerekir. Milletin böyle bir hakkı yoksa o zaman hakimiyet milletin değil.1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün.”

Kardeşimizi tebrik ederim

Lâmı cimi yok, kardeşimizi tebrik ederim. Tebrik ederim de söyleyeceklerim var. Bu olay vesilesiyle yazdığım bir makaleyi hatırladım. Her ikisi de Prof. Dr. olan Mehmet Boynukalın kardeşimle, yazımıza konu Mehmet Karali kardeşimiz özdeşleştiği için o yazımdan alıntılar yapacağım:

Sevgili Mehmet Karali hocam

 770a7c82-e3cf-4ab4-a13f-0547bde97671_7b8909bdf2ad19b029a7be5ac92bef88.jpg

A güzel kardeşim! Profesör olmuşsun. Yetmemiş bir de “Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı” olmuşsun. Üstüne üstlük imanından kaynaklanan değerlerine sahip çıkıp ”İLAN EDİYORUM... Aile hayatına yönelik bazı politikaları YANLIŞ buluyorum. İyi bir çocuk yetiştirmek, iyi bir ev hanımı olmak Bakan ya da Başkan olmaktan veya Başarılı! bir iş kadını olmaktan çok daha elzemdir. Yeril seçimde hiçbir kadın belediye başkan adayına oy vermeyeceğim demiştin. Ama yoğun tepkiler alınca da görevinden istifa etmiştin.

 Aziz kardeşim…Sen Ali Rıza Demircan değilsin. O hocadır, yaşlıdır söyleyebilir. Ona yapabilecekleri bir şey de yok. Yürekleri de yetmez. Bunun için gündeme de getirmezler. Ama sen “Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı” sın. Sen, senin konumunda olandan beklenemeyecek laflar ettin. Bak hele ne cüret, bir de Kral Çıplak dedin.

Kültürel cihad

Üzerine gelineceğini bilemeyecek kadar saf mısın? Hükümet cenahından, YÖK’ten, Üniversitenden ve çoğu davasız mesai arkadaşlarından destek görmeyeceğini bilemeyecek kadar ülkemiz gerçeklerinden uzak mısın?

Mehmet Hoca kardeşim, bu anlamda iyi ki de saf ve ülke gerçeklerinden uzaksın. İftihar edebilirsin. Çünkü yaptığın kültürel cihaddır. Elbette yara alacaktın, berelenmeden büyük ecirler alınmaz, ahiret yatırımı yapılamaz. Aslında âhiretimize zarar vermeyecek hiçbir oluşumun ve gelişimin önemi de yoktur.”

Aziz Kardeşim Mehmet Boynukalın

Muhalif medya, modern yobazlar ve bizim mahallenin yüreksizleri üzerine gelirlerse, Mehmet Karali gibi seni de istifa ettirirler. Sakın ha istifa etme. Diyanet’e de güvenme. Seni bir kalemde silerler.

Ayasofya baş imamı olan senin konumundaki bir kişiden gelecek sistem eleştiresi Hubel’e, Lat’a, Menat’a balta göstermektir. Bırak, görevden alacaklarsa, alma zilletini karar alabilecekler ve siyasi kadrolar üstlensin.

İslâm’ın omurgasını oluşturan Kur’ân’ı Kerim'in 23 senelik nüzûl süreci iyi değerlendirilmeli, sloganların ardına düşülmemelidir. Biz, İslâm’ı bütünlüğü içerisinde anlayıp insanlığın demokratik tercihlerine sunacak ilim ve düşünce insanlarımızı yetiştirecek özgün ve özgür şartlara muhtacız. Hudeybiye antlaşması sonrasının hür ortamı gibi bir havaya ihtiyaçlıyız.

Diyelim ki fabrika ayarlarına döndük!

 

99088c6d-be70-47a4-86df-d8c3b0332fd7_a201c903bb1ee5bfb8c700aa880110e3.jpg

Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi Başimamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın'ın sözleri, bazı çevreleri çok tedirgin etti.

 

A kardeşim Mehmet Boynukalın! Önce tebrik ettiğim için, şimdi de eleştiri hakkımı kullanayım. Diyelim ki fabrika ayarlarına döndük ve Anayasa’ya İslâm maddesini yazdık. Birileri, senin bu talebinin gerçekleşmesiyle pek çok şeyin hal yoluna gireceği hayallerine kapılabilirler. Oysa ki olabilecek hiçbir şey yoktur. Soralım:

 Anayasa’ya İslâm maddesi yazılmakla çoğu Avrupalı gavurlardan mülhem ve tercüme yasalar, İslam’a uygun hale getirilmiş mi olur?

Milli eğitim sistemi ve Üniversite düzeni, materyalist temellerinden koparılır, yaratılan ve indirilen ayetlerin birlikte tedris ve talim edileceği vahyî, aklî, ilmî ve ahlakî temellere mi oturtulur?

Ülkemizin kanını emen borca ve faize dayalı ekonomik düzen değiştirilir, adil ve merhametli bir yapıya mı kavuşturulur.

Yazılı, görsel ve sosyal medyamız hakka çağırıcı ve batıllardan sakındırıcı erdemler ortamına mı dönüşür.

Değişik ekollere bağlı Tağutlar, insanlaşır da değerlerimize düşman olmaktan mı çıkar?

Diyanet, ilahiyatlar, cemaatler ve tarikatlar korkuları ve hurafelerinden arınır, Kuran ve Sünnet’ten  hareketle gerçek İslâm’la tanışır, kültürel bir devrim mi başlatır?

Soruları çoğaltabiliriz. Ama hiç birisine müsbet cevap alamayız.

Evet Mehmet Boynukalın kardeşim …İşte böyle. İhlasla söyleyebildiysen geri adım adım atma, ama gereksiz ve de boş ümit aşılayacak laflar da etme.

Laiklik,dinsizlik demek midir?

50 yıldır sistemle mücadele halindeyim. İslâm’ın bir bütün halinde uygulanması gereğine ve insanlığı mutlu edeceğine inanan insanım. Egemen dünya düzeninden gafil, kamplaşan cahil Müslümanları gördükçe gelecekten ümidi mi keser gibi oluyorum. Hiç şüphemiz olmasın, İslam söz konusu olduğunda laiklik tam bir din karşıtlığıdır. İnsanı, insan üzerinde ilahlaştırdığı ve İslam’la çelişip insan doğasıyla çatıştığı için de insanlığın felaketidir.

Demokratik bir hamleyle “Anayasa’ya devletin dini İslam’dır” elbette yazılabilir,   ama değinildiği üzere bir faydası da olmaz. Yazılıydı da ne oldu? Biz bundan  vaz geçtik. Ötekileştirici, baskıcı ve dışlayıcı jakoben laiklikten vazgeçilerek demokratik özgürlükçü laikliğe geçilsin, kerhen de olsa kabulümüzdür.

 

Sizin dininiz size, benim dinim bana

Yarım asırlık mücadele insanı olarak geldiğim nokta, Kâfirun sûresinin “ Sizin laik inançlarınız ve yaşantınız sizin olsun, benim dinim bana yeter.” anlamındaki son âyetini haykırmak ve gücüm ölçüsünde İslam’ı yaşamak ve Nisa sûresinin 77. âyetini hatırlatarak yaşanması gereğini duyurmak olmuştur.

Maddî ve manevî işkenceler altında yaşadıkları için aileleri ve mallarını bırakıp Medine’ye hicret eden müminler, Bedir savaşı ve zaferinden sonra Mekke’ye yürümek için Peygamberimize talepte bulunmaya başlar. Bu ısrarlı istek üzerine Nisa sûresinin 77. âyeti indirilir:

“Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekâtı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir gurup hemen Allah’tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da ‘Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (bir müddet daha savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?’ dediler. Onlara de ki: Dünya menfaati önemsizdir. Allah’ın yasalarına aykırılıktan korunanlar için ahiret daha hayırlıdır ve mükafatınız kıl payı kadar olsun eksiltilmez.”

Biz maddi anlamda işkence görmedik, ailelerimizi ve mallarımızı terk etmedik ve henüz Kurân ile terbiye edilip bilgili ve bilinçli adalet ve merhamet insanı haline dönüşemedik. Bu sebeple  bizden adalet, barış ve erdem devrimcileri çıkmaz.