İstanbul Sözleşmesi çöplüğe gönderildi!

İstanbul Sözleşmesi çöplüğe gönderildi!

Biz müslümanların gönlünü yaralayan İstanbul Sözleşmesi, Cumhurbaşkanımızın dirayetli duruşuyla feshedildi. Peki şimdi ne olacak. Olması gereken, İslami hükümlere uygun, kadın ve erkek haklarını adaletli bir şekilde hükümlere bağlayan yeni bir nizamname yapmaktır.

26 Mart 2021 00:46:15

Biz müslümanların gönlünü yaralayan İstanbul Sözleşmesi, Cumhurbaşkanımızın dirayetli duruşuyla feshedildi. Peki şimdi ne olacak. Olması gereken, İslami hükümlere uygun, kadın ve erkek haklarını adaletli bir şekilde hükümlere bağlayan yeni bir nizamname yapmaktır.

 

BİSMİLLÊHİRRAHMÊNİRRAHÎM...

Muhterem Milat okuyucuları, İstanbul Sözleşmesi'nin mahsurlarını bir çok ortamda dile getirdim ve bu sözleşmeden çıkılması gerektiği yönünde Cumhurbaşkanımıza çağrılarda bulunmuştum. Şükür, çağrılarımız karşılık buldu ve İstanbul Sözleşmesi feshedildi.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, "Gavurlara ve daha da önemlisi gavurlaşmaya da tavır koyalım. Çünkü Rabbimizin açıkladığı üzere gavurlar mallarını yalnızca sömürüleri ve İstanbul Sözleşmesi gibi metinlerle insanlık değerlerini tahrip için kullanırlar ki sonu Cehennemdir."

Şiddet yolunu açıyordu

Erkeklik ve kadınlık fıtratını reddeden, zinacılar ve eşcinsellerle fıtratlarını koruyan iffetli insanları eşitleyen, iddiaların aksine kadını erkek aleyhine kıyama kaldırarak şiddet yolunu açan ve kadın mağduriyetini artıran, aileyi parçalayan, özetlersek bir tür gavurluk türü olan İstanbul Sözleşmesi aleyhine bir çok yazı yazmıştım.

Münker'den sakındırmak

Müslüman fertlerin ve İslâm bağlısı toplumun ana niteliği Emir bi’l-Marûf ve Nehy-i ani’l- Münker’dir. ( Al-İ İmran 3/104,110) Yani yüce dinimizin, ortak aklın ve ilmin gerekleri olan Marûf’a çağırmak ve insanlık değerlerini tahrip eden İstanbul Sözleşmesi gibi din ve akıl- ilim dışılık olan Münker’den sakındırmaktır.

Samimi gayret vardı

İslami bilgi ve bilinçsizliğimiz sebebiyle biz bu ana görevimizi terk eder ve özellikle yöneticilerimize yönelik olarak yap(a)maz olduk. Ne var ki bunun bir istisnası İstanbul Sözleşmesi aleyhine tavrımız oldu. Samimi bir gayret gösterildi, Cumhurbaşkanımıza çağrılar yapıldı ve ilgililere siyasi bedel ödetileceği uyarısında bulunuldu.

Sözleşmeyi çöpe attı

Görevimizi yaptığımız için de bereket hasıl oldu ve kamuoyu desteği verilen Cumhurbaşkanımız, yapılan hatayı idrakle gerekeni yaparak İstanbul Sözleşmesi’ni çöpe attı. Sıra 6284 numaralı yasada. İstanbul Sözleşmesi aleyhine olduğu gibi baskıcı, dışlayıcı ve ötekileştirici zalim jakoben laiklik aleyhine de çalışmalar yapılabilseydi Müslüman milletimiz lehine niye hayırlar ve başarılar elde edilebilirdi.

Hayırlı bir iş yapıldı

istanbul2_469a5ef1801211c3c271ac5bfcbec073.jpg

Kadına şiddeti önleme kılıfıyla 11 Mayıs 2011 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan İstanbul Sözleşmesi’ne mütedeyyin insanlar karşı çıkıyordu.

 

 

Kendi ellerimizle başımıza belâ ettiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldık.  Eşcinsel evlilikleri bile yasalaştıran Batılı  ülkeler ve batıya tapar yerliler kudurduğuna göre hayırlı bir iş yapmışız.

Yapmışız da uzantısı olan 6284 sayılı yasa duruyor. Ama asıl büyük musibet yaşadığımız İslam ile çelişkili düzen. Daha büyük felaket ise bunun farkında olmayışımız.

Öneminden ötürü Rabbimiz Kur’ân’da  aynı gerçekleri çok küçük farklarla tekrarlayarak açıklar. Zaman zaman biz de bu yöntemi izleme gereğini duyuyoruz.

Şunu hemen belirtelim ki, "İstanbul Sözleşmesine HAYIR demek, İslam'a EVET demek değildir. Bu ikisi arasında hayli bir fark vardır. Biz İslam’ı eğitimde, ekonomide, hukukta dışladığımız gibi zina lezbiyenlik eşcinsellik ve alkollü içkileri de meşrulaştırdık. İslam diye bir meselemiz yok. Bizim İmam hatiplerimiz ve bir batı projesi olan ilahiyatlarımız bile İslâm insanı yetiştiremiyor. Adalet ve merhamet yoksunu seküler düzene karşıtlığı geçtik ilmî eleştiri getirenimiz bile yok. Önce bu sıkıntıyı çözmemiz gerekiyor.

Hiç değilse bundan sonra, İslâmî yapılanmalara da alan açacak özgürlükçü bir anayasa için akıllıca çalışmalar yapabilirsek hatalarımızı bir ölçüde gidermiş, hayırlara yol açmış oluruz.

İslâmsızlığın bir belâsıydı

Problemimiz yalnızca İstanbul Sözleşmesi değildir. Allah’a ortak koşma üzerine oturtulmuş eğitim sistemimiz tam bir problem. Allah'a savaş açmış olup emperyalistleri besleyen bir ekonomik yapımız var. İnsan doğasıyla çatışan hukuk düzenimiz de ayrı bir facia. İstanbul Sözleşmesi İslâm’ı dışlamanın belâsıdır. Şiddet de İslâmsızlığın ürünüdür. İstanbul Sözleşmesinin ilave zararı cinsel haramları ve faillerini devlet kurumları eliyle meşrulaştırıp savunmasıydı. Şimdi savunuculara soralım: İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa şiddeti engelledi mi? Hayır.

Hayvani yaşama onay veriyordu

Batı ürünü olan İstanbul Sözleşmesi cebre dayanmadıkça geleneksel ve modern tüm uygulamaları yani haramları ve zararları doğal gören bir sözleşmeydi. Zinacıyı, eşcinseli, lezbiyeni, pezevengi koruyan ve onaylayan sözleşmeydi.  Bir tür hayvanî yaşama onay yani. Önlemleri bizim toplumuzda daha bir şiddet üreten ama çare üretmeyen bir sözleşmeydi. Şiddeti engelleyecek hiçbir manevi müeyyidesi yoktu, vicdanı da yoktu.

 

Alternatif bir sözleşme

Peki İstanbul Sözleşmesi'nden çıktığımıza göre Alternatif Bir Sözleşme İçin Geleneksel Hukukumuzdan/Fıkhımızdan yararlanamaz mıyız? Kur’ân ve Sünnet’ten elbette yararlanırız. Ancak kadınlarımızı özgür özneler olmaktan çıkaran, camilerden bile dışlayan bir yapımız var. Ergenlik öncesi çocuklara bile evlilik yolunu açmışız. Kur’ânî boşama sistemini bile erkek egemen karmakarışık bir yapıya dönüştürmüşüz.  Peki bu günleri görüp önceden bir çalışma yapılamaz mıydı? Elbette yapılırdı. Ama biz baskıcı ve ötekileştirici laik düzene teslim olduk. İslâm’ı namaza indirgedik…Çoğumuz onu da kılmıyor.

 

Sözleşmeye karşı çıkıyorduk!

 

İslâmî vahyin ışığını almayan aciz aklın ortaya koyduğu İstanbul Sözleşmesi’ne yaşadığımız laik dünyamızda karşı çıkmanın pek bir anlamı ve izahı yok. Zinayı meşrulaştırmadık mı? Eşcinselliği yasaklayan bir maddemiz var mı? Medyamız büyük çoğunluğu ile yasal seksüel prodüktör/pezevenk değil mi? Alkollü içkileri serbest kılmadık mı? İslâm’ı dışlayan egemen yasal düzenimiz ortada. Baş tacı ettiğimiz laik düzene çıt yok. Ama devede kulak bile olmayan İstanbul Sözleşmesine karşıyız. İstanbul Sözleşmesinden çekildik. Şimdi buna dayalı 6284 yasayı ilga ettiğimizi düşünelim. Umalım ki bazı şeyler daha belirgin şekilde değişir.  

Tam bir Batı ürünüydü

İstanbul Sözleşmesi, Hak olan Allah’a ve Onun huzurunda sorgulanacağımıza inanmayan batının ürünüydü. Batıda aile yapısı çökertilmiş, aile içinde adalet, merhamet ve fedakârlık gibi değerler yitirilmiş  durumda. Bu dünyada çıplaklık, zina, nikâh dışı birliktelik, eşcinsellik, lezbiyenlik ve alkollü içkiler meşru hale getirilmiş. Porno ve hayvanlarla ilişki bile zevk ve kazanç konusu olmuş. Eşcinsel evlilikler de yasallaştırılmış. Biz böyle bir anlayışın ürünü olan sözleşmeye tabii ki karşı çıkacaktık.

 

Yorumlar

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement